Cumhuriyet’in 103. yılında Çanakkale’nin farklı alanlarında sorumluluk üstlenen kadınlar, Cumhuriyet’in özgürlük, eşitlik ve çağdaşlaşma mirasını değerlendirdi. Bilimden iş dünyasına, sivil toplumdan yerel yönetime uzanan farklı deneyimler; kadınların güvenliği, fırsat eşitliği ve karar mekanizmalarında etkin temsili konusunda ortak bir noktada buluştu: Cumhuriyet’in kazanımlarını korumak, onları gelecek kuşaklara aktarmak ve eşit bir yaşamı güvence altına almak.

Bir ülkenin geleceği, yalnızca geçmişte kazandıklarıyla değil, o kazanımları bugün ne ölçüde yaşatabildiğiyle de şekillenir. Cumhuriyet, Türkiye’de kadınların eğitimden çalışma hayatına, toplumsal yaşamdan yönetime uzanan alanlarda var olabilmesinin önünü açan tarihsel bir dönüm noktası oldu. Aradan geçen 103 yılda bu miras, bir yandan büyük bir gururla sahiplenilirken diğer yandan kadın hakları, kadına yönelik şiddet, aile içinde kadının rolü ve kadınların karar alma mekanizmalarındaki temsili yer yer yeniden tartışma konusu oluyor.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı haftası dolayısıyla Çanakkale’de iş dünyasından akademiye, meslek odalarından sivil toplum kuruluşlarına kadar farklı alanlarda görev yapan kadınlara Cumhuriyet’in kazanımlarını, Türkiye’nin geleceğine ilişkin beklentilerini ve günümüzde kadınların toplumdaki konumunu sorduk. Yanıtlar, farklı mesleki deneyimlerden süzülse de ortak bir çağrıda birleşti: Cumhuriyet’in değerlerine sahip çıkmak, bilimi ve eğitimi rehber edinmek, kadınların eşit ve güvenli bir yaşam sürmesini sağlamak.

“CUMHURİYET, ÖZGÜRLÜĞÜN, EŞİTLİĞİN VE ÇAĞDAŞLAŞMANIN TEMELİDİR”

Türk Anneler Derneği Başkanı Belgin Akpınar, Cumhuriyet’i özgürlük, eşitlik ve çağdaşlaşmanın temeli olarak tanımladı. Türkiye’nin geleceğinin Atatürk’ün ilke ve devrimlerine bağlı, bilimin ışığında ilerleyen, demokrasiye ve insan haklarına saygılı nesillerle şekilleneceğine inandığını belirten Akpınar, gençlere Cumhuriyet’in değerlerine sahip çıkmaları ve hayallerinden vazgeçmemeleri çağrısında bulundu.

Kadın haklarının güçlü bir toplumun ve sağlıklı bir ailenin temelini oluşturduğunu vurgulayan Akpınar, kadınların şiddetten uzak, eşit ve özgür bir yaşam sürmesinin; eğitimde, iş hayatında ve karar alma mekanizmalarında hak ettikleri yeri almasının bir ayrıcalık değil, temel hak olduğunu ifade etti. Akpınar’a göre kadınların güçlendiği bir toplumun geleceği de güçleniyor.

“EŞİT FIRSATLAR VE LİYAKAT, KALICI BAŞARININ TEMELİ”

Çanakkale İş Kadınları Derneği üyesi ve Çanakkale Belediye Meclis Üyesi Elif Bıyıklı, Cumhuriyet’in en önemli kazanımlarından birinin kadınlara toplumsal yaşamın her alanında var olma ve söz sahibi olma imkânı sağlaması olduğunu belirtti. Türkiye’nin geleceğinin bilim, eğitim, üretim ve fırsat eşitliği üzerine kurulması gerektiğini vurgulayan Bıyıklı, uzun yıllardır madencilik sektöründe şirketler ve yatırımcılarla yürüttüğü projelerden edindiği deneyimi yerel yönetim çalışmalarına da taşıdığını ifade etti.

Kalıcı başarının doğru planlama, bilgi, emek, sorumluluk ve liyakatle mümkün olduğunu dile getiren Bıyıklı, gelecek kuşaklara Cumhuriyet’in değerlerine sahip çıkmaları, sorgulamaktan ve üretmekten vazgeçmemeleri çağrısında bulundu. Mustafa Kemal Atatürk’ün umutsuzluğa karşı mücadeleyi ve çalışma kararlılığını öne çıkaran sözlerini hatırlatan Bıyıklı, bu yaklaşımın kendisi için de umut kaynağı olduğunu belirtti.

Kadınların eğitimde, iş hayatında ve siyasette daha fazla yer almasının tek başına yeterli olmadığını kaydeden Bıyıklı, asıl meselenin eşit fırsatlara sahip olmak ve karar süreçlerinde gerçekten etkili olabilmek olduğunu vurguladı.

“AİLEYİ GÜÇLENDİRMEK, HER BİREYİN YAŞAM HAKKINI KORUMAKTAN GEÇER”

Kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda değerlendirmelerde bulunan Bıyıklı, 2025 yılının “Aile Yılı” ilan edildiği dönemde Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonunun verilerine göre 297 kadın cinayeti ve 94 şüpheli kadın ölümünün kaydedildiğini hatırlattı. Bu tablonun ciddi biçimde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Bıyıklı, aileyi güçlendirme hedefinin aile içindeki her bireyin yaşam hakkını, güvenliğini ve özgürlüğünü korumayı da kapsaması gerektiğini ifade etti.

Kadına yönelik şiddetle mücadelenin yalnızca söylemlerle yürütülemeyeceğini vurgulayan Bıyıklı; yasaların etkin uygulanması, koruyucu mekanizmaların güçlendirilmesi, eğitim olanaklarının artırılması ve kadınların ekonomik bağımsızlığını destekleyen politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini kaydetti.

Kadınların yalnızca belirli günlerde hatırlanmasının değil, yaşamın her alanında eşit ve güvende olmasının önemine dikkat çeken Bıyıklı, Cumhuriyet’in kazandırdığı hakları koruyarak daha adil, güvenli ve eşit bir toplum oluşturmanın ortak sorumluluk olduğunu dile getirdi.

“KADININ GÜÇLÜ VE ÖZGÜR OLDUĞU TOPLUMDA AİLE DE GÜÇLENİR”

Geyikli Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Aynur Tunçal, Cumhuriyet’in bağımsızlık, eşitlik ve kendi yolunu çizebilme gücü kazandırdığını belirterek geleceğe ilişkin beklentilerini bilimin ve adaletin ışığında ilerleyen, gençlerin potansiyellerini özgürce gerçekleştirebildiği bir Türkiye üzerinden anlattı. Tunçal, gelecek kuşaklara bu büyük mirasa sahip çıkmaları, kendilerine inanmaları ve daha aydınlık yarınlar için üretmekten vazgeçmemeleri mesajını verdi.

Lapseki’de devrilen traktörün sürücüsü hayatını kaybetti
Lapseki’de devrilen traktörün sürücüsü hayatını kaybetti
İçeriği Görüntüle

Kadınların toplumda hak ettiği değeri görmesinin, güven içinde yaşamasının ve karar süreçlerinde söz sahibi olmasının gelişmiş bir toplumun temel şartı olduğunu ifade eden Tunçal, kadına yönelik şiddet konusunda tavizsiz bir tutum sergilenmesi gerektiğini vurguladı. İş hayatında ve yönetim kademelerinde kadın temsilinin artırılmasının önemine değinen Tunçal, kadının güçlü ve özgür olduğu bir toplumda ailenin ve geleceğin daha sağlam temellere oturacağını belirtti.

“ERİŞİLEBİLİR, EŞİT VE ÖZGÜR BİR TÜRKİYE”

Türkiye Görme Engelliler Derneği Çanakkale Şube Başkanı Emel Köybaşı, Cumhuriyet’in 103. yılında en büyük kazanımın halkın kendi iradesiyle geleceğini belirleyebilmesi olduğunu ifade etti. Cumhuriyet’in özgürlük, eşitlik ve adaletin yolunu açtığını belirten Köybaşı, Türkiye’nin geleceğini gençlerin özgürce düşünebildiği, kadınların, erkeklerin ve engelli bireylerin eşit haklara sahip olduğu, erişilebilirliğin sağlandığı, bilim ve sanatın yol gösterdiği bir ülke olarak gördüğünü dile getirdi.

Gelecek kuşakların Cumhuriyet’in ruhunu koruyarak onu çağın gerekleri doğrultusunda yaşatmasının önemine dikkat çeken Köybaşı, daha güçlü yarınlara gençlerle ulaşılacağına inandığını belirtti.

Kadın hakları ve karar alma mekanizmalarında temsil konularının demokratikleşme sürecinin temel başlıkları arasında yer aldığını kaydeden Köybaşı; kadınların sivil toplumda, yerel ve ulusal yönetimlerde, sporda, bilimde ve sosyal yaşamda daha fazla sorumluluk üstlenmesinin hem aileyi hem de toplumu güçlendireceğini ifade etti. Kadınların vizyonu, empati gücü ve liderliğine daha fazla alan açılmasının toplumsal adalet ve sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağlayacağını belirten Köybaşı, her kadının potansiyelini korkusuzca hayata geçirebildiği bir ortam oluşturulması gerektiğini vurguladı.

“AYDINLIK GELECEK; BİLGİYE, EMEĞE VE EŞİTLİĞE SAHİP ÇIKMAKLA MÜMKÜN”

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ ) İletişim Fakültesi’nden Doç. Dr. Hicran Özlem Ilgın, Cumhuriyet’in 103. yılında aklın ve bilimin rehberliğinde ilerleyen, eğitim ve fırsat eşitliğini esas alan, özgür düşüncenin ve toplumsal dayanışmanın güçlendiği bir Türkiye’nin geleceğe daha sağlam adımlarla ilerleyeceğine inandığını belirtti.

Cumhuriyet’in en önemli kazanımlarından birinin her bireyin kendi potansiyelini gerçekleştirebileceği bir yaşamın mümkün olması olduğunu ifade eden Ilgın, gençlerin sorgulayan, araştıran, üreten ve yaşadığı topluma karşı sorumluluk duyan bireyler olarak yetişmesinin önemine dikkat çekti.

Kadın hakları, şiddetle mücadele ve kadınların karar alma mekanizmalarındaki temsilini toplumsal gelişimin birbirini tamamlayan başlıkları olarak değerlendiren Ilgın, kadınların eğitimden çalışma hayatına, bilimden kültür ve sanata kadar her alanda fırsat eşitliğine sahip olmasının toplumun bütününün ilerlemesi açısından önem taşıdığını kaydetti.

Kadına yönelik şiddetle mücadelede toplumsal farkındalığın artırılmasının yanı sıra eğitim, koruyucu ve önleyici hizmetler ile etkili destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini belirten Ilgın, şiddetin önlenmesinin yalnızca yaşanan olaylara müdahale etmekle sınırlı kalmaması gerektiğini vurguladı. Ilgın, saygıyı, eşitliği ve birlikte yaşama kültürünü destekleyen bütüncül bir yaklaşımın önemine işaret etti.

Kamu politikalarının bu süreçte belirleyici bir rol üstlendiğini ifade eden Ilgın; kadınların eğitim ve istihdam olanaklarına erişimini kolaylaştıran, iş ve aile yaşamı arasındaki dengeyi destekleyen, bakım hizmetlerini güçlendiren ve kadınların karar alma süreçlerine etkin katılımını sağlayan uygulamaların toplumsal refaha katkı sunacağını belirtti. Kadınların güçlenmesini yalnızca kadınlara ilişkin bir mesele olarak değil, toplumsal gelişmenin ve ortak yaşam kalitesinin önemli bir parçası olarak değerlendirmek gerektiğini dile getiren Ilgın, Cumhuriyet’in 103. yıl dönümünü gurur ve mutlulukla kutlayarak kazanımları korumanın ve gelecek kuşaklara aktarmanın ortak sorumluluk olduğunu ifade etti.

“CUMHURİYET’İN KIYMETİNİ BİLİN, OKUYUN, ARAŞTIRIN VE SORGULAYIN”

Anadolu Şehit Aileleri Derneği Çanakkale Şube Başkanı Sebahat Korkmaz Demir, Cumhuriyet’in milletin bağımsızlık iradesinin, özgürlüğünün ve geleceğe olan inancının en güçlü simgesi olduğunu belirtti. Cumhuriyet’in yalnızca bir yönetim biçimi değil; eşitliğin, adaletin, eğitimin ve çağdaşlaşmanın da temeli olduğunu vurgulayan Demir, bir şehit kardeşi ve sivil toplum kuruluşu başkanı olarak bu değerleri yaşatmanın, gelecek nesillere daha adil, güçlü ve huzurlu bir Türkiye bırakmaktan geçtiğini ifade etti.

Şehitlerin hatırasına sahip çıkmanın, gazilerin fedakârlıklarını unutmamanın ve onların emanet ettiği değerlere bağlı kalmanın ortak sorumluluk olduğunu kaydeden Demir, gençlere Cumhuriyet’in kıymetini bilmeleri, okumaları, araştırmaları, sorgulamaları ve ülkelerine faydalı bireyler olmaları çağrısında bulundu. Türkiye’nin geleceğinin, farklılıkları zenginlik olarak gören ve kadınlarla erkeklerin eşit haklara sahip olduğu bir toplumda yetişen gençlerin ellerinde yükseleceğini dile getirdi.

“AİLEYİ KORUMAK, KADININ HAKLARINI KORUMAKLA ÇELİŞMEZ”

Kadın hakları, aile politikaları ve şiddetle mücadelenin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini belirten Demir, güçlü bir toplumun temelinde kendini güvende hisseden kadınların ve huzur içinde yaşayan ailelerin bulunduğunu ifade etti. Kadının yaşam hakkının, emeğinin, özgürlüğünün ve toplumdaki yerinin hiçbir tartışmanın gölgesinde kalmaması gerektiğini vurgulayan Demir, kadına yönelik şiddetin hiçbir gerekçesi ve mazereti olamayacağını kaydetti.

Şiddetle mücadelenin yalnızca olayların ardından değil; eğitim, toplumsal farkındalık, etkin koruma mekanizmaları ve hukukun kararlılıkla uygulanmasıyla yürütülmesi gerektiğini belirten Demir, “Aileyi korumak, kadının haklarını korumakla çelişmez. Aksine, haklarına saygı duyulan, şiddetten uzak ve sevgiyle güçlenen aileler toplumun temelini oluşturur” değerlendirmesinde bulundu.

Kadınların siyasette, bürokraside, sivil toplumda ve yaşamın her alanında karar süreçlerinde daha fazla söz sahibi olması gerektiğine dikkat çeken Demir, kadınların deneyim, emek ve bakış açılarının toplumsal sorunların çözümüne önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Demir, kadınların sesinin duyulduğu, emeğinin değer gördüğü, çocukların güvenle büyüdüğü ve hiçbir kadının şiddet korkusuyla yaşamadığı bir Türkiye’nin ortak hedef olması gerektiğini belirterek 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutladı.

CUMHURİYET’İN MİRASI, GELECEĞİN SORUMLULUĞU

Çanakkale’de farklı alanlarda görev yapan kadınların değerlendirmeleri, Cumhuriyet’in yalnızca geçmişten devralınan tarihsel bir miras olmadığını, bugünün toplumsal sorunları ve geleceğin beklentileri karşısında da yol gösterici niteliğini koruduğunu ortaya koyuyor. Bilim ve eğitimden üretime, ekonomik bağımsızlıktan şiddetle mücadeleye kadar uzanan başlıklarda öne çıkan ortak beklenti ise kadınların eşit haklara sahip olduğu, güven içinde yaşayabildiği ve karar süreçlerinde etkin biçimde yer alabildiği bir Türkiye.

Cumhuriyet’in 103. yılında verilen mesajlar, kazanımları korumanın yanı sıra bu değerleri günlük yaşamda görünür kılmanın önemini de hatırlatıyor. Gelecek kuşaklara bırakılacak en güçlü miras, özgür düşüncenin, eşitliğin, adaletin ve insan onuruna saygının yalnızca sözlerde değil, yaşamın her alanında karşılık bulduğu bir toplum olacak.

Muhabir: Süha Parmaksız