Çanakkale’nin Yenice ilçesindeki ormanlık alanda, yerleşim yerlerinden uzakta bulunan Issız Cuma Camii ve mezarlığı, kentin çok bilinmeyen tarihi noktalarından biri olarak varlığını sürdürüyor.
Seyvan Köyü sınırlarında bulunan Issız Cuma Camii, Yenice Kaymakamlığının kayıtlarına göre yörenin en erken tarihli camisi olarak kabul ediliyor. Yapının yaklaşık 1335 yılında inşa edildiği, Gazi Osman Paşa tarafından yaptırıldığı yönünde ise bir rivayet bulunduğu belirtiliyor. Tamamen ahşap olarak inşa edilen cami, çevresinde başka bir mimari yapı bulunmamasıyla da dikkat çekiyor. Yenice Kaymakamlığı
Avlusunda asırlık mezarlar bulunuyor
Issız Cuma yalnızca tarihi camisiyle değil, çevresindeki eski mezarlık alanıyla da bölgenin geçmişine ışık tutuyor.
Çanakkale İl Milli Eğitim Müdürlüğünün kültürel alanlara ilişkin yayınında, caminin avlusunda yaklaşık 680 yıllık mezarların bulunduğu belirtiliyor. Issız Cuma Camii ile mezarlığın birlikte ziyaret edildiği, bölgede bazı kabirlerin yağmur duası gibi geleneklerle de ilişkilendirildiği aktarılıyor.
Mezarlığın eski tarihli taşları ve caminin yapım dönemi birlikte değerlendirildiğinde Issız Cuma, Çanakkale’nin erken Türk-İslam dönemine uzanan izlerini taşıyan alanlardan biri olarak öne çıkıyor.
Anne ve bebeğinin mezarı yıllardır anlatılıyor
Issız Cuma Mezarlığı’nı geniş kitlelerin tanımasına neden olan hikâyelerin başında ise bir anne ile bebeğinin mezarları geliyor.
Yıllardır yöre halkı tarafından aktarılan anlatıya göre Seyvan Köyü’nde yaşayan Hatice Erkek, doğum yaptıktan kısa süre sonra hayatını kaybetti. Ayşe adı verilen bebeği de yaklaşık 20 gün sonra yaşamını yitirdi ve annesinin yanına defnedildi.
Yakınlarının anlatımına göre, ayrı olarak yapılan iki mezarın bir süre sonra birbirine doğru yaklaştığı görüldü. Ailenin mezarları birkaç kez yeniden düzenlediği ancak sonraki ziyaretlerinde aynı görüntüyle karşılaştıkları ileri sürüldü. Bunun üzerine mezarların mevcut haliyle bırakıldığı anlatılıyor.
Yıllardır aktarılan bu hikâye nedeniyle anne ve bebeğin mezarı farklı kentlerden gelen ziyaretçilerin de ilgisini çekiyor. İhlas Haber Ajansının geçmiş yıllardaki haberlerinde Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden insanların mezarlığı görmek için Yenice’ye geldiği aktarılıyor.
Rivayet ile gerçek birbirinden ayrılıyor
Anne ve bebeğin mezarlarının “kendiliğinden birleştiği” yönündeki anlatı bölgede uzun yıllardır aktarılıyor. Ancak bu durumu bilimsel olarak doğrulayan veya nedenini ortaya koyan resmi bir incelemeye ilişkin kamuya açık bir kayda rastlanmıyor.
Bu nedenle mezarların hareket ettiği yönündeki anlatı, doğrulanmış bir doğa olayı olarak değil, yöre halkının tanıklık ve rivayetleri kapsamında değerlendiriliyor.
Issız Cuma’nın dikkat çekici yönü de burada ortaya çıkıyor: Yüzyıllara uzanan somut tarihi miras ile kuşaktan kuşağa aktarılan sözlü kültür aynı alanda yaşamaya devam ediyor.
Bir başka mezarın da dikkat çeken hikâyesi var
Mezarlıkta anlatılan tek hikâye anne ile bebeğinin mezarıyla sınırlı değil.
Geçmiş yıllarda kamuoyuna yansıyan bir başka anlatıda, küçük yaşta hayatını kaybeden bir çocuğun mezarına ailesi tarafından bırakılan boncuk ve ipin onlarca yıl sonra da korunmuş halde bulunduğu öne sürüldü. Bu olay da dönemin aile üyelerinin anlatımlarına dayanıyor.
Bu tür anlatılar zaman içerisinde Issız Cuma Mezarlığı’nı yalnızca tarihi bir kabristan olmaktan çıkararak yöresel hafızanın önemli parçalarından biri haline getirdi.
Issız Cuma geleneği bugün de yaşıyor
Bölgenin yaşayan kültürü ise yalnızca mezarlık ve anlatılardan ibaret değil.
Issız Cuma Camii’nde yıllardır sürdürülen Geleneksel Issız Cuma Hayrı, bugün de yöre halkını aynı noktada buluşturuyor. Çanakkale Valiliği kayıtlarında etkinliğin Kale Grubu Kurucusu merhum İbrahim Bodur tarafından başlatıldığı belirtiliyor.
Gelenek 2026 yılında da devam etti. Tarihi camide düzenlenen 22’nci Issız Cuma Hayrı’nda Kur’an-ı Kerim ve Mevlid-i Şerif okundu, cuma namazı kılındı ve vatandaşlar dualarda bir araya geldi. Çanakkale Kalem
Yaklaşık yedi asırlık camisi, tarihi mezar taşları, kuşaktan kuşağa aktarılan hikâyeleri ve halen sürdürülen hayır geleneğiyle Issız Cuma; Çanakkale’de tarih, inanç ve sözlü kültürün aynı noktada buluştuğu dikkat çekici miras alanlarından biri olmayı sürdürüyor.




