İmbros veya İmros olarak da tanınan Gökçeada, ülkemizin en büyük adasıdır. Ada, Çanakkale Boğazı’nda konumlanır. 290 kilometrekarelik bir alan üzerinde oluşmuştur ve uzunluğu ortalama 95 kilometredir. Gemilerin demir attığı Kuzu Limanı, Çanakkale’den otuz iki mil, Gelibolu Yarımadası’nda bulunan Kabatepe Limanı’ndan da on dört mil uzaklıkta yer alır.
Gökçeada’da yerleşim, Eşelek, Yeni Bademli, Uğurlu, Şirinköy, Şahinkaya, Zeytinli Köy, Tepeköy, Kaleköy, Dereköy ve Bademli kesimlerine de yayılmıştır. Adanın ekonomik değerleri arasında balıkçılık, zeytincilik, organik tarım, küçükbaş hayvancılık yer alır.
İklimi ve Coğrafi Yapısı ile Gökçeada
Gökçeada’nın coğrafi yapısı, diğer birçok adadan son derece farklıdır. Ovaların ve tepelerin birbiri ardına sıralandığı büyüleyici bir yapısı vardır. Volkanik ve çok engebeli bir yapıya sahip olan Gökçeada’nın yüzde 77’si dağlıktır. Türkiye’nin en büyük adası Gökçeada’nın güney sahillerinde Akdeniz iklimi hakimdir. Kuzey sahillerinde ise Marmara’ya has iklimin etkisi görülür.
Gökçeada’da rüzgarlar, güneyden lodos eserken, kuzeyden de poyraz eser. Senenin büyük bir kısmında Gökçeada rüzgar alır. Bu sebeple yaz aylarında serinletici havasıyla da tatilcileri etkilemeyi başarır. Ada, su kaynaklarının çokluğu açısından dünyanın dördüncü adası konumundadır. Beş tane gölet bulunan Gökçeada’da Zeytinli Barajı önemli yere sahiptir. Bu baraj, adanın kullanma, içme, tarım amaçlı su gereksinimini büyük oranda karşılar.
Rum Köyleri ile Özgün Bir Mimari
Adada Rum kültürü ve Rum köyleri ilgi çeker. Rum köylerinde yer alan özgün mimari tasarımlar da görülmeye değerdir. Ada kökenli Rumlar, Ağustos’ta Meryem Ana yortusuna dahil olmak amacıyla dünyanın pek çok ülkesinden Gökçeada’ya gelir.
Gökçeada, Sakinliği ve Doğal Güzellikleri ile Öne Çıkıyor
Dünya çapında sakinliği ve doğal güzellikleri ile de meşhur olan Gökçeada, hem tatil yapmak hem de yaşamak için ideal bir yerdir. Rum ve Türk kültürlerinin iç içe geçtiği ve insanların dostça bir yaşam sürdüğü Gökçeada’da modern mimari örnekleri, eski Rum evleri, manastırlar, kiliseler ve camiler bir aradadır.
Gökçeada’ya ulaşım Çanakkale ve Eceabat Kabatepe’den feribotlar vasıtası ile sağlanmaktadır. Adanın en önemli yerleşim yeri ise Kaleköy’dür. İlçenin merkezinde mimarisi ve tarihi ile tanınan birçok yapı mevcuttur. Marmaros Şelalesi, Peynir Kayalıkları, Kuzu Limanı, Tuz Gölü, Fatih Camii, Merkez Camii, Barbara Kilisesi, Panagia gibi yerleri mutlaka keşfedilmelidir.
Gökçeada’da Ne Yenir?
Gökçeada, yöresel lezzetleriyle de ziyaretçilerinden tam not alır. Öyleyse Gökçeada’da ne yenir? Yolunuz Gökçeada’ya düştüyse, mutlaka tatmanız gerekenler:
- Gökçeada dondurması
- Gökçeada balı
- Deniz ürünleri
- Gökçeada kahvaltısı
- Dibek kahvesi
- Kurkuti
- Badem tatlısı
- Koliva
- Girit mezesi
- Fırında kuzu kapama
- Ahtapot yahni
- Kılıç rosto
- Sakızlı muhallebi
- Efibadem
- Cicirya
- Börülce köftesi
- Tumbi
- Metez
- Lüfer pilavı
- Patlıcan kapama
Gökçeada’ya Ne Zaman Gidilir?
Gökçeada, yani 1970’ten önceki ismi ile İmroz, Çanakkale Boğazı’nın açıklarında konumlanıyor. Ülkemizin en büyük adası olma özelliğinin haricinde, aynı zamanda Türkiye’nin en batı noktasıdır.
Denize girmek, günbatımını izlemek, adanın doğal, tarihi ve kültürel özelliklerini deneyimlemek, unutulmaz anlar yaşamanızı mümkün kılar. Peki Gökçeada’ya ne zaman gidilir? Gökçeada iklimi, İzmir ve İstanbul karışımı gibidir. Kış mevsimi ılıman geçer ama denize girilemeyeceği için kış mevsiminde adanın tarihi ve kültürel özelliklerine odaklanabilirsiniz. Ayrıca kışın fırtına nedeniyle feribot seferleri iptal edilebiliyor.
Yaz mevsiminde ise Akdeniz ikliminin hakim olduğu ada, turistlerin uğrak noktası haline gelmiştir. Deniz suyu soğuk olduğu için yazın kendinizi Gökçeada’nın sularına bırakabilir ve serinleyebilirsiniz. Bahar döneminde de Çanakkale Gökçeada çok sayıda turisti kendisine çeker. Bu dönemde genelde kültür turizmi ön plandadır. Kısacası dört mevsim boyunca Gökçeada’yı ziyaret edebilirsiniz.