SON DAKİKA
Hava Durumu

Marka

Yazının Giriş Tarihi: 04.11.2022 09:32
Yazının Güncellenme Tarihi: 04.11.2022 09:32

Son yıllarda ülkemizde çok sayıda kurum, belediyeler ve Sivil Toplum Kuruluşları (STK) başta olmak üzere işyeri sahiplerimiz ve esnaflarımız ürettikleri veya sattıkları ürünleri daha iyi pazarlayabilmek için marka ve markalaşma yolunda önemli adımlar attılar.

Öyle ki, altı aydır hayatımı idame ettiğim memleketimde bile yöresel çilek, kapya biber için bile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na bağlı Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaret alınmış durumda.

Öte yandan girişte değindiğim gibi Marmara Bölgemiz ve Trakya’da da çok sayıda kurum ve kuruluş markalaşmada en ön sıralarda yer almaktadır.

Bu da bize ürettiğimiz, pazarladığımız ve sattığımız ürünlerde daha kolay pazar bulmamıza ve yöremizi tanıtmamıza katkı sağlamaktadır.

Kişi, kurum ve kuruluşların yanı sıra bakanlıklar ve bakanlıklara bağlı birimler bile marka ve markalaşmada birbirleriyle yarışmaktadır.

Cumhuriyetimizin kuruluşunun 99’uncu yılında toplu üretime başlaması İçin banttan indirilen yerli elektrikli otomobilimiz bile daha görücüye çıkmadan markalaşmaya gitmiş ve hem logosunu, hem de ismini tescil ettirmiştir.

Bu vesileyle yerli otomobilimizin ülkemize hayırlı olmasını temenni ederek; marka ve markalaşma yolunda adım atan tüm kişi, kurum ve kuruluşlara da başarılar dilerim.

Marka ve markalaşmanın ön plana çıktığı bu yeni yüzyılda ülkemiz de diğer ülkeler önünde en ön sıralardaki yerini her geçen gün üst sıralara çıkarmaktadır.

Pazarda itibar sahibi olmak, sunulan hizmeti çeşitlendirmek için yapılan stratejik bir değer olan marka ve markalaşmanın tek başına da yeterli olmadığı aşikardır.

Bu nedenle marka ile birlikte bir değer üretmek, markanın sürdürülebilirliği ve rekabet kolaylığı açısından çok büyük öneme sahiptir. Bu yüzden marka ile birlikte marka değeri için markanın güvenilir olmasını sağlamaktır. Bu ise ancak müşterinin güvenini ve sadakatini kazanmak suretiyle olacağından, üretilen ve pazarlanan üründe de hep aynı kaliteyi devam ettirmek yatmaktadır.

Buna en iyi örnek, yer karosu denildiğinde hemen akla gelen Kalebodur’dur..

Çanakkale’nin hatta ülkenin sanayileşmesinde kurulduğu 1957 yılından günümüze kadar geçen 65 yılda kalitesinden ödün vermeden adını yer karosuna yazdıran ve Kalebodur olarak anılmasını sağlayan Kale Grubu kurucusu ve murahhas azası rahmetli Dr. İbrahim Bodur’a da bu yazım vesilesiyle rahmet diliyorum.

Bir yazımın daha sonuna gelirken; tüm okurlarıma selamlarımı ileterek, her birinize sağlıklı ve mutlu günler diliyorum.

Sizleri her hafta olduğu gibi bu hafta da Allah’a emanet ediyorum.

Kalın sağlıcakla…

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.