Tatlı ve kırmızı et tüketiminin arttığı Kurban Bayramı öncesi Diyetisyen Doç. Dr. Günay Eskici’den önemli tavsiyeler geldi. Pandemi sürecinin halen devam ettiğini unutmadan, bayram ziyaretleri konusunda dikkatli olunması uyarısında bulunarak açıklamalarına başlayan Doç. Dr. Eskici, etlerin kısık ateşte, yağ ilave etmeden ve uzun sürede pişirilmesi gerektiğini vurguladı. Etle yapılan yemeklerin kendi yağı ile pişirilmesini ve ilave yağ eklenmemesi gerektiğinin altını çizen Eskici, “Etlerin yanında rafine edilmiş pilav, makarna yerine bulgur, esmer pirinç; asitli, gazlı içecekler yerine ayran, yoğurt, cacık, taze sıkılmış meyve suyu tüketilmelidir. Kişisel farklılıklar söz konusu olmakla birlikte günlük 2-2.5 litre su tüketmeye özen gösterilmelidir” dedi.

“Miktarlar mümkün olduğunca az ve besin seçimleri hafif olmalıdır”

Kurban Bayramı’nda dengesiz beslenmenin sağlık problemlerine yol açabileceğini belirten Doç. Dr. Eskici, “Kurban Bayramı, tatlı tüketimi yanı sıra kırmızı et tüketim miktar ve sıklığında artışın yaşandığı kutsal bir bayramımızdır. Bu durum özellikle kalp-damar hastaları, diyabet hastaları, hipertansiyon ve böbrek hastaları açısından daha çok risk oluşturmakla birlikte alınması gereken beslenme önlemleri herkes için geçerlidir. Kurban Bayramı’nda sağlıklı beslenmenin temel prensiplerine, pişirme yöntemlerine, porsiyon kontrolüne ve yiyecek seçimine dikkat edilmelidir. Hayvanların kesilmesi, yüzülmesi, parçalanması, taşınması, pişirilmesi, tüketime sunulması ve saklanması aşamalarında kişisel hijyen kuralları ihmal edilmemelidir. Bayram sofralarında miktarlar mümkün olduğunca az ve besin seçimleri hafif olmalıdır. İkram tabaklarına dikkat edilmelidir” ifadelerini kullandı.

“Şerbetli tatlılar yerine sütlü veya meyveli tatlılar tercih edilmelidir”

Açıklamalarında tatlı tercihleri üzerine de tavsiyelerde bulunan Eskici, “Şerbetli tatlılar yerine sütlü veya meyveli tatlılar tercih edilmelidir. Bayram sofralarının vazgeçilmezi sarma ve börek tüketimine dikkat edilmeli, aşırı tüketimden kaçınılmalıdır. Bayramda aşırı miktarda et tüketimine bağlı olarak gereksinimden fazla protein ve yağ alımı gerçekleşir. Pişirme esnasında eklenen yağ ise, daha fazla yağ, daha fazla kolesterol ve daha fazla enerji anlamına gelir. Bu nedenle porsiyon kontrolü, dikkat edilmesi gerekenlerin başındadır. Özellikle kolesterol hastaları ile kalp-damar hastalığı riski taşıyan kişiler sakatat tüketiminden kaçınmalıdır. Bayram günü kesilen hayvan eti, bekletilmeksizin birkaç saat içinde pişirilerek tüketilir. Ancak yeni kesilmiş hayvan etlerindeki sertlik hem pişirmede hem de sindirimde zorluk yaratır. Midede şişkinlik, hazımsızlık gibi sıkıntılara neden olur. Özellikle mide rahatsızlıkları çeken bireylerin, kesimden en az 12-24 saat sonra eti tüketmesi en doğrusudur. Buna rağmen taze etten vazgeçemeyenlerin, eti iyi pişirerek ve mümkünse az miktarda tüketmesi gerekir” şeklinde konuştu.

“Etler kısık ateşte, yağ ilave etmeden, uzun sürede pişirilmelidir”

Etlerin nasıl pişirilmesi gerektiğine dair önemli ipuçları veren Eskici, “Etler kısık ateşte, yağ ilave etmeden, uzun sürede pişirilmelidir. Bazı zoonoz hastalıkların (hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıkların) çiğ veya az pişmiş etlerin yenmesiyle bulaştığı unutulmamalı ve etler kesinlikle çiğ veya az pişmiş olarak tüketilmemelidir” dedi. Etlerin nasıl pişirilmesi gerektiği sorusunu da cevaplayan Eskici, “Pişirme yöntemi olarak; haşlama, fırınlama ve ızgara gibi yöntemler tercih edilmeli, kızartma ve kavurma yönteminden kaçınılmalıdır. Etler ızgarada pişirilirken, et ile ateş arasındaki uzaklık (15 cm mesafe olmalı) eti yakmayacak şekilde ayarlanmalıdır. Çok yüksek ısı, etin dış yüzeyinin yanmasına ve su kaybının fazla olmasına yol açarak besin öğesi kaybını artırır. C vitamini içeren sebze ve meyveler, etin bileşiminde yüksek miktarda bulunan demirin emilimini artırır. Bu nedenle etlerin sebzelerle birlikte pişirilmesi veya etlerin yanında sebze, salata, taze sıkılmış meyve sularının tüketilmesi oldukça önemlidir” dedi.

“Etle yapılan yemekler kendi yağı ile pişirilmeli”

“Etle yapılan yemekler kendi yağı ile pişirilmeli” uyarısında bulunarak açıklamalarına devam eden Doç. Dr. Eskici, etlerin nasıl saklanması gerektiği konusunda da bilgilendirmelerde bulunarak, “Etler; büyük parçalar şeklinde değil ancak kıyma, kuşbaşı gibi küçük parçalara ayrılıp, tek pişirimlik miktarlara bölünüp, buzdolabı poşetlerine koyularak buzdolaplarının buzluk kısmında veya derin dondurucuda saklanmalıdır. Bu şekilde hazırlanan etler, buzlukta -2 °C birkaç hafta, -18 °C derin dondurucuda ise 3-4 ay süreyle saklanabilir. Pişirmek için buzluktan çıkartılan etler, yine buzdolabının alt raflarına indirilerek çözdürülmeli, çözdürülen et hemen pişirilmeli, tekrar dondurulmamalıdır. Çabuk çözünmesi amacıyla oda sıcaklığında bekletme, etin üzerine kaynar su dökme gibi yöntemler, sağlık açısından risklidir. Etlerin yanında rafine edilmiş pilav, makarna yerine bulgur, esmer pirinç; asitli, gazlı içecekler yerine ayran, yoğurt, cacık, taze sıkılmış meyve suyu tüketilmelidir. Kişisel farklılıklar söz konusu olmakla birlikte günlük 2-2,5 litre su tüketmeye özen gösterilmelidir” şeklinde konuştu. Doç. Dr. Eskici, açıklamalarını sağlıklı ve mutlu bayramlar temennisi ile sonlandırdı.

Funda Figen

Kaynak: Haber Merkezi