Ekonomi

Alper Altınok’un gündeme getirdiği konu ilk meyvesini verdi

Kaleninsesi Gazetesi yazarlarından Alper Altınok'un 2 Mart 2026 tarihinde kaleme aldığı "Çöp Dediğimiz Şey Meğer Toprağın İlacıymış" başlıklı köşe yazısında dikkat çektiği kompost temelli sürdürülebilir tarım yaklaşımı, Lapseki'de düzenlenen geniş katılımlı toplantıyla somut bir sürece dönüştü.

Lapseki Kaymakamlığı öncülüğünde gerçekleştirilen "Toprak ve Meyve Üretimini Artırmak İçin Kompost Gübreleme İşlemi" toplantısında, toprağın yeniden güçlendirilmesi, organik atıkların ekonomiye kazandırılması ve ilçede pilot kompostlama sisteminin kurulması masaya yatırıldı.

Lapseki Kaymakamlığı ev sahipliğinde 15 Haziran 2026 tarihinde Kaymakamlık Toplantı Salonu'nda gerçekleştirilen toplantıya Lapseki Kaymakamı Cafer Ekinci, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Cüneyt Erenoğlu, ilçe ve belde belediye başkanları, ilgili kamu kurumlarının il ve ilçe müdürleri, muhtarlar ile çok sayıda meyve üreticisi katıldı.

Altınok, yazısında kompostun yalnızca organik atıkların değerlendirilmesi değil, aynı zamanda toprağın yeniden canlandırılması, su kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir tarımın güçlendirilmesi açısından taşıdığı öneme dikkat çekmişti. Üstelik bu değerlendirmelerini yalnızca teorik bilgilerle değil, 2021 yılında Avrupa Birliği Erasmus+ Programı desteğiyle hayata geçirilen ve yürütücülüğünü üstlendiği proje deneyimiyle ortaya koymuştu.

Toprağın geleceği için ortak akıl

Toplantının açılışında konuşan Kaymakam Cafer Ekinci, Lapseki ekonomisinin temel dinamiklerinden biri olan meyveciliğin sürdürülebilirliğinin sağlanması için bilimsel çalışmaların ve kurumlar arası iş birliğinin büyük önem taşıdığını ifade etti.

ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Ramazan Cüneyt Erenoğlu ise üniversitelerin yalnızca eğitim ve araştırma faaliyetleriyle sınırlı kalmadığını, bölgesel kalkınmaya katkı sağlayan projelerin de merkezinde yer aldığını belirterek, üniversitenin bilgi birikimini bölgenin tarımsal sorunlarının çözümü için kullanmaya devam edeceğini söyledi.

Avrupa'daki başarılı uygulamalar paylaşıldı

Toplantının ilk teknik sunumunu gerçekleştiren ÇOMÜ öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Evren Erginal, kompostun üretim süreçleri, tarımsal verimliliğe katkıları ve çevresel faydaları hakkında kapsamlı bilgiler verdi.

Erginal, Avrupa Birliği ülkeleri ile Amerika Birleşik Devletleri'nde kompost kullanımının ulaştığı seviyeleri örneklerle anlatarak, özellikle Avrupa Birliği'nin "Çiftlikten Çatala" stratejisi kapsamında organik atıkların kaynağında ayrıştırılması ve döngüsel ekonomi uygulamalarının hızla yaygınlaştığını aktardı.

Ardından söz alan Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Kamil Ekinci ise modern kompostlama teknolojileri, organik atıkların değerlendirilmesi ve farklı ölçeklerde uygulanabilecek kompost üretim sistemlerine ilişkin teknik bilgiler paylaştı. Evsel ve tarımsal organik atıkların kontrollü süreçlerle yüksek kaliteli komposta dönüştürülebileceğini belirten Ekinci, başarılı uygulama örneklerini katılımcılarla paylaştı.

Lapseki meyveciliğinin geleceği masaya yatırıldı

ÇOMÜ öğretim üyesi Prof. Dr. Engin Gür de Lapseki'deki meyvecilik faaliyetlerinin mevcut durumunu değerlendirerek uzun yıllardır yapılan yoğun üretimin toprak üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Organik madde kaybı, iklim değişikliği ve verimlilikte yaşanan düşüşlerin sürdürülebilir üretim açısından önemli riskler oluşturduğunu ifade eden Gür, kompost uygulamalarının bu sorunların çözümünde etkili bir araç olabileceğini söyledi.

Pilot kompost tesisi için ilk adım

Toplantının soru-cevap bölümünde üreticiler, akademisyenler ve yerel yöneticiler görüş alışverişinde bulundu. Yapılan değerlendirmelerde, ilçede oluşan organik atıkların ekonomiye kazandırılması, meyvecilikte toprak sağlığının iyileştirilmesi ve Lapseki'de pilot ölçekli bir kompostlama sisteminin kurulması konusunda ortak görüş oluştu.

Kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler ve üreticilerin iş birliğiyle yürütülecek çalışmaların somut projelere dönüştürülmesi hedeflenirken, kompost temelli döngüsel ekonomi anlayışının ilçede yaygınlaştırılması yönünde önemli bir adım atılmış oldu.

Altınok'un aylar önce dikkat çektiği vizyon hayata geçiyor

Kaleninsesi Gazetesi yazarı Alper Altınok, 2 Mart 2026 tarihli "Çöp Dediğimiz Şey Meğer Toprağın İlacıymış" başlıklı yazısında kompostun yalnızca bir gübreleme yöntemi değil, toprağın geleceğini koruyacak stratejik bir yaklaşım olduğuna dikkat çekmişti.

Altınok yazısında şu ifadeleri kullanmıştı: "Bu meseleyi uzaktan izleyenlerden değilim. İçinde olduğum, sorumluluğunu taşıdığım bir işten söz ediyorum. 2021 yılında, Avrupa Birliği’nin Erasmus+ programı desteğiyle başlayan bir projede yürütücü olarak yer aldım. Meselemiz şuydu: Toprağın neden her yıl biraz daha yorulduğunu, suyun neden yetmemeye başladığını, tarımın neden giderek daha pahalı ve daha kırılgan bir işe dönüştüğünü anlamak.

Kâğıt üzerinde bir çevre projesi gibi duruyordu belki. Ama sahaya indiğimizde gördük ki konu çevreden çok daha fazlasıydı. Doğrudan üretimdi, çiftçiydi, suydu, maliyetti… Yani memleketin ta kendisiydi. Bu süreçte Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi koordinasyonu üstlendi. Ezine Gıda İhtisas OSB sahada işin merkezinde yer aldı. Çanakkale Teknopark teknoloji tarafında katkı sundu. Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi tarımsal uygulamalar ve eğitim boyutunda sürece dahil oldu.

İş Türkiye sınırlarında da kalmadı. İspanya’da Cartagena Teknik Üniversitesi ile çalıştık. Litvanya’da döngüsel ekonomi üzerine uzmanlaşmış “Žiedinė ekonomika” kuruluşuyla aynı masaya oturduk. Orada şunu net gördüm: Biz toprağa başka, onlar başka gözle bakıyor. İspanya’da organik atık, sistemin dışına atılan bir yük değil; üretimin ilk halkası olarak görülüyordu.Çünkü güney kıyılarındaki yarıkurak iklim ve su sıkıntısı yaratırken, kireçli-tuzlu topraklar da organik maddeye ihtiyaç duyuyordu. Litvanya’da en küçük çiftçi bile kompostun ne işe yaradığını biliyor, toprağına ne verdiğinin hesabını yapıyor, suyunu ona göre kullanıyordu. Ne büyük laflar ediliyordu, Ne süslü sloganlar, Sadece şu sorunun cevabı aranıyordu: “Bu toprak nasıl uzun yıllar verimli kalır?”

Biz ise yıllarca toprağı sadece ekip biçilecek bir zemin sandık. Altına beton döktük, üstüne kimyasal serptik. Suyunu da bol bol verdik mi iş tamam dedik. Sonra toprak yoruldu. Ürün azaldı. Su yetmemeye başladı. Maliyet arttı. Ve biz hâlâ çözümü ya daha fazla gübrede ya da yeni barajlarda aradık.

Oysa mesele başka bir yerdeydi. Atıklarda. Kompost dediğimiz şey; pazardan çıkan kabuk, pazar yerinde yerde kalan sebze ve meyve atıkları, tarlada kalan sap, evde çöpe giden artık… Yani yıllardır elimizin tersiyle ittiğimiz ne varsa hepsi. Avrupa’da gördüğümüz şuydu: Bunlar çöp değil, toprağın hammaddesi.

Toprağın organik maddesi yükseldikçe, toprak suyu daha iyi tutuyor. toprak daha iyi havalanıyor, erozyona karşı daha dirençli hale geliyor. Daha geç kuruyor. Kök daha derine iniyor. Aynı ürün, daha az suyla yetişiyor.

Bu ne demek? Daha az sulama. Daha az kimyasal gübre. Daha düşük maliyet. Daha sağlıklı ürün. Yani kompost işi sadece çevrecilik değil. Doğrudan çiftçinin cebine, şehrin tarımına, ülkenin gıda güvenliğine dokunan bir iş. Ama burada durursak eksik kalır. Çünkü bu iş sadece “çiftçi yapsın” diyerek olacak bir iş değil. Bu iş; üniversitenin, belediyenin, İl Özel İdaresi’nin, ziraat odalarının, üretici birliklerinin, meslek odalarının birlikte yürüteceği bir şehir politikası olmak zorunda.

Somut konuşalım. Bugün Çanakkale’de: Pazar yerlerinden her gün tonlarca organik atık çıkıyor. Evlerimizden çıkan çöplerin yarıdan fazlası aslında kompost yapılabilir nitelikte. Budama sonrası kalan dallar ve yapraklar, manav atıkları. Hepsi potansiyel hammadde kaynağı. Ama biz ne yapıyoruz? Hepsini aynı torbaya koyup toprağın üstünden alıp çöplüğe gömüyoruz. Sonra da gidip toprağı canlandırmak için para verip gübre alıyoruz. Bu akıl işi değil. Ne yapılabilir? Zor değil, imkânsız hiç değil. Belediyeler öncülük edebilir. Üniversiteler bilimsel rehberlik yapabilir. İl Özel İdaresi kırsalda altyapıyı kurabilir. Ziraat odaları ve üretici birlikleri çiftçiyi bilgilendirebilir.

Şehir genelinde: Pazar atıkları için ayrı toplama sistemi kurulabilir. Evlerde organik atık–diğer atık ayrımı teşvik edilebilir. Mahalle ölçeğinde veya bölgesel kompost alanları oluşturulabilir. Üretilen kompost, çiftçiye düşük maliyetle ulaştırılabilir. Genç çiftçilere ve üreticilere uygulamalı eğitimler verilebilir. Bunlar hayal değil. İspanya’da gördük. Litvanya’da gördük. Çalışıyor. Çanakkale tarım şehri. Ezine’si ayrı üretir. Bayramiç’i ayrı. Biga’sı ayrı. Yenice’si ayrı. Ama derdi aynı: Toprak yoruluyor. Su azalıyor. Gençler tarımdan uzaklaşıyor. Üretim pahalılaşıyor.

Kompost meselesi tam da bu yüzden teknik bir detay değil. Bu bir tarım politikası meselesidir. Bu bir su meselesidir. Bu bir kırsalda tutunma meselesidir. Bu bir gelecek meselesidir. 2021’de başlayan ve 2024 Şubat’ında tamamlanan o proje bize şunu net biçimde gösterdi: Bizim çöp diye kenara ittiğimiz şey, başka ülkelerde toprağı ayakta tutan asıl güç haline gelmiş. Mucize yok. Sihir yok. Sistem var. Bilgi var. Ortak akıl var. Eğer biz de bu şehirde gerçekten istersek, Toprak yine doyar. Tarım yine ayakta kalır. Çiftçi yalnız kalmaz. Su daha verimli kullanılır. Çünkü toprak giderse tarım gider. Tarım giderse şehir gider. Bizim “çöp” dediğimiz şey de Meğer toprağın ilacıymış. Ve bu da lafın gelişi değil… Düpedüz bir memleket meselesidir.”

Lapseki'de gerçekleştirilen toplantı, Altınok'un aylar önce gündeme taşıdığı bu yaklaşımın yalnızca bir fikir olarak kalmadığını; üniversite, kamu kurumları ve üreticilerin ortak çalışmalarıyla uygulamaya dönüşmeye başladığını ortaya koydu. İlçede kurulması planlanan pilot kompostlama sistemiyle birlikte organik atıkların yeniden ekonomiye kazandırılması, toprak sağlığının güçlendirilmesi ve sürdürülebilir meyveciliğin yaygınlaştırılması hedefleniyor.

İlgili yazıya buradan ulaşabilirsiniz

https://www.kaleninsesi.com/cop-dedigimiz-sey-meger-topragin-ilaciymis