Çanakkale, Troya’dan Cumhuriyet dönemine uzanan köklü geçmişiyle yalnızca stratejik konumuyla değil, çok katmanlı kültürel hafızasıyla da dikkat çeken kadim bir kent olmayı sürdürüyor. Yüzyıllar boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapan şehir, tarih boyunca geçirdiği sosyal, kültürel ve mekânsal dönüşümlerle yaşayan bir hafıza niteliği taşıyor.

Tarihin en önemli medeniyetlerine ve büyük savaşlarına ev sahipliği yapan Çanakkale, yalnızca coğrafi konumuyla değil, taşıdığı çok katmanlı kültürel hafızasıyla da dikkat çekmeye devam ediyor. Troya’dan Osmanlı’ya, Çanakkale Muharebeleri’nden Cumhuriyet dönemine uzanan bu kadim kent, yüzyıllar boyunca farklı kültürlerin iz bıraktığı yaşayan bir tarih sahnesi oldu.

Bu köklü geçmiş, geçtiğimiz akşam düzenlenen anlamlı bir söyleşide yeniden gün yüzüne çıktı. Çanakkale Tarih ve Kültür Vakfı (ÇATKAV) tarafından organize edilen “Tarih Söyleşileri” dizisinin Mayıs ayı oturumunda, tarihçi Dr. Mithat Atabay, “Cumhuriyet’ten Günümüze Çanakkale” başlıklı sunumuyla kentin son yüz yıllık değişimini belgeler ışığında anlattı.

Kaleninsesi’ne açıklamalarda bulunan Mimar İsmail Ertem, Çanakkale’nin çok katmanlı ve zengin tarihi açısından, birçok detayının halen gün yüzüne çıkarılmayı beklediğini belirtti. Dr. Mithat Atabay ise; Cumhuriyet öncesi ve sonrasında gelişen, farklı inanç ve toplulukların mahalle kültüründe farklı yerleşim alanlarını tercih ettiğini açıkladı.

Dr. Mithat Atabay, Çanakkale’nin Cumhuriyet’ten bugüne uzanan dönüşümünü arşiv belgeleriyle anlattı. Daha önce serinin ilk oturumunda Prof. Dr. Reyhan Körpe, “Başlangıcından Osmanlı’ya kadar Çanakkale’yi; ikinci oturumda ise Prof. Dr. Aşkın Koyuncu “Osmanlı’dan Cumhuriyet’e kadar Çanakkale’yi ele almıştı. Büyük ilgi gören dizinin üçüncü ve son halkasında Dr. Mithat Atabay, Cumhuriyet sonrası Çanakkale’nin sosyal, ekonomik, demografik ve mekânsal dönüşümünü kapsamlı bir perspektifle değerlendirdi.

Çanakkale’nin çok kültürlü yapısı kentin kimliğini şekillendirdi

Çanakkale’nin 19. yüzyıla kadar Müslümanlar, Romanlar, Rumlar, Ermeniler ve Musevilerden oluşan çok kültürlü yapısına dikkat çeken Atabay, farklı inanç ve toplulukların mahalle ölçeğinde örgütlendiğini ancak mimari anlamda ortak bir kent kültürü oluşturduklarını anlattı. Açıklamasında; “1840’a kadar baktığımızda, Müslümanlar, Romanlar, Rumlar, Ermeniler ve Museviler ile 5 farklı kültür kente yerleşir. Bu 5 farklı kültürün yer yer birbirlerine değseler de aslında mahalle ölçeğinde, farklı fiziki yerlerde yer aldıklarını görüyoruz. Bunlar çoğunlukla bir dini mekan etrafında örgütleniyorlar. O zamanlarda dini mekan, bütün inançlar için önemli, insanların sohbet edip, birbirleriyle sosyalleştikleri, kültürel alışveriş yaptıkları bir mekandır,” ifadelerine yer verdi.

Dönemin mahalle yaşamında dini yapıların yalnızca ibadet değil, aynı zamanda sosyal etkileşim alanı olduğuna işaret eden Atabay, farklı toplulukların kültürel alışveriş yoluyla kentin ortak hafızasını inşa ettiğini vurguladı.

1840 sonrası Çanakkale bir ticaret limanına dönüştü

Atabay’ın aktardığına göre Tanzimat’la birlikte yabancılara tanınan ticari ve eğitim ayrıcalıkları, Çanakkale’nin çehresini değiştirdi. Atabay; “1840’a kadar savunma ve garnizon kenti olan Çanakkale, bu tarihten sonra hızla bir ticaret ve liman kentine dönüştü. Özellikle Levantenlerin ve Musevi tüccarların yerleşmesiyle ekonomik hayatın ivme kazandı,” şeklinde ifade etti.

Bugünkü Kordon hattında şekillenen Levanten Mahallesi’nin dönemin Avrupa bağlantılı ticaret merkezi olduğunu belirten Atabay, yaklaşık 30 Avrupa ülkesinin temsilcisinin kentte ticaret yapmak üzere bulunduğunu söyledi.

Paşa konaklarından modern kent planına

Kentteki yerleşimdeki dönüşümüne değinen Atabay, bugün hâlâ ayakta olan birçok tarihi konağın Osmanlı’nın son dönem paşaları tarafından yaptırıldığını belirtti.

Necip Paşa Konağı, Hasan Rahmi Paşa Konağı ve bugünkü çeşitli kamu yapılarının geçmişte kentin idari merkezini oluşturduğunu anlatan Atabay, 1890’lardan itibaren yönetim merkezinin kaleden kordon hattına doğru kaydığını ifade etti.

Savaş yılları Çanakkale’yi derinden sarstı

Balkan Savaşları, Çanakkale Muharebeleri, işgal yılları ve mübadele sürecinin kent üzerinde büyük yıkım yarattığını belirten Atabay, bu dönemin demografik yapıyı kökten değiştirdiğini söyledi.

Çanakkale'de plajda savaştan kalma olduğu değerlendirilen askeri mühimmat bulundu
Çanakkale'de plajda savaştan kalma olduğu değerlendirilen askeri mühimmat bulundu
İçeriği Görüntüle

Atabay, söyleşide şu değerlendirmede bulundu:

“Bir dönem Avrupa’nın önde gelen ticaret kentlerinden biri olan Çanakkale, yaklaşık 40 yıl boyunca savaşların gölgesinde ekonomik ve sosyal çöküş yaşadı. Kentin dokusu, nüfusu ve yaşam biçimi tamamen değişti.”

1930’lardan itibaren toparlanma sürecine giren Çanakkale’nin, İkinci Dünya Savaşı tehdidi nedeniyle yeniden savaş teyakkuzunda yaşadığını belirten Atabay, bu sürecin gelişimi geciktirdiğini kaydetti.

1960 sonrası yeni yerleşim dönemi başladı

Atabay, modern Çanakkale’nin asıl büyüme ivmesini 1960’lı yıllarda yakaladığını anlatarak, Sarıçay’ın güneyine doğru gelişen yeni yerleşim alanlarının bugünkü Barbaros ve İsmetpaşa mahallelerinin temelini oluşturduğunu söyledi.

Kırsaldan gelen göçlerle kent nüfusunun hızla arttığını belirten Atabay, bu sürecin sosyal sınıfsal ayrışmayı da beraberinde getirdiğini, Kordon Boyu’nun üst gelir grubunun yaşam alanına dönüştüğünü ifade etti.

Belgelerle konuşan kent hafızası

Dr. Mithat Atabay, arşiv belgeleri, dönem haritaları ve nüfus verileriyle desteklediği açıklamasında, Çanakkale’nin yalnızca geçmişini anlatmakla kalmadı; kentin bugününü anlamak ve geleceğini yorumlamak için de güçlü bir tarihsel çerçeve sundu.

Muhabir: SÜHA PARMAKSIZ