SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Salgın Sürecinde Yanlış Kullandığımız Kelimeler (28.04.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 28.04.2021 10:25

Dilimize hızla giren kelime veya kalıpların doğru olup olmadığı üzerinde çoğunlukla düşünmeyiz. Herkes en çok hangi kalıpları kullanıyorsa biz de dilimize hemen onu yerleştiririz. Buna benzer örneklere koronavirüs salgınıyla birlikte de sık sık rastlıyoruz. Mesela en sık kullandığımız ifadelerden biri “sosyal mesafe”. Üstelik “sosyal mesafe”, kendi başına oldukça masum görünen iki kelimeden oluştuğu için ifade edilmek istenen şeyi doğru karşılayıp karşılamadığına dair ufacık bir şüphemiz dahi olmayan bir kelime. Oysa kastettiğimiz asıl şey sosyal mesafe değil de “fiziki mesafe” olabilir mi? Cevabına birlikte göz atalım;

“Sosyal mesafe”, sosyolojik bir kavramdır.

Bilim uzmanından sokaktaki insana kadar hemen herkesin ağzından düşürmediği “Sosyal mesafemizi koruyalım” cümlesindeki sorun, “sosyal” kelimesinin kullanılması. Sosyolojik bir kavram olan “sosyal mesafe”, insanlar arasındaki gelir, statü, meslek, eğitim düzeyi, dâhil olduğu etnik grup gibi birçok özelliği barındırır. Hatta bu durumda “sosyal mesafe” için “toplumsal mesafe” kavramını kullanmak da yanlış olmaz. Bir öğretmen ile öğrencisi arasında aynı sınıfın içinde fiziki mesafe olmayabilir ancak her ikisi arasında yaş, uzmanlık, eğitim seviyesi, iş, uğraş ve daha birçok etkenden dolayı sosyal mesafe bulunmaktadır.

“Sosyal mesafe” koyulursa sosyal yardımlar da yapılamaz.

Salgın sürecinde kullanılan sosyal mesafenin, anlatılmak isteneni yanlış karşıladığı, sosyal yardım çalışmaları üzerinden de anlatılabilir. Kapanma ve kısıtlamalar sebebiyle işsiz kalan, geliri azalan veya tek başına olduğu için yardıma ihtiyacı olanlara kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları gıda ve nakdi yardımda bulunmakta. Bir ihtiyacının olup olmadığını sormak için söz konusu kişilerin kapısına gidilip onlarla iletişim kurulması bile aradaki sosyal mesafenin azaltılmasını sağlıyor. Yardımsever bir toplum olduğumuz için sosyal mesafemiz bu yüzden hep güçlü olmuş, elimizden geldiğince sosyal bağımızı hep yakın tutmuşuzdur. Burada “Sosyal mesafe” ile samimi ilişkilere girmemek, bu tür faaliyetlere de mesafe koymak kastediliyor, bunu da gözden kaçırmamak gerek.

Yani “Sosyal mesafe” ile anlatılmak istenen aslında “Fiziki mesafe”

“Sosyal mesafe” ifadesiyle bir yıldan fazla süredir yasaklanan/kısıtlanan ya da dikkat edilmesi gerektiğine vurgu yapılan şey, insanların birbirine fiziki olarak yakınlaşması, temas kurması. Bu fiziki mesafe kimi uzmana göre 1 metre, kimi uzmana göre ise 2 metre olmalı. Fiziki olarak kucaklaşmak, tokalaşmak, sarılmak vs. koronavirüsün bulaşma riskinden dolayı zaten kesinlikle yapılmaması gereken eylemler. Ancak her şeye rağmen fiziki mesafeyi artırıp, sosyal mesafeyi koruyabilmek de bizim elimizde. Örneğin; sokağa çıkma yasakları, fiziki mesafeyi koruma kuralları, karantina süreci gibi sebepler ailemiz ve yakın çevremizle aramıza fiziki mesafe koymamızı zorunlu kılarken, diğer yandan telefon ve sosyal ağlar üzerinden çevrim içi görüşmelerle sosyal mesafeyi yakın tutmak hâlâ mümkün.

***                                                                          ***                                                                      ***

Konu koronavirüs salgınıyla dilimize yerleşen “sosyal mesafe” kavramının yanlışlığından açılmışken birkaç yanlış kullanıma daha değinmekte fayda var. Mesela;

Bulaş? Enfekte olmak?

Sıklıkla duyuyoruz: “Virüsün bulaş hızı arttı. Bulaşı önlemek için maske, mesafe, hijyen. Bugüne kadar 10 bin kişi virüsle enfekte oldu” gibi...

Oysa Türkçede “bulaş” (emir anlamı haricinde) tek başına kullanılan bir kelime değil. Bunun yerine bildiğimiz ve kullanageldiğimiz “bulaşma, bulaşmak, bulaştırıcı, bulaşıcı, bulaştırmak” kelimelerini kullanmak gerekir.

Entübe?

Ben “entübe olanlar” kelimesini ilk duyduğumda koronavirüse yakalanıp da durumu ağırlaşanların yoğun bakımda bitkisel hayata girdiklerini falan zannetmiştim. Oysa bunu “solunum cihazına bağlı olanlar” diye Türkçe olarak dile getirseler hayalimizde daha korkunç senaryolar canlandırmamış olacağız.

Filyasyon?

Tıpkı “entübe” gibi salgın sürecinde ilk kez duyduğum kelimelerden biriydi filyasyon. Hatta dünyaya da örnek olmuştu “Filyasyon ekiplerimiz”. Kapı kapı dolaşıp koronavirüse yakalananların temasta oldukları kişileri tespit etmişler, büyük bir özveriyle salgının seyrini hafifletmeye çalışmışlardı. Hâlâ aynı azimle görevlerini yapmaya devam ediyorlar. Çok sık duyduğumuz “Filyasyon çalışmaları” için de “alan taraması” ifadesini kullanmak daha anlaşılır ve Türkçe olacaktır.