1963 yılı sanıyorum “Hanım dedim ben Uzunköprü'ye gideceğim, kabirleri ziyaret edeceğim” Hanım da “ O zaman Edirne'ye git badem ezmesi al hem de camiyi ziyaret edersin” dedi.

 Bu fikirde hoşuma gitti ve Edirne bileti aldım.  Otobüs Uzunköprü de şehir içine uğramadı hemen karşıya geçti ve Edirne garajı Edirne'ye hemen girişte iner inmez bir servis yanaşıyor. Selimiye Camii’ne dışarıdan gelenler için otobüsler. Tekrar dönecekler içinde hemen bir firmanın servisi garajda götürüyor.  

Şöyle camiyi adamakıllı geziyorum. Cami’de “Edirne'de Cuma Namazı 16 rekattır yazıyor” Bende içimden “zaten 16 rekat” diye geçiriyorum ve o an  hiçbir şey anlamadım nedeni hakkında.

 Kısa bir zaman sonra Ezin’de işim çabuk bitti.  “Cuma Namazını hadi Garaj Camii'nde eda edeyim” dedim. 10 rekattan sonra “Veleddallin Amin” denildi. Ben de şaştım bu işe.  Devlet terbiyesi görmüş bir insan olarak buna bir mana veremedim. Hemen Valilik makamına bir yazı ilgili daire İl Müftülüğü dedim.  Benim yazım Ezine Müftülüğüne ulaşmış. Üst yazıya ekle 6 sayfalık bir Cuma namazları hakkında bilgi gönderildi tarafıma. “Türkiye Cumhuriyet Devri Ümmet Devleti değil.” Yazılı. Sonra senin il Müftülüğü amirin. 

Ben bunu arada hocalarımıza bahsettikçe “Zaten 10 rekattır” diyor.  Ben Ezine Müftülüğü’nün bu hareketini kınadım”  Yine de bir görev eda ettim.  Daha sonra hastalıklar girdi insanlarımız namazlardan uzaklaştı.  Birçok aşamadan geçildi.

 “Aman yüzbaşım onbaşım duymasın”

 Bu bir alıştırma vesilesiydi herhalde.  Bizler bu ülkenin saf temiz insanlarıyız.  Allah ülkemizi korumuş “ne Cumhuriyeti hangi ümmettensin” gibiler de Ümmet Devleti olacakmışız.  Binlerce şükür şehitlerimizin kanı korurmuş ama hala tutunmaya çalışıyorlar.

 Bir ilimiz var ki “Alem-i Cihan olsan gözümde yoksun” derler.  Ne mana taşır bilenler bilir. Ne demek ise orada bu kişiler mevcut.

 Nice iyi günlere selametle.