18 Mart’ın 111. Yılında Çanakkale Ruhu
Tarihin akışını değiştiren büyük destanın üzerinden tam 111 yıl geçti. 18 Mart 1915’te Çanakkale Boğazı’nda verilen mücadele, yalnızca bir askeri zafer değil; bir milletin inancı, kararlılığı ve vatan sevgisinin dünyaya ilan edildiği eşsiz bir direniş olarak tarihe geçti. Dönemin en güçlü donanmalarından oluşan Birleşik Filo’ya karşı, imkânsızlıklar içinde verilen mücadele Türk milletinin azmi ve fedakârlığıyla zafere dönüştü.
Çanakkale’de toprağa düşen her bir şehit, vatanın bağımsızlığı için yazılan bu destanın en kutsal satırlarını oluşturdu. “Çanakkale Geçilmez” sözü yalnızca bir askeri başarıyı değil, milletin birlik ve iradesinin yenilmezliğini simgeleyen bir sembol haline geldi. Bugün, 18 Mart’ın 111. yılında o büyük zaferi saygı, minnet ve gururla anarken; Çanakkaleli tarihçi Atilla Can Akarcalı, Çanakkale Zaferi’nin anlamını ve tarihteki yerini anlatan özel bir yazıyla o destansı günleri yeniden hatırlatıyor.
18 Mart Çanakkale Boğaz Muharebesi’nin 111. yılındayız… 111yıl önce bugün I. Cihan Harbi’nin en büyük muharebelerinden biri Çanakkale Boğazı’nda yaşanmıştır. Birleşik Filo karşısında Türk savunması büyük bir başarı göstermiş ve o tarihi zaferi kazanmıştır. Aşağıda 18 Mart 1915 günü cereyan eden olaylar ve Çanakkale Boğaz Muharebesi’nden bahsetmeye çalışacağım.
18 Mart 1915 saat 09.00’da birleşik filo, Mondros’tan hareket etmiş ve 10 deniz mili hızla Çanakkale Boğazı’na yönelmiştir. Zırhlılardan oluşan taarruz dalgaları ateş üstünlükleri ile tabyaları ezmek ve mayın tarama gemilerinin Kepez Burnu’ndaki mayın tarlalarının temizlenmelerine imkân vermek için dalgalar halinde birbirlerini izleyecek şekilde tertiplenmiştir[1]. Saat 10.30’da müttefiklerin I. Tümen gemileri (Queen Elizabeth, Agamemnon, Lord Nelson ve Inflexible) Boğaz’a girmiş ve 11. 36’da baş taretlerindeki toplarla Darboğazdaki tabyalara ateş başlamıştır. Queen Elizabeth Anadolu Hamidiye’yi hedef almış; Agamemnon Rumeli Mecidiye’ye; Lord Nelson Namazgâha ateş açmış; Inflexible Rumeli Hamidiye’yi hedef seçmiştir[2]. Mesafenin uzak oluşundan ilk başlarda ciddi anlamda bir karşılık verilememiştir. Saat 11.45’te Queen Elizabeth’in Çanakkale gümrük binasının arkasına düşen bir mermisi yangına sebep olmuş ve on dakika sonra Lord Nelson ve Agamemnon Rumeli Mecidiye’yi bombardımana tutmuştur. Saat 12.20’de Queen Elizabeth’in bir mermisi Çimenlik Kalesi cephaneliğini tutuşturmuş bir süre sonra da Anadolu Hamidiye’nin kışlası harap olmuştur.
Bir süre sonra ikinci hatta bulunan dört Fransız gemisi (Gaulois, Charlemange, Bouvet ve Suffren) birinci hattı geçmiş bunun üzerine Mecidiye, Baykuş ve Dardanos gibi Türk tabya ve bataryaları ateş açmıştır. Saat 13.15’e gelindiğindeyse altı İngiliz gemisi Boğaz’dan içeri giriş yapmıştır[3]. 13.15’te Inflexible Türk topçu bataryalarının ateşi ile iki isabet alarak savaş dışı kalmış bunun yanında Agamemnon, Lord Nelson, Albion ve Charlemagne gemileri de Türk topçu batarlarının ateşi sonucu bir takım isabetler almıştır[4]. Saat 13.20’de Hamidiye istihkâmları Fransız Bouvet zırhlısını ateş altına almış ve geminin 13.58’de infilak ettiği görülmüştür. Fransız Suffren zırhlısı da 14 dakika içinde 10 mermi isabet almış ve şiddetli ateş geminin ambarını tutuşturmuştur[5].
Muharebelerin olağan şiddetiyle devam ettiği bir sırada, Dardanos Bataryasında, saat 14.00’te İtilaf Donanması’nın ateşlerinden gördüğü hasarın giderilmesi için ara verilmesi esnasında, sargı yerine düşen mermi ile Bataryanın Komutanı Yüzbaşı Hasan ve (Takım Komutanı) Üsteğmen Mevsuf ile üç er şehit düşmüştür. Çanakkale Müstahkem Mevkii Komutanlığının önerisi üzerine Dardanos Bataryasının ismi bu fedakâr subayların ismi ile değiştirilerek “Hasan Mevsuf Bataryası” ismini almıştır[6].
Muharebeler gayet sert devam ederken Türk savunma hatlarından müttefiklere karşılık başarılı hamleler görülmeye başlamıştır. Saat 15.00’te birleşik filonun ateşi yeniden şiddetli bir hal almıştır. Anadolu Hamidiye Tabyası bu sırada önce Agamemnon sonra da İrresistible’la muharebeye devam etmiştir. İrresistible saat 15.15’te Aktepe tarafına geldiğinde bir mayına çarpmış ve iskele tarafına yatarak hareket edemediği görülmüştür[7]. Türk topçu subayı Binbaşı Hasan sonradan şunları yazacaktı: “Kalplerimizi Allah’a, toplarımızı düşmana çevirdik ve 8.200 metre mesafedeki Irresistible’ı topa tutmaya başladık.”[8]. (Ayrıca Queen Elizabeth’ten atılan ve sert bir hedefe vurduğu halde patlamayan bir top mermisi hâlâ Çimenlik Kalesinin taş duvarına gömülü durmaktadır.)[9].
18 Mart 1915’te Rumeli Mecidiye Tabyasında olağan üstü bir kahramanlık olayı yaşanmıştır. Yirmi altı yaşındaki Seyit Çabuk, 240 mm'lik bir L35 topunun personelinden biridir. Mermi vincinin bir şarapnel parçasıyla devre dışı kalması üzerine Seyit Onbaşı bu çok ağır mermileri platforma taşıyarak namluya sürmüştür. Üstelik bir değil üç defa yapmıştır bunu. Ateşlenen üçüncü mermi Ocean'a isabet ederek ve gemi bulunduğu yerden ayrılarak, geriye dönmek istemiştir. Ancak manevra yaparken mayına çarpmış, bir süre sonra da batmıştır[10].Seyit Onbaşı Çanakkale Boğaz muharebelerinin en önemli kahramanlarından biridir. Seyit Onbaşı'nın görev yaptığı top 240/35'liktir. 240/35'lik topun 140, 190 ve 215 kg'lık olmak üzere üç çeşit mermisi bulunmaktadır. Seyit Onbaşının kaldırdığı top mermileri 190 ve 215 kg ağırlığındadır[11].
17.30 itibariyle İtilaf Donanmasına ait üç harp gemisi savaş dışına çıkmış ve Amiral De Robeck ikinci tümenin geri çekilmesini emretmiştir[12]. Ocean zırhlısı, Irresistible’ın yanında kalarak onu yedeğe alıp çekmeyi denemiş ancak iki zırhlı da Asya kıyılarına sürüklenmiştir. Saat 18.00’de Ocean, Irresistible’ı terk etmiş ve beş dakika sonra, Bouvet’nin battığı yerin yakınlarında bir mayına çarpmış ve sağa yatmıştır. Artık saat 18.00’den itibaren 18 Mart Çanakkale Boğazı’nı zorlama harekâtının başarıya ulaşamadığı kabul edilmiş ve kalan müttefik filo gemilerine geri dön emri verilmiştir[13].
Türk askerinin gösterdiği bu kahramanlık ve cesurane savunmanın bir örneğine dünya askeri tarihinde rastlamak zordur. Son sistem silahlara sahip bir filo karşısında Türk müstahkem mevkii çok iyi mücadele vererek başarıya ulaşmıştır. Erenköy Bölge Komutanı Alman Yarbay Wehrle emri altındaki topçuların vaziyetini kahramanlık olarak tasvir etmektedir. Şöyle yazar:
“Türk kıtaatında gerek subay ve gerek erlerin vaziyeti çok cesurane idi. 8 saat cehennemi ateş altında her emri sükûnetle, seri ve doğru olarak yapmışlardır. Hasar alan muharebe vasıtaları daima tamir edildi ve hiçbir zaman ciddi bir arızaya meydan verilmedi”[14].
Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’te 18 Mart 1915 günü (O dönem yarbay rütbesinde olup Haziran 1915’te albay olacaktır) Müstahkem Mevkii Komutanı Cevat Paşa ile birlikte Eceabat’ta bulunmuştur. Atatürk, “Arıburnu Muharebeleri Raporu” kitabında 18 Mart gününü şöyle anlatmaktadır:
“18 Mart 1915 günü sabahı, Maydos’taki karargâhıma gelen Müstahkem Mevki Komutanı Tuğgeneral Cevat Paşa ile birlikte kendilerine Seddülbahir sahilini muhafaza için yaptığım düzenleme ve aldığım tedbirleri arazi üzerinde göstermek amacıyla Kirte’ye hareket ettik. Oraya ulaştığımızda ayrıntıları, konuyla ilgili belgelerde anlatıldığı şekilde, düşman donanmasının özel bir maksatla Boğaz’a yaklaşarak girişi bombardımana başladığını gördük. Düşman donanmasının Kirte ve Alçıtepe istikametlerine yönelttiği atışlarının altında kaldık. Bunun üzerine, söz konusu bölgenin muhafazasıyla görevlendirilen 26’ncı Alay Komutanına dikkatli olunması konusunda şifahi talimatlar verdikten sonra, Cevat Paşa’nın görevi başında bulunabilmesi için Maydos’a döndük. Düşmanın yenilgisiyle sonuçlanan bugünkü muharebe yalnız denizden cereyan etmiş, karada düşmanın bazı gemileriyle sahili ateş altında bulundurmasından başka dikkate değer bir olay olmamıştı”[15].
18 Mart 1915’te kazanılan bu şanlı zafer büyük Türk Askerinin göstermiş olduğu bir kahramanlık destanıdır. Gerek kıyı savunma yapıları gerekse mayın hatlarının Boğaz’daki başarılı etkileri başarıya ulaşılmasında önemli rol oynamıştır. Emir-komuta kademesinin koordineli hareket etmesi de çok önemli bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Müstahkem Mevkii Komutanı Cevat Paşa 18 Mart gününün akşamı son itilaf gemilerinin Çanakkale Boğazı’nı terk edişlerini izlemiş ve şöyle demiştir[16]:
“ Gittiler… Geçemediler… Geçemeyecekler…”
[1] Çanakkale Deniz Savaşı, A. Thomazi, Çeviren: Hüseyin Işık, Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları, Ankara, 1997, s. 36.
[2]Michael Forrest, “Şahi Toplardan Savaş Gemilerine” Çanakkale Boğaz Savunması, (Çev: İsmail Hakkı Yılmaz), Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2017, s. 179-180.
[3]Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi VIII’inci Cilt, T.C. Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığı Resmi Yayınları Seri No:3, Ankara 1976, s. 177-178.
[4] Figen Atabey, Çanakkale Muharebelerinin Deniz Cephesi, TTK Yayınları, Ankara, 2014, s. 116.
[5]Atabey, a.g.e., s. 117; Forrest, a.g.e., s. 186-187.
[6]Birinci Dünya Savaşında Çanakkale Cephesi V. Cilt I. Kitap, T.C Genel Kurmay Başkanlığı Yayınları, Ankara, 2019, s. 183; Atabey, a.g.e., s. 129.
[7]A. Thomazi, a.g.e., s. 37-38-39; Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi VIII’ inci Cilt, s. 179; Forrest, a.g.e., s. 187-188.
[8]Forrest, a.g.e., s. 190.
[9]Forrest, a.g.e., s. 189.
[10]Forrest, a.g.e., s. 207-208;
[11] Bayram Akgün, Boğaz’ın Fedaileri Cilt I, DBY Yayınları, İstanbul, 2018, s. 183.
[12] Atabey, a.g.e., s. 121.
[13]Atabey, a.g.e., s. 122; Forrest, a.g.e., s.195.
[14]Hermann Lorey, Çeviren ve Yayına Hazırlayan, Mehmet Mert Çam- Aytunç Ülker, İlgi Kültür Sanat Yayınları, İstanbul, 2018, s. 144.
[15] MUSTAFA KEMAL, Arıburnu Muharebeleri Raporu, Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt (ATASE) Başkanlığı Yayınları, Ankara, 2011, s, 6-7.
[16]Forrest, a.g.e.,s. 199.