Çanakkale’de yaşayan, 1977 doğumlu ve iki kız çocuğu annesi Aysel Şenol Postacı, esnaflık hayatının yanı sıra şiire duyduğu ilgiyle de öne çıkıyor. Lise yıllarında şiir yazmaya başlayan Postacı, kızlarının doğumuyla birlikte onların özel günlerini ve kendisi için anlam taşıyan anları dizelere aktarmaya başladı. Başlangıçta hobi olarak sürdürdüğü yazma serüveni, zamanla ilk kitabıyla okurlara ulaştı.

Kızlarına ileride okuyabilecekleri bir hatıra bırakmak istediğini belirten Postacı, büyük kızı Aleyna henüz bebekken ona ilk şiirlerinden birini yazdığını anlattı. Postacı, “Bir gün büyüdüklerinde okuyabilecekleri, onlara benden kalacak özel bir hediye bırakmak istiyordum. Bugün geriye dönüp baktığımda, onlara böyle bir miras bırakabildiğimi düşünüyorum” dedi.

Öğretmeninin teşviki şiir yolculuğunu değiştirdi

Postacı’nın şiire daha fazla yönelmesinde, küçük kızının ilkokul öğretmeni Şeyma Ceyhan’ın önemli bir yeri bulunuyor. Kızının mezuniyetinden sonra dostlukları devam eden Ceyhan’a yaşadığı olayları ve hissettiklerini mesajlarla anlatan Postacı, öğretmeninin önerisiyle hayat hikâyesini yazmayı değerlendirdi. Başlangıçta geçmişini kaleme almaya cesaret edemediğini belirten Postacı, yaşadıklarını yazmanın bazı yaraları yeniden hatırlatabileceğini düşündüğünü söyledi.

Ceyhan’ın yazmanın iyileştirici yönüne dikkat çekmesiyle bu konuda farklı bir bakış açısı kazandığını ifade eden Postacı, ilk şiirini de öğretmenine ithafen “Sen Gül Öğretmenim” adıyla yazdı. Söz konusu şiirin bugün yayımlanan kitabında da yer aldığını belirten Postacı, Ceyhan’ın kendisine yazma cesareti verdiğini dile getirdi.

Biriken şiirler kitap oldu

Postacı’nın şiirleri zamanla çocuklarına duyduğu sevgiden çocukluk ve öğrencilik anılarına, geçmişte yaşadığı olaylardan günlük hayatta karşılaştığı durumlara kadar farklı konuları kapsadı. Dinlediği bir şarkının, izlediği bir filmin ya da duyduğu bir sözün kendisini geçmişe götürebildiğini belirten Postacı, o an hissettiklerini kâğıda döktüğünü anlattı.

1995 Ticaret Lisesi mezunu arkadaşlarıyla yeniden iletişim kurduğu dönemde şiirlerini sosyal medya hesaplarında paylaşmaya başlayan Postacı’nın yazdıkları, arkadaşı Zümran’ın dikkatini çekti. Zümran’ın kendisine kitap çıkarmasını önerdiğini belirten Postacı, yoğun iş temposu nedeniyle şiirlerini bilgisayara aktarmaya dahi zaman bulamadığını söyledi. Arkadaşının desteğiyle kitap hazırlıkları başladı.

Bu süreçte yazar ve şair Ercan Bulut’un da şiirlerini okuyarak kendisini teşvik ettiğini aktaran Postacı, Bulut’un değerlendirmelerinden etkilendiğini ifade etti. Bulut’un şiirlerinde yaşadığı acılara rağmen yeniden ayağa kalkan bir kadının hikâyesini gördüğünü belirten Postacı, “Ben yazarken bunların başkalarında nasıl bir duygu uyandıracağını düşünmüyordum. Sadece içimden gelenleri yazıyordum. Bir başkasının satırlarımda kendi gözümle göremediğim şeyleri görmesi benim için çok kıymetliydi” diye konuştu.

Ercan Bulut’un yönlendirmesi ve Zümran’ın desteğiyle bir yayınevi ile iletişime geçtiğini belirten Postacı, görüşmelerin ardından kitabının yayımlandığını söyledi. Hazırlık sürecinin beklediğinden hızlı ilerlediğini kaydeden Postacı, iki ay bile geçmeden eserinin internet üzerinden satışa sunulduğunu dile getirdi.

“Kitabım hayatımın bir özeti”

Anneye en zor veda: Tabutu başında gözyaşlarına boğuldu
Anneye en zor veda: Tabutu başında gözyaşlarına boğuldu
İçeriği Görüntüle

“Duygularımın Peşinden Gidiyorum” adını seçerken yaşamını ve şiirlerinin özünü yansıtan bir başlık istediğini belirten Postacı, kitapta çocukluk anılarından geçmişte yaşadığı acılara, sevgiden özleme ve hayata tutunma çabasına kadar farklı duygulara yer verdiğini söyledi.

Şiirlerini belirli bir konuya bağlı kalmadan, o an hissettiklerinden yola çıkarak yazdığını ifade eden Postacı, “Duygularımın Peşinden Gidiyorum ismi, benim için yalnızca bir kitap adı değil, aynı zamanda hayatımın bir özeti. Ben duygularımı susturmak yerine onları anlamaya, kelimelere dökmeye ve onların peşinden gitmeye çalışıyorum” ifadelerini kullandı.

Kitabın kapağındaki ufka doğru bakan kadın figürünün de kendisi için özel bir anlam taşıdığını belirten Postacı, figürün geçmişte yaşadıklarını unutmadan, onlardan aldığı güçle geleceğe bakmayı simgelediğini anlattı. Okurların şiirlerinde kendi yaşamlarından ve duygularından izler bulmasını istediğini de sözlerine ekledi.

Şiirlerinde hayatın farklı duygularına yer veriyor

Şiirlerinde acı, yalnızlık, sevgi, özlem, kırgınlık ve umut gibi temaları işleyen Postacı, yazmaya başladığında kitap çıkaracağını ya da okurlarına bir mesaj vereceğini düşünmediğini söyledi. Dışarıdan güçlü ve dik duruşlu biri olarak görülebildiğini belirten Postacı, kendisinin de kırılan, üzülen ve zaman zaman yalnız hisseden bir yanı bulunduğunu ifade etti.

İç dünyasında yaşadığı her duyguyu insanlarla paylaşamadığını anlatan Postacı, yazmanın kendisini ifade etmesine yardımcı olduğunu belirterek, “İnsan her duygusunu konuşarak anlatamıyor. Bazen kelimeler kâğıda döküldüğünde insan kendini daha iyi ifade edebiliyor. Benim amacım insanlara nasıl hissetmeleri gerektiğini anlatmak değil, kendi hislerimi olduğu gibi paylaşmak” dedi.

“Güçlü olmak, düştüğünde yeniden ayağa kalkabilmektir”

Hayatında kırgınlıklar, acılar ve hayal kırıklıkları yaşadığını belirten Postacı, özellikle yakınlarından gelen kırgınlıkların ardından toparlanmanın zor olabildiğini dile getirdi. Hayata tutunma gücünü ailesinden ve evindeki hayvanlardan aldığını anlatan Postacı, altı kedisi bulunduğunu ve onlarla geçirdiği zamanın kendisine mutluluk verdiğini söyledi.

Şiir yazmanın yaşadığı duygularla yüzleşmesine yardımcı olduğunu belirten Postacı, acılarını ve kırgınlıklarını kâğıda döktüğünde içindeki yükün hafiflediğini hissettiğini kaydetti. Güçlü olmayı hiç düşmemek olarak görmediğini vurgulayan Postacı, “Bence güçlü olmak, hiç düşmemek değil; düştüğünde yeniden ayağa kalkmak için bir sebep bulabilmektir. Bazen bu sebep çocuklarınız, bazen bir dostunuz, bazen evinizdeki bir can, bazen de henüz yazılmamış bir şiirdir” dedi.

Muhabir: Esra Nur Çay