Aydın’dan Çanakkale’ye 328 kilo domuz eti gönderiliyor.

Bayramda hangi adreste, restoran veya diğer işletmelerde et niyetine, köfte olarak tüketecektik belli değil. Gönderen C.C. Kamuoyu onu yakından biliyor. Gönderdiği domuz etleri ihbar edilince kiminle alışverişi varsa hepsini teşhir edeceğini söyleyen simsar.

Burnunu Çanakkale’ye kadar soktuysa eyvah…

Şu saatten sonra tercihim beyaz et.

Yani balık…

Hem de sağlık…

Üstelik ekonomik…

BASİT İŞLER

İşgüzarlığın limiti yok ki kesip dondurasın. Biri çıkıyor ucu nereye varacağını kestirmeden özensiz bir iş yapıyor haydaaa.. Düzelt düzeltebilirsen. Tıpkı kuyuya taş atan deli misali. Böylesi durumlarda öylesi var ki kışkırtma için bekleyen. Adamların işi bu…

18 Mart İlköğretim Okulu’nda sene sonu temizlik, bakım ve onarım çalışmaları yapılıyor. Eski, solmuş ne varsa sökülüp atılıyor ve yenisiyle değiştiriliyor. Bunlardan biri de Atatürk’ün resimleri yer alan bazı poster tarzı nutuk ve benzeri çerçeveler. Götürüp çöpün yanını bırakmış aklı evvel biri.

Bunun faturası İl Milli Eğitime, Ak Partiye, dahası öyle yerlere çıkarıldı ki, birikimin tam bir nefret dili. Tıpkı çöpe çerçeveleri atan aklı evvel gibi, gazetenin birinde yazan yerel yönetsel yandaş Ak Partiye karşı ne kadar gaz sıkışması varsa hepsini toptan boşaltmış.

Aslında beni hiç şaşırtmadı gaz birikimi yaşayan vatandaş. Ne de olsa okutmanı belli.

Neyse mevzu o değil.

Posterleri çöpe atanı savunacak değilim. Yaptığı tam bir işgüzarlık, saygısızlık. Toplum hassasiyetlerine karşı yapılmış büyük bir hata. Bu tür vakaların son zamanlarda sıkça tekrarı ençok siyasetçilerin başını ağrıtıyor. Öyle bedavadan, öyle basit işler ki…

Neden peki bunlar yaşanıyor?

Liyakatin arkalamanın gerisinde bırakılması. Hatta yok görülmesi. Üstlenilen yükün ağır gelmesi v.s.

O zaman sonuçlarına katlanacaksın.

Ancak, bir bardak suda fırtına kopartmanın da anlamı yok.

Solmuş, eski, yıpranmış poster yada çerçeveleri, ‘dokunulamaz’ denip ilahlaştırmak da doğru değil.

Yapılması gereken o kadar basit ki.

Dedim ya, yönetenlerin liyakat eksikliği.

Siyaset kurumuna itibar kaybettiren de bu.

ÇAN’DAKİ İFTAR

Ümran Aydın, bayan kimliği ile CHP’nin Çanakkale genelindeki başkanları arasında tek. Daha yok. Peki geçen akşam verdiği iftara parti örgütünden kimler katılmış? Merak edip davete icap edenler listesini baştan sona inceledim. İl Başkanı Nejat Önder yok. İl yönetiminde başkan yardımcısı olarak yeralan Çan kökenli Muammer Tüzün var mıydı bilmiyorum ancak Önder kadar Ülgür Gökhan’ın yokluğu da dikkat çekici. Yardımcısı Rebiye Ünüvar’ı göndermiş.

Her zaman derim “Ömer Faruk gibi CHP’de belediye başkanı yok” Adama helal olsun Kepez’den kalkıp Çan’daki iftara gitmiş. İlginç Gelibolu, Küçükkuyu, Geyikli, Bozcaada, Biga belediye başkanları ve parti yöneticileri de yok. Basına yansıdığı kadarıyla Yenice İlçe başkanı var. Kepez Belde Başkanı Birol Arslan bile yok.

Oysa bayan başkan, seçilir seçilmez ilk ziyaretini Ülgür Gökhan’a yapmıştı. Kamuoyunda bu ziyaret bir anlamda “Belediye grubuna bağlılık” diye algılanıp yorumlanmıştı. Ama Menderes Parkındaki iftarın sonuna bakıyorum; ne belediye grubu ne de İl örgütü ortalarda yok.

CHP’de gruplaşmalar sayısal anlamda çoğalıyor mu ne?

Son olarak; bayan başkana en iyi dost yine hemşehrisinden.

Bülent Öz de katılmasa iftarı veren CHP mi başka parti mi anlaşılmayacak.

Sahi sınırda gezen Milletvekili Muharrem Erkek nerede?

Birinci sırada gitmek böyle bir şey demek…

OCAK İFTARI

MHP İl Başkanı davet gönderip her ne kadar iftarı ‘ben verdim’ gibi algı yaratmaya çalışsa da Ülkü Ocaklarının önceki akşam Cumhuriyet Meydanında verdiği iftar parti içi muhalif hareketinin gündem oluşturduğu döneme denk gelmesine rağmen hiç de azımsanmayacak kadar kalabalıktı.

Ocak gençliği saatler önce masaları hazırlarken gönül ruhunu da ortaya koyuyordu.

Belediye tarafından izin verilmiş bu alanda oruçlu insanlar resmen pişti hem de rüzgara rağmen.

Önce de yazdım. İstanbul Beşiktaş Belediyesi CHP’li. O bile vapur iskelesini boydan boya açmış iftar için ama bizim Çanakkale’deki CHP’li belediye, sahile kimseyi yaklaştırmıyor.

Deniz kirlenir diye mi çekince duyuyor yoksa döşendikten sonra bir biri ardına patlayan en pahallı taşlar kirlenir diye mi, bilmiyorum ancak Kordon sadece radikal sol grupların gösterilerine açık.

İftar, kandil v.s kapalı.

Çok özgür kentte yaşıyoruz ya…