SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

İnsanların Beklentisi Ne Olabilir? (27.04.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 27.04.2021 10:31

Her birimiz sık sık çevremizdeki insanlarla sorun yaşıyoruz. Bu bazen bir arkadaşımız, bazen müşterimiz, bazen de ailemizden birisi oluyor. Her seferinde sürekli birinin haklı, diğerinin haksız olma durumuna takılıyoruz ve meseleyi unutup olayı kişiselleştiriyoruz. Evet, insan doğası gereği sosyal bir varlık, sürekli başkaları ile iletişimde olmaya ihtiyacımız var ve haliyle yanlış anlaşılmalardan uzak, en etkili iletişim yöntemlerini kullanmak istiyoruz. Peki ama bunu nasıl yapacağız?

Ben dilini askıya alıp, sen ve bizi daha çok kullanarak…

Bir telefon şirketi telefon konuşmalarında insanların en sık kullandığı kelimeyi bulmak için bir araştırma yapmış ve 500 telefon görüşmesinde tam 3900 kere “ben” denildiğini bulmuş. İtiraf edin toplu çekilen bir fotoğrafta siz de ilk önce kendinize bakmıyor musunuz?

Günlük hayatta sürekli kendi sorunlarımız ve sorumluluklarımız ile iç içeyiz, tüm bunlardan bunalmış olsak da başka insanlarla bir araya geldiğimizde yine bunları masaya döküyoruz ve günün sonunda hayatımızı kendi ellerimizle kendimize boğmuş oluyoruz. Zaten sürekli kendimizleyiz bırakalım da arada başka insanların hikâyesinin parçası olalım. Pür dikkat dinleyelim karşımızdakini, anlamak için elimizden geleni yapalım. Siz yeni hikâyelere doyarken karşınızdaki de içini açmanın rahatlığını hissetmiş olsun.

Çevremizdeki herkese ilgi gösterip, insanların hayatlarını güzelleştirerek...

Her insan güzel söz duymak, ilgi görmek ister. Bu insanın en temel ihtiyaçlarından biri. Öyle ki güzel sözler duyan insanın motivasyonu, kendine olan güveni artar ve çok daha güzel işler çıkarır ortaya. Yani bizim için küçük gibi görünen bir jest, başkalarının hayatında kocaman bir anıya dönüşebilir. İçten bir ilgi, iyi niyet çok kalp kazandırır. Mesela birini beğendiğimizde çok hoş olduğunu söylemek, yetenekli olduğunu düşündüğümüzde yüzüne karşı takdir etmek, nazik hareketini övmekten çekinmemek bizden bir şey eksiltmeyeceği gibi karşımızdakine hayat verebilir.  

 “Eğer başkalarının sizi sevmesini istiyorsanız, eğer gerçek dostlar edinmek istiyorsanız bu kuralı aklınızda tutun başkalarıyla içtenlikle ilgilenin.” Çünkü başkaları bizimle ilgilendiği zaman biz de otomatikman onlarla ilgileniyoruz.

Gülümseyerek…

Hareketler sözlerden daha kalıcıdır. Bir gülümseme de çok şey anlatır, bazen “Seni seviyorum” der, bazen “Seni gördüğüme çok sevindim.” Michigan Üniversitesi’nde psikolog olan Prof. James V. McConnell gülümseme hakkındaki düşüncelerini şöyle açıklıyor: “Gülümseyen insanlar daha iyi öğretmeye, satış yapmaya ve daha mutlu çocuklar yetiştirmeye yatkındır. Bir gülümsemede azardan çok daha fazla bilgi gizlidir, cesaret vermenin cezalandırmadan daha etkili bir öğretim aracı olmasının nedeni de budur.”

Çinlilerin de bununla ilgili “Gülümseyemeyen dükkân açmasın” diye bir sözü vardır. İnanın sıcacık bir gülümseme tüm kapıları açabilir, sadece denemeniz gerekir. 

Eleştirmeyip, anlayış göstererek…

Başkalarının yanında verilen tavsiye hakarettir derler, neyi ne zaman nasıl söylediğimiz çok önemli. İnsanlarda veya kendimizde kusur bulmak o kadar kolay ki, çünkü tüm gün zaten bunları düşünüyoruz. Ama mühim olan güzeli aramak ve güzeli bulabilmek. Hem boşuna demiyorlar, herkes en az bir konuda bizden daha üstündür diye. O halde herkesten bir şey öğrenmeye odaklanalım ve zenginleşelim.

İnsanları eleştirmek yerine onları anlamaya çalışalım, öncelikle ne yapmak istediklerini anlayalım. Emin olun anlayış, hoşgörü ve nezaket eleştiriden çok daha yararlı. Dr. Johnson’ın da söylediği gibi: “Tanrı bile insanı son nefesine kadar yargılamaz” o halde biz neden yargılıyoruz?

Aslında kimsenin bizden çok da fazla bir beklentisi yokmuş değil mi? Dolayısıyla insanlarla ilişkilerimizde, hepimizin insan olduğumuzu ve anlayış görmek istediğimizi, insanları inciterek onları asla değiştiremeyeceğimizi lütfen unutmayalım.