“Çanakkale’ye yaklaşık olarak 30 kilometre mesafedeki Kirazlı projemiz, planladığımız yatırımlardan birisi. Maden ömrü süresince toplamda yaklaşık 500 bin ons altın, 3.5 milyon ons civarında gümüş üretimi planlanmakta. Bir diğer projemiz olan Ağı Dağı projesinin maden ömrü boyunca da yaklaşık 1 milyon ons altın, 2.5 milyon ons gümüş üretimi olacak. Çamyurt projesinde ise fizibilite çalışmaları devam ediyor. Mevcut projelerimizle birlikte bölgeye-500 milyon ABD Doları kuruluş yatırımı ve işletme dönemi harcama tutarımızla birlikte- 1 milyar ABD Doları yatırım yapmayı planlıyoruz. Bölge ekonomisine sağlayacağı reel toplam katkının ise gelişecek yan sanayilerle birlikte 6 katına çıkacağını öngörüyoruz. Yine bu projelerde, 1000 kişi doğrudan istihdam edilecek. Hizmet alımlarıyla birlikte bu rakamın 2 bin kişiyi aşması bekleniyor. Bunun da bölgeye önemli bir ekonomik canlılık getireceği tartışılmaz bir gerçek.” dedi.
“Bölge ekonomisi canlanacak…”
Maden ekonomisinin, ürettiği katma değerle birçok sektörün hem itici gücü hem de ana girdisi olduğunu hatırlatan Demir, “Tüm gelişmiş ülkeler için maden sektörü ayrıcalıklı bir konuma sahiptir. Ülkelerin kalkınma ve ekonomik gelişiminde önemli yeri olan madencilik ve entegre üretim sanayii, büyük bir katma değer yaratmaktadır. Bunun farkındalığıyla hareket eden güçlü firmalar Türkiye ekonomisine önemli katkılar sağlamaktadır. Bunu 27 yılı aşkın madencilik tecrübemle ve altını çizerek söylüyorum.” dedi.
Metin sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu farkındalıkla bakacak olursak, altın üretiminde ciddi deneyim ve başarıya sahip Alamos Gold, merkezi Kanada’da bulunan halka açıkbir şirkettir. Hisseleri hem Toronto Borsası’nda hem de New York Borsası’nda işlem görmektedir. Amerika kıtasında işleyen üç altın madeninin yanı sıra Kanada, Meksika, Türkiye ve ABD’de çeşitli arama ve geliştirme projeleri mevcut. Bizler de, ekip olarak bu güne kadar birçok projede yer aldık. Kışladağ ve Ovacık altın madeni projelerini hayata geçirdik. Yurt dışında maden projelerinde bulunduk. Bu konuda oldukça deneyimli bir ekibimiz var. Birlikte çalıştığımız firmalar yeterli tecrübeye sahip. Tüm yatırım ve işletme dönemi harcamalarıyla,doğrudan istihdam dışında inşaat, taşımacılık, tarım ve gıda gibi birçok sektörükapsayacak şekildebölge ekonomisine güçlü bir katkı sunmaya hazırlanıyoruz.”
“Önceliğimiz çevre, insan ve iş güvenliği”
Madencilik için çevre, insan ve iş güvenliğinin en değerli kavramlar olduğunun altını çizen Metin Demir, çevre bilinci yüksek olan ülkelerde yapılan madencilik faaliyetlerinin doğayla barışık şekilde yürütüldüğünü aktardı. Demir, “Bakın hemen iki ülkeyi örnek vereyim: Kanada ve Avustralya... Bunlar hem maden ülkesi hem de çevre bilincinin çok ileri düzeyde olduğu ülkeler. Maden ve çevrenin bir arada ve sağlıklı gelişebileceğine birinci elden en iyi örnekler. Burada önemli olan en son teknolojiyi kullanmak, gerekli tedbirleri en üst düzeyde almak ve uygulamaları mevzuata uygun ve eksiksiz yerine getirmektir. Zaten Alamos Gold, bu alanda kendisini ispatlamış bir şirket. Amerika, Kanada, Meksika gibi ülkelerde altın madenleri işleten, üstelik bu işletmeleri de birçok kez çevre ödülü alan, bu anlamda donanımlı, çevreye, doğaya son derece saygılı bir şirket. Bunun çok büyük bir avantaj olduğunu düşünüyorum. Çünkü Çanakkale de bu konuda çok hassas. Alamos Gold’un sadece üretim alanında değil çevre ve sosyal sorumluluk alanındaki tecrübelerini Çanakkale’deki projelerimize yansıtarak, sadece ülkemizde değil dünyada örnek gösterilebilecek işletmeler kurmayı planlıyor, bunun için tüm bilgi ve birikimimizle hazırlık yapıyoruz. Metal madenleri, gelişen son teknolojilerle birlikte, hem çevreye hem bulunduğu alandaki yaşama son derece uyumlu şekilde ilerleyen işletmelerdir. Bunun dünyada birçok örneği var. Alamos Gold’un en büyük projelerinden birisi olan Meksika’daki Mulatos madenini de buna örnek gösterebiliriz. Mulatos madeni, adını aldığı Mulatos köyüyle sınır komşusudur. Bir yandan madende işletme devam ederken, köyde de yaşam tüm olağan düzeniyle sürmektedir. Burada yaşayan köylüler, normal şekilde tarım, hayvancılık ve diğer günlük aktivitelerini devam ettirmektedir. Sadece bu örnek bile, doğru yapıldığında madenciliğin diğer işletmelerden çok da farklı olmadığını ortaya koymaya yetiyor.” dedi.
“İstihdamın yüzde 80’i bölge insanından karşılanacak”
Yatırım harcamalarının yanı sıra istihdam yaratarak da bölge ve ülke ekonomisine katkı sunulacağını aktaran Demir; “İstihdam bizim çok önem verdiğimiz bir başlık. Doğu Biga Madencilik olarak istihdam politikamızı öncelikle ‘yöre insanının’ iş gücünü değerlendirmek üzerine kuruyoruz. Çalışanlarımızın yüzde 80’i bölge insanı olacak. Bu nedenle şimdiden yöre insanımızı daha donanımlı hale getirmek için mesleki kurslar, sertifika programları düzenlemeye başladık, düzenlemeye de devam edeceğiz. Alamos Gold, dünyanın birçok ülkesinde yatırımı olan, birçok ülkede de yatırım yapmayı hedefleyen bir şirket. Gelecekte, gerek yurtiçi ve yurt dışındaki diğer projelerimizde gerekse dünyanın her tarafındaki madenlerde başarıyla çalışabilecek insan gücünün yetişmesine de katkı sağlamak en büyük hedeflerimizden.” dedi.
“Suya siyanür karışacağı iddiaları kesinlikle gerçeği yansıtmıyor”
Atikhisar Barajı ile Kirazlı Altın ve Gümüş Madeni Projesini’nin ilişkilendirilmeye çalışıldığını, bunun ise gerçeği yansıtmadığını söyleyen Demir; “Projemiz, Çanakkale il merkezine yaklaşık olarak 30,Atikhisar Barajı’na 14 kilometre uzaklıkta. Altını özellikle çizmem gerekir:İddiaların aksine bizim Atikhisar Barajı Su Toplama Havzası içerisinde, siyanür ya da başka bir kimyasal solüsyon içeren faaliyetimiz kesinlikle bulunmamaktadır. Yönetmeliğe göre, baraj gölünün, mutlak ve kısa koruma alanları dışında kalan, yani 1 kilometrelik alan dışındaki orta ve uzun mesafeli koruma alanlarında madencilik faaliyeti yapılabilmektedir. Buna rağmen, projemizde kimyasal işlem gerektiren faaliyetlerin tamamı, Atikhisar Barajı dışına konumlandırılmıştır. Bu alanlar oluşturulurken de, günümüzün en ileri mühendislik teknikleri kullanılacaktır. Şunu da ifade edeyim ki; Kirazlı Altın ve Gümüş Madeni Projesi’nde, Atikhisar Barajı’ndan kesinlikle bir damla dahi su kullanılmayacaktır. DSİ kontrolünde, şirketimiz tarafından yaptırılmakta olan Altınzeybek-2 göleti, öncelikle çevre köylerin sağlıklı içme ve kullanma suyunu temin edecek, yağışsız dönemde de projenin su ihtiyacının karşılanmasına destek olacaktır.” diye konuştu.
“Bölgenin temiz su ihtiyacını karşılayacağız”
Şirket olarak, komşu köylerle sosyal ilişkilerin en üst düzeyde devam ettirildiğini de aktaran Demir, şöyle devam etti:
“Henüz üretimde olmamamıza rağmen bu alandaki çalışmalarımıza hep büyük önem verdik. Eğitim, sağlık, altyapı vekültür bizim öncelik verdiğimiz ana başlıklar.Bölgenin gelişmesine yönelik projelerimizin ekonomiye katkı sağlamasının yanı sıra uzun vadeli yatırımlar olmasına özen gösteriyoruz. Bu adımların en önemlisini, bölgede yaşayan insanların sağlıklı ve temiz su ihtiyacını karşılayacak gölet projemiz oluşturuyor. Tüm finansmanı Doğu Biga Madencilik tarafından karşılanıyor olan Altınzeybek-2 göleti, bölgemizde yaşanan su sıkıntısına kalıcı çözüm anlamına gelmesi bakımından son derece önemli. Bölgede, henüz faaliyete bile başlamadan 2 hatıra ormanı oluşturduk. Bunun yanında bölge arıcılığına destek vermek amacıyla “arıotu” ekimi gerçekleştirdik. Ayrıca süt toplama merkezleri, cami inşaatı, köprü-yol onarımları, kanalizasyon çalışmaları, köy konaklarının yenilenmesi gibi bölge insanının gündelik hayatını kolaylaştıran birçokfaaliyette de Doğu Biga Madencilik’in imzasını görebilirsiniz. Eğitimin bizim önem verdiğimiz ve öncelikli değerlendirdiğimiz başlık olduğunu belirttim. Komşu köylerimizde yaşayan başarılı öğrencilerimizin eğitim hayatlarına destek olmak, en önemsediğimiz projelerin başında geliyor. Bu kapsamda yıllardır aralıksız sürdürdüğümüz burs programımız çocuklarımızın, gençlerimizin eğitimine katkı sağlıyor ve belki kim bilir geleceğin madencilerinin yetişmesine de zemin hazırlıyor.Yine komşu köylerimizde yaşayan vatandaşlarımızla birlikte organize ettiğimiz çeşitli kültür ziyaretleri bizim için çok anlamlı. Geçtiğimiz yıl 4’üncüsünü düzenlediğimiz Gelibolu Şehitlik ziyaretimizde, aralarında daha önce buraları hiç gezme fırsatı bulamamış gencinden yaşlısına çok sayıda vatandaşımızla yine çok özel anları paylaştık. Tarihimizi ve vatanımız için nice kahramanlıklar yapmış evlatlarımızı birlikte yâd ettik.Yine bölgemizdeki tarihi ve turistik alanlara olduğu gibi çevre illere de çeşitli zamanlarda maden-kültür gezileri düzenledik.
Birlikte yaşadığımız komşu köylerimizin etkinlikleri de en sevdiğimiz paylaşımlarımızdan…Katıldığımız köy hayırlarında hem katkıda bulunuyor hem de komşuluk ve yardımlaşma ruhunu pekiştirerek, milletçe sahip olduğumuz bu güzel hasletleri yaşatmada elimizi taşın altına koymuş oluyoruz.
Paydaşlarımızla her ay düzenli olarak toplantılar yapıyor, açık, şeffaf bir biçimde ve uzlaşıyla aldığımız kararlarla belirlenen projeleri hayata geçiriyoruz.
Karşılıklı güven esasına dayanan, bölgemizin hem sosyal hem de ekonomik geleceğine katkı sağlama amacı üzerine inşa ettiğimiz bu yapı ile gelecekte çok daha güçlü, çok daha üretken olacağımızdan ve Türkiye’nin gurur duyacağı bir örnek teşkil edeceğimizden hiç şüphem yok.” HABER MERKEZİ





