Kaleninsesi ← Ana Sayfa
Yaşam

Çanakkale Boğazı'nda dikkat çekiyordu; Prof. Dr. Suat Ateş uyardı!

✍️ Gürhan Kökçak 📅 17 Eylül 2026 09:28 👁️ 28 görüntüleme

Çanakkale Boğazı'nda son dönemde yoğun bir şekilde görülen mavi denizanalarını değerlendiren Prof. Dr. Suat Ateş, "Bir anda bir denizanası, farkına varmıyorsunuz, yüzünüze çarpabiliyor. İlk su içerisinde onu hissetmiyoruz ama kara ortamına çıktığımızda yoğun bir acı ve yanma hissediliyor" dedi.

Çanakkale Boğazı'nda son dönemde yoğunlukla görülen mavi denizanaları dikkat çekmeye başladı. Geçtiğimiz günlerde de Çanakkale Boğazı'nda deniz yüzeyine yakın şekilde yoğun bir şekilde denizanası dalgıçlar tarafından sualtı kamerasıyla görüntülenirken, vatandaşlarda ise bu durum paniğe sebep oldu.

ÇOMÜ Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Suat Ateş, son dönemde Çanakkale Boğazı'nda artış gösteren mavi denizanalarının boğazda çoğalmalarının sebeplerini, insan sağlığı etkilerini anlattı.

Yüzde 97'si su olan bu canlı türlerinin hemen kara ortamına veya güneş ışığına çıktığında çok kolay eriyebildiğini belirten ÇOMÜ Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Suat Ateş, "Suların genellikle çok temiz olduğu bölgelerde pek bir popülasyon oluşturamıyorlar. Tabii ki bunlar doğal döngü. Su sıcaklığının, yüzey suyu sıcaklıklarının besleyici element girişlerinin ve sıcak tuzluluğun bu canlıların dağılımında, popülasyon oluşturmalarında büyük bir etkisi var. Ama her zaman söylüyoruz, besleyici element girişlerinin az olması lazım. Besleyeci element girişleri de kısmen demeyelim de yine belli bir oranda sistemdeki kirlilik etmenlerinin var olmasından kaynaklı. Buna bağlı olarak da bu kirlilik etmenlerinin bir noktada azaltılmasında fayda var. Azaltırsanız sistemden bu canlıyı belli bir oranda çekebilirsiniz. Ama tamamen çekmeyeceksiniz tabii ki. Tamamen çektiğinizde de bu sefer besin zincirinde anomaller meydana gelecektir" dedi.

Çanakkale Boğazı'nda son dönemlerde mavi denizanalarının yoğun olarak görüldüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Suat Ateş, "Son dönemlerde Marmara ve Türk boğazlar sisteminde mavi denizanası dediğimiz 'Rhizostoma Pulmo' türü yaygın olarak görülmeye başladı. Bu görüntüler daha önceki yıllarda da vardı ama bu kadar yoğun bir popülasyon yoktu. Bu popülasyonun Marmara sisteminde yoğun olmasının bir takım etkenleri olduğu düşünülmekte. Bunlardan bir tanesi türün Karadeniz ekosisteminde yoğun olarak bulunması, dalga ve akıntı hareketleriyle veya bunların kendi organellerinin sağlamış olduğu hareketlerle sistem içerisine girişleri. Yüzey sularında şu sıralar az görülse de 3-5 metre derinlikler altında yoğun olarak var olduğu söyleniliyor. Canlı türü normalde insan sağlığı açısından zehirli olmamakla birlikte daha bunların özellikle kuyruk bölgesindeki tentaküllerin içerisinde bulunan künodoblas dediğimiz küçük hücrelerin içerisindeki Knidosit sıvısının, kimyasal sıvının hafif çarpmanın etkisiyle yüzeye dağılması, bunun da sonucunda yüzeyde kızarıklık, kaşıntı, acı hissi olması. Bu insan sağlığı açısından bir sıkıntı oluşturmuyor ama anlık rahatsızlıklara meydan verebiliyor. Bu canlı Karadeniz ekosisteminde yoğun olarak pelajit balık türlerinin larva yumurtasını tüketebiliyor. Ayrıca balık türlerini yemiş olduğu Fito ve zooplankton türlerini de tüketebiliyor. Yani şöyle söyleyebiliriz, aslında Karadeniz ekosistemi için bir predatör türü olarak tanımlanabilir" diye konuştu.

Mavi denizanalarıyla çeşitli mücadele yöntemleri olduğunu da kaydeden Prof. Dr. Ateş, "İlk hamle Ruslar ve Ukraynalı bilim adamları tarafından başlatıldı. Pelajik balık türlerinin ortama yoğun olarak adapte edilmesi yine deniz kaplumbağalarının ortama adapte edilmesi veya işte bazı diğer canlıların adapte edilmesi sağlandı ama deniz kaplumbağaları bu tip canlıları yoğun olarak tükettiği halde sıcak seven canlı türleri oldukları için genellikle Akdeniz ekosisteminde bulunuyorlar. Karadeniz'i pek tercih etmiyorlar. Şimdi eğer suda besleyici elementler yoğun olarak varsa bu tip canlıların beslenmesiyle ilgili birinci halkayı oluşturan Fito ve zooplankton türleri yoğun olarak bulunuyor. Ne kadar çok Fito ve zooplankton varsa bu canlı da o kadar yoğun oluyor. Fito ve zooplankton çok yoğun olursa balık larvalarının da yoğunluğu artıyor ve bu canlı hiçbir selektivite göstermeden bütün hepsini yediği için yoğun popülasyonlar oluşturulabiliyor" şeklinde konuştu.

İlgili Haberler

Çanakkale köylerinde ulaşım kalitesi artıyor!
17.09.2026
Biga fuara kilitlendi; Geri sayım başladı!
17.09.2026
MHP Merkez İlçe sahada: Parlak ve yönetiminden önemli temaslar
17.09.2026
Bozcaada'da pazar denetimi!
17.09.2026
Çanakkale’de Ahilik Haftası buluşması
17.09.2026
Gökçeada'nın Kurtuluş Günü ve 19 Eylül Gaziler Günü hazırlıkları başladı
17.09.2026
Çanakkale’de amatör balıkçılara yeni kurallar: Boğaz ve köprü çevresine dikkat
17.09.2026
Yahya Çavuş Kur’an Kursu’nda “Hz. Peygamber ve Güzel Ahlak” programı
17.09.2026
Bursa’nın İçme Suyunda Alarm! Deredeki Görüntü Endişelendirdi
16.09.2026
Biga’da Hanımeli Festivali İçin Geri Sayım Başladı
16.09.2026
Çanakkale İl Müftüsü Mevlüt Topçu’dan Yahya Çavuş Kur’an Kursu’na Kapsamlı Ziyaret
16.09.2026
Çanakkale’nin Mavi Bayraklı Plajlarında sezon finali!
16.09.2026
Çanakkale'de altyapı yenileme çalışmaları sürüyor…
16.09.2026
Çanakkale Ticaret Borsası Yönetimi, Ayvacık'ta üyelerle buluştu!
16.09.2026
Müftü Topçu’dan SGK ve İŞKUR İl Müdürleriyle görüştü
16.09.2026
Çanakkale’de serin hava etkisini gösteriyor! Meteoroloji saat saat açıkladı
15.09.2026