Türkiye'de son yıllarda etkisini daha fazla hissettiren iklim değişikliği, tarımsal üretim üzerinde oluşturduğu baskıyla üreticileri yeni arayışlara yönlendiriyor. Özellikle sıcaklık artışları, düzensiz yağışlar, kuraklık ve aşırı hava olayları gibi iklim kaynaklı değişimler, zeytin üretiminin geleceğine ilişkin endişeleri artırırken, bu risklere karşı geliştirilen bilimsel çalışmalar da hız kazanıyor.

Bu kapsamda Avrupa Birliği'nin desteğiyle hayata geçirilen ANATOLiVAR Projesi, zeytin üreticilerinin Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı'na uyumlu, sürdürülebilir ve iklim değişikliğine dirençli üretim uygulamalarına geçişini desteklemeyi amaçlıyor. Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK) ile Slow Food iş birliğinde yürütülen proje; Marmara, Kuzey Ege, Orta Ege, Güney Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu olmak üzere Türkiye'nin altı ana zeytin üretim havzasında uygulanacak. Üç yıl sürecek proje kapsamında üreticilere eğitimler verilecek, saha çalışmaları gerçekleştirilecek, yerel zeytin çeşitlerini kapsayan kapsamlı bir veri tabanı oluşturulacak, kitaplar, belgeseller ve dijital içeriklerle iklim değişikliğine ilişkin farkındalık artırılacak.

Çanakkale'den yükselen bilimsel uyarı

Proje kapsamında görüşlerini paylaşan Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Coğrafya Bölümü'nden emekli fiziki coğrafyacı ve iklim bilimci Prof. Dr. Murat Türkeş, iklim değişikliğinin artık geleceğin değil, bugünün en önemli tarımsal sorunlarından biri haline geldiğini söyledi.

Türkiye'de iklim değişikliği, kuraklık, çölleşme ve sürdürülebilir kalkınma alanlarında uzun yıllardır çalışmalar yürüten Türkeş, akademik çalışmalarını Boğaziçi Üniversitesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde sürdürmeye devam ediyor. Türkeş'e göre son yıllarda yaşanan iklimsel değişkenlik, zeytin üretiminde alışılmış üretim anlayışının yeniden gözden geçirilmesini zorunlu kılıyor.

"Son 10 yılda iklim belirgin şekilde değişti"

İklim değişikliğinin etkilerinin artık üretim sahalarında açık biçimde hissedildiğini vurgulayan Prof. Dr. Murat Türkeş, özellikle son on yıllık dönemde yağış düzeni, sıcaklık, buharlaşma ve toprak neminde yaşanan değişimlerin zeytin üretimini doğrudan etkilediğini ifade etti.

Türkeş, "Son on yıllık döneme baktığımızda değişen iklimin, özellikle iklimsel değişkenliğin sonucunda yağış, sıcaklık, buharlaşma ve toprak nem rejimindeki değişiklikler artık zeytin üreticiliğini etkiliyor. Bugün bunları konuşuyor olmamızın nedeni de bu." sözleriyle iklim krizinin artık teorik bir tartışma olmaktan çıktığını ve üreticilerin günlük yaşamını doğrudan etkileyen bir gerçek haline geldiğini dile getirdi.

İklim değişikliğinin etkilerinin önümüzdeki yıllarda daha da belirginleşeceğine dikkat çeken Prof. Dr. Murat Türkeş, özellikle 2040'lı yıllardan itibaren sıcaklık artışlarının bugünkünden çok daha fazla hissedileceğini belirtti. Yağış rejiminde yaşanacak değişimlerin yalnızca yağış miktarını değil, yağışın mevsimlere dağılımını ve yıllar arasındaki değişkenliği de etkileyeceğini ifade eden Türkeş, bu durumun zeytin üretimi açısından yeni riskleri beraberinde getireceğini söyledi. Kuraklığın tek başına değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen Türkeş, aşırı yağış olaylarının da tarımsal üretimi olumsuz etkileyebileceğine işaret ederek, üretim planlamasının değişen iklim koşullarına göre yeniden şekillendirilmesi gerektiğini dile getirdi.

"Geleneksel bilgi ile bilim birlikte yol göstermeli"

İklim krizine karşı yürütülecek mücadelenin yalnızca teknolojik çözümlerle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Murat Türkeş, yüzyıllardır süregelen geleneksel zeytin yetiştiriciliği bilgisinin de korunmasının büyük önem taşıdığını söyledi.

Sürdürülebilir ve iklim dirençli zeytincilik için mevcut iklim koşullarına uyum sağlayan, geleneksel bilgi birikimini bilimsel çalışmalarla buluşturan üretim modellerinin yaygınlaştırılması gerektiğini ifade eden Türkeş, döngüsel üretim sistemlerinin de bu dönüşümün önemli bir parçası olduğunu kaydetti.

Agroekolojik üretim anlayışı öne çıkıyor

Hürmüz krizine rağmen Türk limanları ilk yarıyı artışla kapattı
Hürmüz krizine rağmen Türk limanları ilk yarıyı artışla kapattı
İçeriği Görüntüle

İklim krizinin etkilerine karşı zeytin üretiminin daha dirençli hale getirilmesi gerektiğini belirten Türkeş, bu noktada agroekolojik üretim ilkelerinin önem kazandığını söyledi.

Toprağın korunması, su kaynaklarının verimli kullanılması, biyolojik çeşitliliğin desteklenmesi ve doğal üretim süreçlerinin güçlendirilmesini esas alan agroekolojik yaklaşımın, iklim değişikliğinin etkilerini azaltmada önemli bir rol üstleneceğini belirten Türkeş, zeytinciliğin geleceğinin bu anlayışla şekilleneceğini ifade etti.

ANATOLiVAR Projesi üreticileri geleceğe hazırlamayı hedefliyor

İlk saha çalışmaları Mersin'de başlayan ANATOLiVAR Projesi kapsamında Türkiye'nin altı ana zeytin üretim havzasında eğitimler, atölye çalışmaları ve bilimsel araştırmalar yürütülecek. Ayrıca yerel zeytin çeşitlerini ve üreticileri kapsayan kapsamlı bir veri tabanı oluşturulacak, hazırlanacak kitaplar, belgeseller ve dijital içeriklerle iklim değişikliğine ilişkin farkındalığın artırılması hedeflenecek. Projenin temel amacı ise üreticilerin Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı doğrultusunda sürdürülebilir üretim uygulamalarına uyum sağlamasına katkı sunarken, Türkiye'nin zengin zeytin çeşitliliğini ve üretim kültürünü gelecek nesillere aktarmak olarak öne çıkıyor.

"Zeytinciliğin geleceği bugünden alınacak kararlara bağlı"

Değerlendirmelerinin sonunda üreticilere önemli bir çağrıda bulunan Prof. Dr. Murat Türkeş, iklim değişikliğinin etkilerinin artık ertelenebilecek bir sorun olmadığını ifade etti . "Bir yandan kuraklık, bir yandan aşırı yağışların yaşanacağı yeni bir iklim düzenine doğru ilerliyoruz. Bu nedenle zeytin üretim sistemlerini agroekolojik ilkeler doğrultusunda mutlaka daha dayanıklı, daha dirençli hale getirmemiz gerekiyor." diyen Türkeş, iklim değişikliğine uyum sağlayan üretim modellerinin artık bir tercih değil, zeytinciliğin geleceği açısından kaçınılmaz bir gereklilik olduğunun altını çizdi.

Muhabir: Deniz Çetin