SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Çekirdekten… (03.06.2022)

Yazının Giriş Tarihi: 03.06.2022 09:38
Yazının Güncellenme Tarihi: 03.06.2022 09:38

Bir ayı aşkın süredir hayatımı Kazdağları’nın eteklerinde köyde geçiyorum.

Köyde yaşam çok güzel. Ancak “Ağaç yaş iken eğilir” atasözünden yola çıkarak köyde de yaşamayı bilmek gerek.

Köyde hayatıma devam ederken bir taraftan köy hayatına alışmaya bir taraftan da gözlemleme yapmaya devam ediyorum.

Zaten başlıktan da anlaşılacağı üzere bu haftaki köşe yazımın konusu “Çekirdekten Yetişme” üzerine olacak.

Türkçede “Çekirdekten Yetişme” denince bir beceriyi veya mesleği küçük yaşta ve fiilen o işin içinden yetişerek öğrenmiş kişi kastedilir. Örneğin “çekirdekten yetişme çiftçi” deyince erken yaştan itibaren tarlada ve bahçede çalışıp hayvancılık da yaparak bu işleri öğrenmiş birinden söz ederiz.

Şimdi bu girişin ardından gelelim köydeki “çekirdekten yetişme çiftçilere”. Komşum Ramazan abinin torunu Ramazan Emre her gün okul çıkışı ablasıyla birlikte çizmelerini giyerek eline de biberonları alarak önce ineklere yemlerini veriyor ardından da biberonla buzağıları besliyor.

Ramazan Emre ve ablası bu işleri öyle severek yapıyor ki babası Osman’a bile taş çıkartır.

Ramazan Emre’ye soruyorum buzağılar kaç aylık ve ne kadar daha biberonla beslenecek diye. Hemen iki aylık oluncaya kadar besleneceğini aktarıyor.

Köylerde Ramazan Emre gibi onlarcası vardır tabii ki. Olması da gerekli.

Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi köylülerimiz milletin efendisi olarak üzerlerine düşen görevleri layıkıyla yapmaya devam ediyorlar.

Çekirdekten de yetişen çifçilerimiz geleceğe ümit vererek ülkemiz tarımının devamı ve ilerlemesi için çaba sarf ediyorlar.

Şehirlerde hayatlarını devam ettiren milyonlara ürettiklerini ulaştıran çiftçilerimize bu yazım vesilesiyle şükranlarımı arz ediyor, gelecek haftaki yazımda yeni bir konuyla daha siz değerli okurlarımın karşısına çıkabilmek ümidiyle sizleri Allah’a emanet ediyorum.

Kalın sağlıcakla.

Çekirdekten…

Bir ayı aşkın süredir hayatımı Kazdağları’nın eteklerinde köyde geçiyorum.

Köyde yaşam çok güzel. Ancak “Ağaç yaş iken eğilir” atasözünden yola çıkarak köyde de yaşamayı bilmek gerek.

Köyde hayatıma devam ederken bir taraftan köy hayatına alışmaya bir taraftan da gözlemleme yapmaya devam ediyorum.

Zaten başlıktan da anlaşılacağı üzere bu haftaki köşe yazımın konusu “Çekirdekten Yetişme” üzerine olacak.

Türkçede “Çekirdekten Yetişme” denince bir beceriyi veya mesleği küçük yaşta ve fiilen o işin içinden yetişerek öğrenmiş kişi kastedilir. Örneğin “çekirdekten yetişme çiftçi” deyince erken yaştan itibaren tarlada ve bahçede çalışıp hayvancılık da yaparak bu işleri öğrenmiş birinden söz ederiz.

Şimdi bu girişin ardından gelelim köydeki “çekirdekten yetişme çiftçilere”. Komşum Ramazan abinin torunu Ramazan Emre her gün okul çıkışı ablasıyla birlikte çizmelerini giyerek eline de biberonları alarak önce ineklere yemlerini veriyor ardından da biberonla buzağıları besliyor.

Ramazan Emre ve ablası bu işleri öyle severek yapıyor ki babası Osman’a bile taş çıkartır.

Ramazan Emre’ye soruyorum buzağılar kaç aylık ve ne kadar daha biberonla beslenecek diye. Hemen iki aylık oluncaya kadar besleneceğini aktarıyor.

Köylerde Ramazan Emre gibi onlarcası vardır tabii ki. Olması da gerekli.

Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi köylülerimiz milletin efendisi olarak üzerlerine düşen görevleri layıkıyla yapmaya devam ediyorlar.

Çekirdekten de yetişen çifçilerimiz geleceğe ümit vererek ülkemiz tarımının devamı ve ilerlemesi için çaba sarf ediyorlar.

Şehirlerde hayatlarını devam ettiren milyonlara ürettiklerini ulaştıran çiftçilerimize bu yazım vesilesiyle şükranlarımı arz ediyor, gelecek haftaki yazımda yeni bir konuyla daha siz değerli okurlarımın karşısına çıkabilmek ümidiyle sizleri Allah’a emanet ediyorum.

Kalın sağlıcakla.