SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Özgür müyüz? Suçlu mu? (03.05.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 03.05.2021 10:03

Bugün 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü. Türkiye’de ise her geçen gün basın özgürlüğü üzerindeki baskılar artarak devam ediyor. Oysaki bir ülkede temel insan hak ve özgürlüklerinin vazgeçilmez unsurlarından biri de, anlık bilgiye erişime ve ifade özgürlüğüne sahip, bağımsız, sesli basının varlığıdır. Fakat bugün ülkemizin gelmiş olduğu durum gerek insan hakları açısından, gerek basın özgürlüğü açısından son derece kaygı verici. Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF)’nin açıkladığı, 2021 Basın Özgürlüğü Endeksi verilerine göre Türkiye 180 ülke içerisinde 153. sırada yer aldı.

Bu durumun en önemli sebeplerini de yargı bağımsızlığına dair ağır sorunlar, habercilere yönelik keyfi tutuklamalar, online haberciliğe yönelik ağır müdahaleler, eleştirel haberciliği hedef alan idari yaptırımlar ve gazetecilere karşı cezasız kalan şiddet vb. unsurlar oluşturuyor. Konu hakkında gazeteci Yazgülü Aldoğan katıldığı bir programda basın özgürlüğü ödülünü kendisinin de yazdığı gazete olan Cumhuriyet'e verilmesinin nedenini; yazılan her haberin savcının önüne gidiyor olmasından, gazetecilerin yaptıkları haberler için ifadeye çağrılmasından kaynaklandığına değiniyor.

Bu örnekle birlikte basın ve basın mensuplarına verilen içler acısı değer de bir kere daha gözler önüne serilmiş oluyor. Ancak basın ve medya, özgür bir toplum için olmazsa olmaz yapı taşlarından biri. Eğer demokratik bir devlette yaşıyorsak her türlü fikre ve karşıt habere saygı duymamız gerek. Bugün bir basın mensubu olarak ilgili kişilerle yapmaya çalıştığımız röportajlarda; “Ben söyleyeceğimi söyleyeyim de siz nasıl olsa kaleme alamayacaksınız” tarzında diyaloglarla karşılaşıyoruz. Peki ya, nerede kaldı bu özgürlük?

Bizim ülke olarak gözden kaçırdığımız nokta şu; dünyada etkili bir basına sahipseniz isteklerinizi insanlara daha kolay kabul ettirebilir, hakkınızı savunabilirsiniz. Eğer etkili bir basına izin vermezseniz, dünyaları yapsanız kimsenin sizin yaptıklarınız üzerine bir fikri olmaz, hatta aksi fikre bile sahip olabilirler. Zaten Türkiye’nin tarih boyunca yaşadığı durumda budur.  

Basın özgürlüğüne içtenlikle taraftar olan Atatürk, 1930 yılında yaptığı bir konuşmada özgürlüğün de dikkatli biçimde kullanılması gerektiğini şu sözleriyle ifade ediyor: “Bu ülkede kalem özgürlüğü kullanılırken, demokratik sisteme uygun biçimde daha büyük bir dikkat gösterileceğini ümit ediyorum. Bizimki gibi, özgürlüklerin kötüye kullanılması nedeniyle çok sıkıntı çekmiş bir ülkede böyle bir dikkatin gösterilmesinin özellikle önem taşıdığı kanısındayım.” [Aksan s. 74–75]

Atatürk’ün bu sözlerini tabii ki bugün de dikkatle değerlendirmeliyiz. Diğer yandan basını bir propaganda, yalan üretip insanları etkileme aracı olarak da kullanmamalıyız. Temel gayemiz tarafsız ve doğru habercilik olmalı. Çünkü bir ülkenin kendini ifade edebilmesi, konular üzerinde kendi çıkarlarını koruyabilmesi, farklı düşüncelerle ortak bir çözüm bulabilmesi ancak bu şekilde mümkün olabilir.

Kimsenin düşünce ve ifadelerinden dolayı yargılanmadığı, her türlü baskı ve sansürden uzak, sesimizi daha özgür duyuracağımız bir dünya dileğiyle…

Dünya Basın Özgürlüğü Günü Kutlu Olsun.