Çanakkale Valisi Hamza Erkal’ın şehit ve gazi aileleri için Kepez’de verdiği iftara CHP Milletvekili Muharrem Erkek de katılmış.

Katılmış katılmasına da salondaki şehit ve gazi ailelerinden yeteri ilgi yok.

Aslında vekilin salona CHP’li belediye başkanı ile girmesi gerekiyordu.

Kepez değil Çanakkale’nin.

Bu halk ile birebir yapılan görüşmelerden çıkan bir tespit. Anketörler söylüyor. MHP’deki hareket; CHP’de panik havası oluşturdu. Neye göre?

Bir önceki veya daha önceki seçimde CHP’ye oy veren seçmenin MHP’ye yeniden geri döneceğini söylemiş olması. Rakamsal manada belki çok büyük değil ama CHP’yi 20’lere çekecek kadar da büyük bir kitle diye düşünülüyor.

Şimdi genel yorulmandan yola çıkıp Çanakkale’ye indirgersek.

Evet Çanakkale’de de CHP’ye kayan MHP seçmeninde bir dalgalanma başladı. Önceden tanıdığım ve ANAP-DYP gibi partilerin eriyişiyle MHP’yi tercih eden birçok isim, geçen seçim CHP’ye oy verdiğini her platformda açıkça söylüyorlardı ama bugün tersi.

Çanakkale’deki MHP seçmeni neden o veya bu sebeple yönlendiği CHP’den kaçıyor? “Biz kendi güvenliğimizi kendimiz alırız” diyen CHP’deki sertleşme bir etken olabilir mi? Birleşik Haziran ve diğer marjinallerin alana çıkan CHP’ye açık destekleri emanet oy veren MHP’lileri tedirgin etmiş olabilir mi?

Bu sorular tamamen Çanakkale yereliyle bağlantılı.

Üç soruya kısmi olarak “evet” diyenler kadar “CHP’nin sertlik politikasından bir şey olmaz” görüşünü ortaya atanlar hiç de azınlıkta değil. CHP’nin muhalefet deyince ‘engel algısı’ yani ‘karşıyım karşı’ gibi duruş sergilemesinin eski Türkiye’ye ait olduğunu söyleyenler o kadar çok ki.

CHP kendini yeniler veya yenilemez, Ak Parti karşısında daha akılcı politika üretir (genel merkez ve başkana bağlı) yada üretmez, toplum üzerindeki gerginleştirmeyi Çanakkale’de halk istemiyor, tasvip etmiyor.

Bir de HDP ile ilişkilendirme var ki, bunu eklersek CHP’nin Çanakkale’de tükenişi demek.

DOĞTAŞ UYGULUYOR

Doğu’da üretenlerle ilgili Başbakan 'ın açıklayacağı sürpriz proje için çalışmalar son aşamaya gelmiş. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, projeyi şöyle tanımlamış kısaca “ Devlet, sermayesi yoksa da yüzde 50 ortak olacak. Yatırım yerini, arsasını da verecek. Ama 'sen yöneteceksin, şirket senin ben ortağım, şu tarihte ayrılacağım' diyecek. Devlet ortak olacak ama günü geldiğinde 'tık' diye çıkacak."

Aslında bu proje hiç yabancı değil. Yıllardır uygulamada. Öncüsü de DOĞTAŞ. Evet yanlış okumadınız, yüzde yüz Çanakkaleli bizim DOĞTAŞ. Adı da; Melek Yatırım. Doğu, batı fark etmiyor. Önce yatırımın fizibilitesi yapılıyor sonra karlılık durumuna göre takıma dahil oluyor iki tarafta. Ortaklık ömrü belirli olduğu için DOĞTAŞ, o gün geldiğinde sayın bakanın da ifade ettiği gibi “tık” diye çıkıyor.

Hazine Müsteşarlığı tarafından yıllardır desteklenmekte.

DOĞTAŞ da, müsteşarlığın koşul olarak aradığı Bireysel Yatırım Katılımcısı Lisansına sahip.

Aslında çok yeni bir şey değil.

KİMLER VARDI?

Tam 8 yıldır Gelibolu Mevlevihane’sinde iftar yemeği verilir. İftarın içeriği; Hz. Mevlana ve tasavvuf sevenler geleneksel iftar buluşmalarıdır aslında. Mevlevihane’nin bahçesinde verilen iftarlar şöyle biraz geriye gidersek; dönemin Çanakkale Ak Parti Milletvekili, bugün ise Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş döneminde başladı. Hemen her yıl katılmaya özen gösterir, buyıl da öyle oldu.

Gelibolu Mevlevihane’si bahçesinde verilen iftar, maneviyat anlamında öyle zengindir, öylesine lezzet ve haz duyar ki insan, tasavvuf ile birleşen mistik hava önce Hamzakoy, oradan da Marmara’ya, boğaz ve Anadolu’ya dalga, dalga yayılır.

yüzyılda Gelibolu’da yetişen velîlerden ve Yazıcızâde lakabıyla tanınan Mehmet ve Ahmet Bican kardeşler, Kaptan-ı Derya, Karacabey, Şerbetçi, Kalender ve Bayraklı Babalar, Zeynel Arab Hazretleri ve daha niceleri. Kitabeli kapısı, dilimli ve rumî süslemeleri ile Boğaz ve Marmara’ya karşı bir açık hava cami Namazgah.. Gezginler seyahatnamelerinde ‘evliya şehri’ diye tanımlarlar Gelibolu’yu…
Gelibolu iftarında Daniş dışında kimler vardı diye sorsanız; inanın isimleri hatırlamıyorum.

Ya iftara katılan 2 binin üzerinde insan hatırlıyor mu?

Hiç sanmıyorum…

Dünyeviden arınmayla meşguldü herkes.

Etrafında, yanı başında dalkavuk yok.

Siyaseten mutlu etme, beklenti hiç yok.

Ne güzel bir geceydi…

ASALET GELMİŞ

Ak Parti İl Başkanı Yeşim Karadağ’a ömür biçen CHP İl Başkanı Nejat Önder, birkez daha tuş oldu. İl başkanlığına vekalet eden Karadağ’ın asaleti onaylanmış.

Ne olacak şimdi?

Aslında Önder, Ak Parti ile polemiğe girmekte yanlış yaptı. Parti içi dengeleri yakınlaştırdı ve sonu itibarıyla CHP İl başkanının ağzını kapatacak mazbata da imzalandı.

Dar alanda kısa paslarla günü kurtarma diye bakılabilir bir takım gelişmelere.

Ne zaman düdük çalar maç biter..

Henüz daha maçın 38. Dakikası.

Gollük paslar için zaman var…

Kırmızıyı görmeden sahada kalan olursa…

Üç sarı zaten çıktı. Her an kızarabilir.

İlginçtir, kartları gösteren de hakem değil teknik direktör.

Yardımcısı seyrediyor, ‘ne yapıyorsun’ diye sormuyor.

Biliyor ki, bir gün takımın başında kendi olacak.

Hayırlı asaletler…