SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Nerede O Eski Ramazanlar? (13.04.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 13.04.2021 09:53

Ramazan ayı boyunca bu cümleyi en az birkaç kere duymuş veya kendiniz söylemişsinizdir. Genelde yetişkin ya da yaşlılardan duymaya alıştığımız "Nerede o eski Ramazanlar?" hayıflanmasının ne kadar da haklı bir özlem ve sitem ögesi barındırdığını her yıl çok daha iyi anlıyoruz. Ramazanlar mı değişti, yoksa biz mi? Orası tartışılabilir belki ama durum, içerisinde bulunmuş olduğumuz yani pandemi gölgesinde geçireceğimiz ikinci ramazana işaret ediyor.  

Ekonomiden eğitime, sağlıktan dış politikaya, neredeyse tüm alanları etkileyen Covid-19 salgını, sosyal hareketliliğin, maneviyatın, yoğun olarak yaşandığı Ramazan ayını da ne yazık ki olumsuz etkilemeye devam edecek. Yaşamış olduğumuz zorlu süreç ile pandemi öncesindeki Ramazan aylarını kıyasladığımızda işte ortaya çıkan vahim tablo bunlar oluyor;

Eskiden bildiğiniz gibi Ramazan'ın farklı bir heyecanı olur, çarşı pazar kalabalıklaşır, yapılan alışverişler artardı. Bu alışverişler de daha çok yemek içmek için değil, daha çok paylaşmak içindi. Çünkü önceden komşuluk ve paylaşımın ön planda olduğu ramazanlar geçerdi. Var olan paylaşılır, normalde yetmeyecek yemekler bu şekilde bereketlenirdi. Herkesin bir araya gelerek mutlu olduğu iftarlar yapılırdı. Ancak şimdiye dönüp baktığımızda evet çarşı pazar yine kalabalık ama ortada kayda değer bir alışveriş yok. Herkes gıdım, gıdım harcama yapma derdinde. Nedeni de insanların harcayacak fazla paralarının olmaması… Ayrıca her Ramazan'da ürün fiyatlarının fazlasıyla şişirilmesi de cabası tabi. Geleneksel toplu iftar ve sahurların yasaklanması konusuna hiç değinmiyorum bile zaten!

Ya pide kuyruğunda beklerken dönen muhabbetler ve o muhteşem kokuyla hepimizin kendini terbiye edişi… Şimdi ise maske ve mesafeler giriyor aramıza. Hatta öyle bir haldeyiz ki değil muhabbet etmek, birbirimize sanki bir mikrop gibi bakıyor her hapşıranı, öksüreni koronalı sanıyoruz. Tüm bunlar sonucunda alınan kararlar da pide kuyrukları ve yoğunluğun oluşturacağı riskin önlenmesi amacıyla fırınlardaki özel sipariş üretimler de dâhil, pide ve ekmek üretiminin iftardan bir saat önce sonlandırılması oluyor haliyle.   

Ramazan paketleri deseniz eskiden özenle hazırlanıp kimse bilmeden dağıtılırdı. Çünkü yardımın gizli olanı, bir elin verdiğini diğerinin bilmemesi önemliydi. Şimdilerde ise her hayır, medya ordusu eşliğinde büyük bir şov ile yapılıyor. Hem de yardıma muhtaç insanların ne kadar rencide olacağı ya da ezileceği hiç düşünülmeden…

Ramazan ayında udlar, kanunlar, neyler çalınarak Ramazan'ın ruhuna uygun müzikler yapılırdı. Ramazana özgü oyunlar sergilenirdi. Bir dönemin çocukları bu şekilde Ramazan ayını geçirirdi. Ancak şimdi bu gelenek günden güne önemini yitirdi daha doğrusu her şey gibi sosyal izolasyon kuralına takıldı.

Ramazan ayı davul ile başlar, sahur sofraları dile gelen maniler ile kurulurdu. Büyük bir heyecanla açılırdı evlerin lambaları, şimdi ise davulcular mani söylemiyor çünkü insanlar bu durumdan rahatsızlık duyuyor. Durum böyle olunca da bunun yerini artık telefonlarımızın alarmları alıyor. Yani Ramazan davulu geleneği de her geçen gün yok oluyor.

Bayramlarda büyükler ziyaret edilir, elleri öpülür bayramlaşılırdı. Çocukların eline harçlık ve şeker verilirdi. O harçlıkla çocuklara macun ve kağıt helva alınırdı. Çocuklar bayram için alınacak kıyafetleri ayrı bir heyecanla beklerdi ama artık bunların hiçbir önemi kalmadı. Çünkü sürekli bir alışveriş hali olmasıyla, bayramlık kavramı da ortadan kalktı. Pandemiden dolayı evlerimiz hepimiz için adeta bir hapishaneye dönüşürken kısaca ne bayramımız, ne Ramazanımız, ne de yaşanılabilecek güzel günlerimiz kaldı.

Her neyse ne diyorduk “Hoş Geldin Ya Şehr-i Ramazan…”