SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

NARSİST Mİ? KAÇIN! (25.02.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 25.02.2021 08:33

Yakın bir zamanda tamamladığım Fikret Yıldırım’ın “Bir Narsisin Gölgesinde 12 Ay” kitabından yola çıkarak size naçizane Narsistik Kişilik Bozukluğundan bahsedeceğim. Aslında eminim ki bu birçoğumuzun çevresinde, ailesinde, hatta sevdiği kişilerde sıkça rastladığı bir durum. Narsistik Kişilik Bozukluğu daha çok erkeklerde görülen, çeşitli kişilik problemlerinden sadece bir tanesi. Ama belki de insanı en çok yoranı, yıpratanı… Çünkü bir Narsis ile hayatınıza devam ediyorsanız muhtemelen kendi kimliğinizi kaybedecekseniz demektir.

Kişinin 0-6 yaş arasında yaşadıkları ile yakından ilgisi olan bu rahatsızlık daha çok ailenin çocuğuna atfettiği üstünlük ve dünyada tekmişçesine gösterdiği davranışlarından kaynaklanır. Bu kişiler ailenin tek çocuğu olabildiği gibi, ailede özel bir anlam verilen ya da özel bir yeteneği olan kişi gibi sembolize edilebilir. Bu yüzden ebeveynin çocuktan başarı beklentisi yüksek, çocuğun başarısızlığına olan tahammülü ise yok denecek kadar azdır. Bu çocuklar çoğunlukla ailenin vitrinine konulan çocuklarıdır. Çocuk bu rolden vazgeçmek istediğinde ebeveynleri çocuktan olumlu duygusunu çekip, duygusal olarak çocuğu terk eder. Duygusal olarak geri çekilmeye dayanamayan çocuk ise kendi kimliğinden ve kişiliğinden vazgeçip ebeveyninin istediği kişi olmaya çalışır. Çocuk yetişkin bir birey olduğunda, başarılı olduğunda içindeki ebeveyninin sesi çocuğu severek, alkışlayarak, aferin diyerek ödüllendirirken, çocuk başarısız olduğunda eleştiren, aşağılayan, küçümseyen bir içsesle karşı karşıya kalır. Çocuğun kendi kimliğinin ve kişiliğinin oluşmasına olanak vermeyen örseleyici çocukluk yaşantılarının sonucu ise yetişkin bir insan olduğunda da her başarısızlık duygusunu hissettiğinde duyumsadığı boşluk ve huzursuzluk duygusudur. 

Bu çocuklar yetişkinliğe eriştiklerinde; sınırsız başarı, güç, zekâ, güzellik ya da kusursuz sevgi düşlemeleri ile meşguldür. Hayatlarında ”Daha iyisi yok” ve “Eşi bulunmaz biriyim” mantığında hareket ederler. Kendilerini ancak başka özel ya da toplumsal durumu üstün, statü sahibi kişilerin anlayabileceğine ya da ancak onlarla arkadaşlık etmesi gerektiğine inanır. Narsist kişilikler gereğinden çok beğenilmek ister. Kişiler arası ilişkilerinde sadece kendi çıkarı ve amaçlarına ulaşmak için başkalarının  zayıf yanlarını kullanır. Başkalarının duygularını ve gereksinimlerini tanıyıp tanımlama konusunda isteksizdir. Zor durumdaki insanlara karşı bir acıma duygusu duymaz. Küçücük bir hataya bile asla tahammülü yoktur. Empati yapma ve affetme yeteneği yok denecek kadar azdır. Koşullar ve durumlar ne olursa olsun her zaman kendileri haklıdır. Çoğu zaman başkalarını kıskanır ya da başkalarının kendisini kıskandığına inanır. Küstah, kendisini beğenmiş davranış ya da tutumlar sergiler. Çevresindekilerin kendi hakkındaki düşüncelerine çok önem verir. Eleştiriye çok duyarlıdır. Eleştiri karşısında büyük bir öfke ile tepki gösterebilirler. Eğer insanlar onların istedikleri biçimde davranmazsa, hele de onu eleştirir, küçümser ya da hakaret ederse büyük bir hayal kırıklığına uğrar. Beklentileri çok fazla olduğundan, kolayca narsistik yaralar alabilir ve depresyon geliştirirler.

Partneriyle olan aşk ilişkilerinde de genelde başarısızdırlar. Mutlu bir evlilik düşünülebilecek karaktere sahip değillerdir. Onlar kendilerinden başka hiç kimseyi sevmezler. Duygularını kimseye yansıtmadan, içlerinde yaşamayı tercih ederler. Âşık olmaktan derin bir korku duyarlar. Çünkü kendi özgürlüğü ve kuralları haricinde bir başkasının himayesi altına girmeyi kabullenemezler. Bu yüzden de ilişkileri hep kısa süreli ve kendi çıkarlarına yöneliktir. Hayatlarında yönetebileceği her sözüne, her saygısızlığına katlanabilecek birini ararlar. Kısaca karşı cinsi bir nesne gibi görür, sevgisine karşılık vermeyi düşünmezler. Zaten her ne olursa olsun herkesin kendisine âşık olup, birbirleriyle savaş halinde olduklarını zanneder. Bunun üzerine partneri onu reddeder ya da terk ederse cepte göremediği kişiye saplantılı bir aşk geliştirir.

 

 

Narsistik Kişilik Bozukluğuna sahip bu kişiler, insanlar ile olan ilişkilerinde her ne kadar korkak ve yalnız ise iş hayatlarında da tam tersine o kadar cesur ve başarılıdırlar. Bu kişiler kendilerine sürekli bir hedef koyar, hedefine ulaşmak için elinden gelen bütün çabayı sarf eder ve sonucunda da hedeflerine çoğunlukla ulaşır. Çünkü hayranlık ve her daim takdir görme arzusu kendisini ele geçirmiştir. Koydukları hedeflerine ulaştıklarında ise genellikle hissettikleri duygu hayal kırıklığı ve mutsuzluk olur. Mutluluğun burada da olmadığını anlayan narsisler, hemen kendilerine yeni bir hedef daha belirlerler.

Neticede kişinin iç dünyasında bütünleşmiş bir kendilik duygusundan yoksun olduğu çok açıktır. Doyumsuz bir sevgiye ve beğenilmeye ihtiyaç duyan bu kişiler çok ciddi bir rahatsızlık içerisindedir. Çoğunlukla istekleri karşılanmadığında kendilerine ve karşısındakine zarar verir. İçindeki değersizlik duygusuyla baş etmekte zorlanır.

Siz de ona verdiğiniz tavizler ve değer sonucunda artık bambaşka bir insan olup çıkarsınız. Sürekli bir eleştiri, memnuniyetsizlik, yarış halinde olma, görmezden gelinme, terk edilme ve değersizlik duygularıyla karşı karşıya kalmak insanı bıktırır ve değiştirir. O yüzden karşınızda ki kişinin sorunlarını çözmeye çalışmak yerine onu taptığı kendisiyle baş başa bırakmak hem fiziksel hem de ruhsal sağlığınız açısından en doğru olanıdır. Böyle insanların bir vampir gibi enerjinizi, mutluluğunuzu, içinizdeki sevgiyi emmesine izin vermeyin. Hatta mümkünse en yakın bir terapiste bırakıp arkanıza bile bakmadan kaçın!