SON DAKİKA
Hava Durumu

YAŞAMLA ÖLÜM ARASINDA (21.01.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 21.01.2021 08:48

Erma Bombeck (1927-1996); uzun yıllar böbrek rahatsızlıklarıyla uğraşıp hayatını kanser sebebiyle kaybeden Amerikalı köşe yazarıdır. Ölmeden önce bir yazı kaleme alır vebu onun son yazılarından biri olmakla birlikte hayata dair muhteşem dersler sunar;

"Hayatımı yeniden yaşayabilseydim eğer;

Hastayken yatağa girer dinlenirdim.

Ben olmadığım zaman her şeykötüye gidecek diye düşünmezdim.

Gül şeklindeki pembe mumu saklamaz yakardım.

Daha az konuşur, ama daha çok dinlerdim.

Yerler kirlense, masa örtüm lekelense bile daha çok arkadaşımı akşam yemeğine davet ederdim.

Oturma odasında televizyon seyrederken, patlamış mısır yer, yerler leke olacak diye korkmazdım.

 

Bana gençliğini anlatmaya çalışan dedeme daha çok vakit ayırırdım.

 

Kocamın sorumluluklarını daha çok paylaşırdım.

Saçım bozulmasın diye, arabanın camının açılmasını önlemezdim.

Eteğimin lekelenmesine aldırmadan çimlere otururdum.

Televizyon seyrederken daha az, hayata bakarken daha çok ağlar ve gülerdim.

Ömür boyu garantilidir denilen hiçbir şeyi satın almazdım.

Hamileliğimin bir an önce sona erip, doğum yapmayı dilemek yerine, hamile olduğum her anın tadını çıkarır ve içimde bir canlı yaratmanın ne kadar harika olduğunu fark ederdim.

Bu o kadar nadir bir olay ki… Mucize gibi bir şey…

Çocuklarım beni öpmek istediklerinde, asla "Önce git ellerini yüzünü yıka" demezdim.

Onlara daha çok "Seni seviyorum", ondan da daha çok "Özür dilerim" derdim.

Ama başka bir hayat verilseydi en çok yapacağım şey; her dakikasını değerlendirmek olurdu.

Dikkatle bak… Gerçekten gör… Yaşa... Vazgeçme…

Küçük şeyler için şikâyet etmekten vazgeç...

Bana benzemeyenler, benden daha çok şeye sahip olanlar ve kimin ne yaptığı beni ilgilendirmezdi.

Bunun yerine, ilişkilerimi güçlendirmeye çalışırdım.

Sahip olduğunuz ruhsal, fiziksel ve duygusal her şey için şükredin.

Tek bir hayatınız var ve bir gün sona eriyor.

Umarım her gününüzü değerlendirirsiniz"diyerek sözlerini sonlandırır.

Yıllar önce kaleme aldığı yazısında ne kadar da haklı değil mi?

Oysaki birçok şeye geç kalmanın verdiği derin pişmanlık ona bunları yazdıran.

Geçmişe dönüp bakınca hepimizin bunlara benzer pişmanlıkları olduğunu düşünüyorum.

Çünkü biz hasta olmadan sağlığımızın, üzülmeden mutluluğumuzun, fakirleşmeden zenginliğimizin, kaybetmeden kazandıklarımızın kıymetini bilmiyoruz.

Yeni kıyafet alınca en özel günümde giyerim diye ayırıyor, zayıflayabilmek için yediğimiz ekmekten kısıyoruz.

Karşımızdaki kişiyle konuşurken onun derdine ortak olup çözüm aramak yerine, konuşmasını bitirmeden cevaplarımızı sıralıyor derdini küçümsüyoruz.

Artık hiçbir şeye tahammülümüz kalmamış gibi davranıyor, en basit bir tartışmada bile arkamıza bakmadan kaçıyoruz.

Çevremizdekilerin başarılarıyla gururlanmak yerine, düşeceği günü iple çekiyoruz.

Sevgimizi göstermekten kaçınıyor, bundan zarar göreceğimizi düşünüyoruz.

Kırgınlıklarımızı affetmek yerine, gözümüzde daha da büyütüp nefrete dönüştürüyoruz.

En ufak bir sorunda dünyamız başımıza yıkılıyor, hemenkurban rolünü oynamaya başlıyoruz.

Kısaca geçmişin pişmanlıkları, geleceğin endişeleriyle küçücük ayrıntıların içerisinde hem vaktimizi hem de kendimizi kaybediyoruz.

Geçmiş geride kaldı, gelecekte henüz gelmiş değil. Ancak değerlendirmemiz gereken en çok unuttuğumuz bugünümüz halen var.

O zaman neden her anımızı en güzel şekilde değerlendirip, iyi bir insan olarak anılmayı tercih etmiyoruz?

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.