SON DAKİKA
Hava Durumu

Kusurları Kucaklama Sanatı (24.03.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 24.03.2021 08:42

 

Japonlarda adı Wabi-Sabi olan bu yaşam felsefesi 16. yüzyıldan bu yana varlığını sürdürerek bu günlere kadar gelmiştir. Wabi, sadelik, alçak gönüllülük, doğayla uyumlu yaşam gibi özellikleri temsil ederken Sabi ise zamanın kattığı güzelliklerin ve bu ilerlemeyle ortaya çıkan kusurları kucaklamanın yansıması. Yani Wabi Sabi kısaca, hayatın her alanında hatta sanat ve tasarımda da, kusurları olduğu gibi kabul edip, sevmeyi esas alan bir Japon felsefesi diyebiliriz.

Bu felsefeye binaen de günümüz dünyasında hepimiz kusurlarımızı leke gibi gizliyor, gözükmesin diye türlü uğraşlar veriyoruz. “Hiç kimse mükemmel değildir” deyip duruyoruz ama tüm kusurlarımızla mükemmelin peşinde koşuyoruz. Hatta kimi zaman bazı şeyler mükemmel olsun diye o kadar plan-program yapıyoruz ki, o işe asla başlayamıyoruz. Çünkü bizim gerçekteki kriterlerimiz hep ulaşılmaz ve bu yüzden de hem kendimizi hem de başkalarını sürekli acımasızca yargılama eğilimi gösteriyoruz. Örneğin; sosyal medyada gezinirken tüm arkadaşlarımın hayatı mükemmel görünüyor, o kadar iyi gözüküyor ki merak edemiyorsun, zaten her şey yolunda diyorsun. Ama eminim ki hepsine bir dokunsan bin ah işitirsin.

Tabii ki bu doğrultuda kusurlarınızı herkes bilsin demiyorum ama onları en azından güvendiğimiz insanlarla paylaşmamız gerek. Çünkü bizler insanız ve hata yapma hakkına doğal olarak sahibiz. Kusurlarımız da bizi biz yapan en önemli unsurlardan biri. Zaten her birimiz mükemmel insanlar olsak eminim hayat çok sıkıcı olurdu. Bu tıpkı var olan kötülüklerin iyilikleri anlamlı kılması gibi bir şey. Kusurların senin iyi yaptıklarını daha iyi gösteriyor. Mesela ünlü ressamların mükemmel resimlerinin küçük bir noktasında sırf kendi imzaları olsun diye bilerek hata yaptıklarını biliyor muydunuz? Biz de yaptığımız işin o kadar harika ve mükemmel olmasını istiyoruz ki verilen tüm görev listesine harfi harfine uyuyoruz. Ancak yaptığımız işe dönüp baktığımızda aslında orada bizden yana bir şey olmuyor.

Kusurlarımızı kusur olarak görmek veya imza diye nitelendirmek tamamen bizim tercihimiz. Benim tek bildiğim ise beni ben yapan parçalarımın olduğu, yoksa ben de herkes gibi olurdum. Bu imzalar bazen çocukluk, bazen aile, bazen kayıplar, bazen de hastalıklar olabiliyor. Fakat tüm bunlar bizi pişirip olduğumuz kişi yapıyorlar.

Bu yüzden kendimizi, sevdiklerimizi, çevremizdekileri sürekli yetersiz görmek yerine, durup şöyle bir bütünüyle inceleyelim. Kusur veya yetersiz olarak gördüklerimiz onda aynı tanım ile var olmayabilir. Soralım, birlikte değerlendirelim, anlamaya çalışalım. Kendi mükemmelimizle başkalarını yargılamayalım. Belki de bizim eksik dediğimiz yerlerde başka gizli mükemmellikler vardır onları kucaklayalım.  

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.