CHP Milletvekili Bülent Öz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Ankara’daki CHP’nin Zafer Yürüyüşünde hayli düşünceli …
Çanakkale’den giden partililer bir kafeteryada atıştırıyor, sayın Öz su ile geçiştiriyor. Sol eli de cepte. Acaba hesap kabarık gelecek diye bir endişe mi taşıyor? Paylaşılan fotoğraflar öyle gösteriyor da..
ENGİN ŞİMDİ NE DİYECEK?
Neyin ne olduğu ortaya çıkmadan Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odasına “FETÖ saldırısı” diye yaygara koparılmasını dün anlayamamıştım, jandarmanın kriminal çalışması bitmeden ortaya atılan iddiaları inandırıcı bulmadığımı söylemiştim.
Doğruluğuna inandığım, dürüst, objektif bir kaynaktan edindiğim bilgiler; dünkü şüphelerimi haklı çıkardı ve Çanakkale Ticaret Sanayi Odası (ÇTSO) çatı altındaki kurşun deliğinin yakından atılan mermi olmadığı, hatta camı delen merminin izolasyonda takılıp kaldığı gibi emarelerden hareketle silahlı bir saldırı olma ihtimali çok düşük. Çok yüksek ihtimal; yorgun mermi. Hedefi bulmadığı için yer çekimi etkisiyle belirsiz hedefe saplanma gibi duruyor. Tabi bütün her şey balistik inceleme sonucu belli olacak ama bir terör örgütü saldırısı yada suikast girişimi olmadığı çok açık.
ÇTSO Yönetim Kurulu Başkanı sayın Bülend Engin’in bütün suçlamaları şimdilik havada kalmış gibi.
Engin’in esip gürlemesi ve camdaki mermi izinin ne olduğu henüz resmi makamlarca teyit edilmeden gece yarısı haber bültenleri hazırlayıp servis ettirmede beklentiler nedir bilmiyorum ama yakışmadı.
Dünde söyledim, kendini zor durumda bırakacak sözler.
Balistik sonuç gelip açıklandığında sayın Engin’in o koltukta bir saniye bile oturmaması, istifasını verip gitmesi gerekiyor. Kalmaya devam ederse çok tartışma yaratır ve kendi hadi neyse ÇTSO gibi kentin çok prestijli yapısı yıpranır. 5000 üyeye hesap veremez kimse.
Bir sözüm de Ak Parti İl Başkan Yardımcısı Timur Ay’a. Acele etmiş. Saldırı olup olmadığı belli olmayan bir şey için çıkıp kınama metni yayınlaması hayli iddialı olmuş. Keşke balistik sonuçları beklese idi. Bu çıkış sayın Ay’ı da zor durumda bırakabilir, belki istifası bile istenebilir. Sayın Ay, çıkıp o açıklamayı bir ÇTSO üyesi olarak yapmış olsaydı çok da önemsemezdim.
Siyasetin içinde yer alanlar temkinli olmalı.
İddiayı , asıl kaynağından bilgi edinerek taşımalı.
Kaldı ki, İl yönetiminde görev aldığı yeri gereği böyle bir imkanı da mevcut,
SİYASETİN BARIŞ HAVASI
Siyasetle uğraşanlar için 15 Temmuz gerçekten milat oldu. Sertliğin yerini yumuşama, fütursuz salvo yerini uzlaşı, iletişimsizlik yerini diyalog, eleştiri yerini yapıcı öneriye bıraktı. Düne kadar selam sabahı kesenler bugün kameralar önünde daha samimi görüntü veriyor, ‘biz birlikte Türkiye’yiz’ mesajı hem kendileri hem de toplum açısından faydalı.
Hiç bir şey eskisi gibi değil. Eleştirilerde bazı sertliklere satır aralarında rastlasak da bunu demokratik parlamenter sistemi işletme olarak algılamak lazım. Geçmişle ilgili hatırlatmalar saygı çerçevesinde oldukça mahsuru yok.
Ayhan Gider. Ak Parti Çanakkale Milletvekili. CHP’li belediye tarafından davet edildiği Geyikli yağlı pehlivan güreşlerinde. Kiminle beraber? Ezine’nin Ak Partili Belediye Başkanı Haluk Babaoğlu ile. Hem de adı, CHP’de Ezine Belediye Başkan adayı olarak geçen Geyikli Belediye Başkanı Ercan Yılmaz’ı hiçbir kıskançlık içine girmeden, siyasi rakibi olmasına rağmen sarılıyorlar.
Demokrasi adına, demokratik parlamenter sistem adına uzun yıllardır özlediğimiz tablo.
Siyasetteki bu barış ve uzlaşı havası bazılarının işine gelmiyor. Özellikle de bir kısım medyanın. Gerilim ve çatışma kültürünü yaygınlaştırıp çok okunacağını, çok satacağını zanneden akıllar (!), bozuluyor. Bir fırsat oluşsa da yeniden eski günlere dönsek bekleyişinde. Tabi bunlara gerilim üzerinden nemalanan o bazılarını da katmak lazım. Ençok da onlar bozuluyor siyasette sağlanan uzlaşıya.
Geyikli’de ortaya çıkan fotoğrafın baş mimarı olarak Ak Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider’i öne çıkarmak gerekir diye düşünüyorum.
Ha unutmadan söyleyeyim; sayın Gider’in mesafe koyduğu ve kırmızı çizgisi terör üzerinden siyaset yapanlar. O konuda verdiği hiç taviz yok. Hem de en sert şekilde tepki gösteriyor .
O konuda kimleri kastettiğimi sizler anlamışınızdır.
GENÇLERİN TEPKİSİ
Ak Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan’ın 30 Ağustos mesajında ‘ Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e’ yer vermediği eleştirilerine en manalı yanıt Ak Partili gençlerden geldi. Sayın Turan’ın yayınladığı mesajın bütünü incelenmeden sadece ajans haberine bağlı olarak yöneltilen eleştiri gerçekten büyük haksızlık.
Haberin bir internet haber sayfasında yayınlandığını görünce çok şaşırmıştım. Acaba biz mi göremedik diye açıp maili birkez daha okudum. İddia edildiği gibi değil. Kaynak gösterilen ajans belli ki, paragraf atlamış yada kullanmaya gerek görmemiş.
Bunun üzerinden çıkıp CHP İl Gençlik Kolları başkanının sosyal medya hesabından “Koskoca grup başkanvekili. 30 Ağustos kutlamalarında Mustafa Kemal Atatürk "diyemiyor" niye biliyor musunuz? Yüreği mi yok? Abisi mi kızar?” diyerek kara mizah yapmaya çalışıyor. Eeee, kişi, bilginin doğruluğunu araştırmadan sadece bir haberi kaynak gösterip tepki veriyorsa, diğer gazete ve internet haber sitelerindeki tam metni okumamışsa , yada okuyup görmez bir tavır içine girmişse doğaldır ki cevapsız kalmaz. Karşı tepki gelişir.
Ak Partili gençlerin eleştirilerine katkı olsun diye söylemiyorum, böyle anlaşılmasını da istemem. CHP’li genç başkanın imtina ettiği bir noktadan özeleştirimi yöneltmek istiyorum.
Atatürk’le ilgili paragrafta metnin bütününe bakıldığında görülecek ki; sayın Turhan, sadece Mustafa Kemal diye geçiştirmemiş, bir asker ve ülkesindeki insanlar için en yüce, en kutsal unvan olarak kabul gören bihakkı teslim, ‘Gazi Mustafa Kemal’ diyerek tamamlamış sözlerini. Aslında karşılıklı eleştirinin asıl bam teli burası.
Dikkatlice takip ediyorum; CHP’li genç başkan Mustafa Kemal Atatürk’ten söz ederken ‘Gazi’ yok. Gerek mi görmez? Bu Mustafa Kemal’in‘Gazi’ unvanını yok sayma değil mi?
CHP’li genç başkana tarih sayfalarından (Atatürk İnkılapları) bir hatırlatma yapayım “ Sakarya Savaşının 13 Eylül’de kazanılmasının ardından, Garp Cephesi Komutanı İsmet İnönü, Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak, cepheden Edirne Mebusu İsmet ve Kozan Mebusu Fevzi imzalarıyla Meclis'e (TBMM) 15-16 Eylül 1921'de gönderdikleri tarihi önergeyle, Mustafa Kemal'e '’Müşirlik' rütbesi ile 'Gazilik' unvanı 'tevcihini' önerdiler. 1.Meclis'in bu önergeyi kabul etmesiyle Mustafa Kemal Atatürk’e 'Mareşal' rütbesi ve 'Gazi' unvanı kanunla verildi.”
Ve genç başkana, yine tarih sayfalarından bir hatırlatma daha .Mustafa Kemal, 20 Eylül 1921'de orduya yayımladığı bildiride şöyle diyor ''...Zaferden dolayı sizin kahramanlıklarınızla, sizin gösterdiğiniz nihayetsiz fedakarlıklar pahasına kazanılan bu büyük muzafferiyetlerin millet tarafından takdirini gösteren bu rütbe ve unvanı, ancak size mal ederek bütün askerlik hayatımın en büyük iftihar sermayesi olarak taşıyacağım.''
Gazi ısrarımı anlayabildin mi genç kardeşim?
Nasıl bir mirasın üzerinde oturduğunun farkında mısın?
#