Merak; sözlükte "Bir şeyi anlamak veya öğrenmek için duyulan güçlü istek" anlamına gelir. Yani insana bir şey öğrenme, bir işle uğraşma isteği verir. Yapay zekânın yapamadığı tek şey, merak etmektir. Bu yüzden insanı diğer canlılardan ayıran en büyük dürtüsü de merak dürtüsüdür. Bu dürtü olmasaydı insan kendini geliştiremez çevresinde olan biteni anlamak için çaba sarf etmez, yeni bilgiler öğrenemezdi. Bu nedenle bugünkü geldiğimiz gelişim tamamen merak duygumuzdan kaynaklı. Tekerleğin icadından en gelişmiş uzay araçlarına kadar üretilen her araç, Dünya'ya ve evrene dair öğrendiğimiz her şey insanın merak duygusunun birer ürünü.
Aslında merak etme duygumuzun en aktif olduğu zamanlar bebeklik ve çocukluk yıllarımız oluyor. Bebeklik çağından ele alırsak insanoğlunun yürüme, konuşma gibi ihtiyaçlarını bile merak duygusu olmadan yerine getirebilmesi mümkün değil. Bebeklerde ve çocuklarda olan bu büyük merak duygusu sayesinde yemek yemenin, yürümenin, bir yere varmanın ve günlük hayatta basit gibi görünen bütün eylemleri elde etmek için büyük bir merak duygusuyla yorulmadan çabalamasının sonucunda öğrenmesi gerçekleşir. Bu doğrultuda benim de çocukken sorduğum absürt soruları özlediğim zamanlar oluyor bazen. Çünkü büyüdükçe önümüze çıkan kural ve engeller merak duygumuzu köreltiyor ne yazık ki.
Örneğin; şirketler, ailelerimiz, toplum bizden hep yaratıcı bireyler olmamızı istiyor; fakat aynı şekilde önümüze kurallar koyup bunlara da uymamızı istiyorlar. Çevremiz sıkı sıkıya kurallarla örülmüş bir ağdan ibaret bile olsa, merak kafamızın içinde ve soru sormaktan, merak etmekten bizi kimse alıkoyamıyor. Bazen kurallara nizami bir şekilde uyduğumuzu göstersek bile içimizde kopan merak fırtınalarını yine de kimse bilmiyor.
Zaten normal olan da bu; başarılı bir yönetici olmak istiyorsanız, çalışanınızı ya da müşterinizi gerçekten merak etmelisiniz. Başarılı bir öğretmen olmak istiyorsanız öğrencinizin başarısını merak etmelisiniz. Başarılı bir ebeveyn olmak istiyorsanız çocuğunuzun sorunları, hayatı ile ilgili merak sahibi olmalısınız. Birisini gerçekten seviyorsanız, o kişiyi mutlaka merak edersiniz. Bu liste böyle uzayıp gider. Kısaca her başarılı iş, bir merakla başlıyor.
O yüzden hayat boyu öğrenci olmak, hızla dönüşen bu dünyada olmazsa olmaz bir yetkinlik artık. Aynı gün içerisinde mutlaka heybemize yeni bir bilgi eklemek durumundayız. Mutlaka bir şeyi merak etmeli, peşinden gitmeli ve onu içselleştirmeliyiz. O kadar kolay bir süreç değil tabii ki merak etme döngüsü. Neden derseniz merak, insanoğlunun en anarşist tarafı. Sokrates’i hayatından eden, ihtilaller çıkartan, kıtalar keşfettiren, dünyanın gidişatını değiştiren hep merak duygusu ve onun peşinden giden bir avuç insandı.
Yani Sokrates “Bilge cahiller olalım” derken merakın sonsuz olduğunu kastediyordu. Bildim, biliyorum demek hayatın tüm heyecanını öldürmez mi? Keşfedilecek merak edilecek o kadar çok şey varken “Ben biliyorum” demek sizce de bu evrene bir haksızlık olmaz mı? Bana sorarsanız ben daha neyi bildiğimi bile bilmiyorum J ve cümlelerimi Bernard Baruch’un sözüyle sonlandırıyorum. “Milyonlarca kişi elmanın düştüğünü gördü. Fakat sadece Newton ‘neden’ diye sordu.” bu cümle kısa ve öz olarak bize birçok şeyi anlatıyor aslında.
Merakınızın peşinden koşarken; hiç yorulmamanız dileklerimle…