Haydi, tam zamanı şimdi…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Osman Gazi Köprüsünün açılış töreninde bir ara sözü getirip 1915 Çanakkale Boğaz Köprüsüne getirdi. Mutlu olduk elbet. Köprüye 1915 adının verilmesi önemli ama Türklerin Anadolu’dan Rumeli fethi Çardak- Gelibolu’dur.

Osmanlı’nın kurucularından ve 38 yıl padişah olarak yöneten Orhan Gazinin oğlu Şehzade Süleyman (Gazi Süleyman Paşa), Rumeli fethini gerçekleştiren isimdir. Köprünün adı niye Şehzade Süleyman olmasın?

Dedesi Osman Gazi ile birlikte niye anılmasın?

PİLAV KAZANI ATILDI MI?

CHP’lilerin (Bülent Öz hariç) Ak Partili Bülent Turan’ı önce divan üyeliği ve ardından Grup Başkanvekili seçilmesini siyasi nezaket icabı da olsa bu şehrin bir belediye başkanı olarak tebrik etmesi gerektiğini en ateşli savunulardanım ve sözlerimin de halen arkasındayım. Lakin... Ve amma…

Sosyal medyada yayılan fotoğrafa bakıyorum; Ülgür Gökhan ile Bülent Turan, birbirine küs mü ki? Yok canım daha ne… Biri CHP’li, diğeri Ak Partili. Siyasi görüşleri farklı olabilir. Ne sakınca var?

Pilav kazanı kaldırılıp atılmış. İki insan medeni bir şekilde oturup Çanakkale’yi konuşmuş. İhtiyaç temelinde tespit yapılmış. Çözüm için destek istenmiş. Ülgür Gökhan kan davalı değil ki, birileri aracı olup barıştırsın.

Geçmişte kırıcı üsluplar kullanılmış. Seçim heyecanıdır olur, olabilir…

Dün dünde kalmıştır.

Siyaset için“Birbirinizin yüzüne bakamayacak sözler söylemeyin” geçerli değildir. Siyasetin meşhur özlü sözleri arasında gösterilir “Barışmasını bilmiyorsan kavga etme.”

Umarım devam eder ama zor..

HEM SEVMİŞ HEM DE FIRÇA ..

30 Haziran, Çanakkale için bir milat… Bu da benim uydurduğum bir şey… İnanıp milat kabul etmeyin derim dostça. Atık su tesisi kredilendirmesi ve bazı alt yapı yatırımları için Ak Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan’dan destek istemek üzere Ankara’ya giden Çanakkale’nin CHP’li Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, Turan ile ne görüştü? Ak Partili Turan, CHP’li başkana neler söyledi hepsine yerimiz mümkün olduğunca değineceğim ancak ikili arasındaki fotoğraf sanki biraz zorlama, mecburiyet gibi…

Peki Ankara’da ne konuşuldu?

İki taraf da detaylara pek girmiyor. Belki de görüşmenin sıcaklığı etkili bilmiyorum ancak TBMM’de en etkin bilgiler parlamenterlerin kendi aralarında kulislerde paylaşılır. CHP’de ihraca kadar giden poster krizi durduk yerde patlamadı. Eh biz de kulislere meraklıyız. Hadi gelin Turan ile Gökhan aralarında ne konuşmuş?

Uzun görüşmenin bütününden çıkardığım sonuç; CHP’li Gökhan epey terlemiş. Ak Partili Turan, lafı öyle eveleyip gevelemez, pat diye adamın yüzüne söyler. 30 Haziran’daki görüşme gerçekten bugüne kadar bir siyasetçinin diğerine öyle kolay ifade edeceği sözler değil.

Örneğin; Ece Ayhan Evi ile Nalbantlar Sokağın kıyaslanması.. Mutasavvıf sûfi insanları yerlerinden etme düşünce ve girişimi CHP’nin bir proje çalışması mı bilmiyorum ancak Sufiyâne hayat yaşamaya çalışanlara karşı bu bir ötekileştirme anlamı taşır ki, Bülent Turan’ın görüşme sırasında “Ece Ayhan evinde sosyalist okumalar yapılıyorsa başka bir mekanda da farklı görüşlere tahammül edilmeli.” şeklinde bir ifade kullanması aslında insan hakları ve çoğulcu demokrasi bakımından önemli..

Görüşmenin önemli bulduğum detaylarına maddeler halinde devam edelim.

CHP’li başkana hitaben ‘Çanakkale halkının da büyük önem verdiği Kentsel Dönüşüm, belediyenin ben yaptım oldu bitti yerine diğer kentler nasıl yapıyor inceleyip de örnek alalım’ diyor Ak Partili Turan. Bu halkın beklentisini karşılar nitelik ve mutluluk içinde olması açısından önemli bir detay..

Ak Partili Turan “Kordon Boyunu halkımızın kullanımına açalım. Burada bulunan kamu kurumlarını şehir dışına çıkaralım ve boşalan yerleri halkımız kullansın. Kimi sanat merkezi, kimi müze, kimi çok daha Çanakkale değerlerini simgeleyen yer gibi kullanılabilir. Ama bütün bunları yapabilmemiz için sizin belediye olarak bakanlıklarımızdan resmi talebiniz olmalı”

Ve Turan devam ediyor “Kordon’da kütüphane binamızı yıkacağız yerine daha büyük ve modern bir yapıt olacak ama istiyoruz ki, çok amaçlı kullanabileceğimiz bir eser kazandıralım Çanakkale’ye. Bunun için daha önce söz vermişliğiniz var Kültür Turizm Bakanlığımıza. Bunu resmi protokol ile imza altına alalım”

İki yıldır mektup halde kullanılamayan Gençlik Merkezi ile ilgili belediyenin imar engellemesini net bir ifadeyle hatırlatıyor CHP’li başkana Ak Partili Turan “Şüpheleriniz nedir açık söyleyin.” Öyle bir yerden yakalıyor ki ilerleyen dakikalar sözü Kordon’da aylarca bekletilen Öğretmenevi inşaatı yapı izni dahil Valilik kanalıyla gelen taleplerin engellenmesi, okul inşaatları için niye 4 ay gibi uzun süre yapı izninin bekletildiğini hatırlatıp Özgürlük Parkı üzerinde ihalesi yapılan alana kadar ne varsa ortaya döküp bir de soru yöneltiyor Ülgür Gökhan’a “belirli müşavirlik firmalarının dosya geçirdiği diğer hallerde işlerin tıkandığı şehirde ciddi olarak konuşuluyor başkan.” Ne yanıt verdiğini sanırım Gökhan kamuoyuna çıkar Ankara dönüşü açıklar.
Bitmiyor elbet. Turan devam ettikçe ediyor; Yeni iskele terminalini soruyor. Hamidiye Tabyaları ve hattı 116. Jandarma Er Eğitim Alayına ait yayaların kullanacağı kaldırımın neden olmadığını soruyor?

Şehirin tüm eksiklerine hakim bir şekilde finali yapıyor “ÇTSO ile niye kavga ediyorsun. Bu kavgayı niye sürdürebilir kılıyorsun. Çanakkale dışında herkes bunu konuşuyor. Dalga geçiyor insanlar. Yahu insan işadamının önüne engel koyar mı? Siz de bir işadamısınız. Doğru mu davranışınız”

Bülent Turan-Ülgür Gökhan arasında konuşulanlardan önemli bulduğum özet bunlar. Yuvarlak masa değil Turan’ın makamında bulunan dikdörtgen masada konuşuldu bunlar. CHP Milletvekili Muharrem Erkek, küslüğünü ve inadını hala sürdürdüğü için tanık olamadı Çanakkale meselelerinin konuşulduğu tarihi buluşmada.

Yaşanan ve söylenenlerden sonra Ülgür Gökhan bir daha Turan ile ayna masada oturup tartışır mı? Şimdilik meçhul. Zor.

Keşke bir daha denese.

En azından 14 yıldır uygulanan belediye politikalarının yanlış olduğunu fark eder.

Buna da en çok balıkçı küçük şişman üzülür.

Niye.

Turan’a saldıracak bir şeyi elinde kalmayacak zavallının.

Milat ben buna derim…