SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

İnandığımız Kadar Varız (30.04.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 30.04.2021 11:26

Bizim için asıl olay inanmakla başlar. İnanarak kapılır, inanarak güveniriz. Sahi her şeye inanıyor muyuz? Hem de fazlasıyla. İnanmadığınız birine güvenebilir misiniz? Ya da inanmadığınız bir insana içinizi döker, sizi toplamasını bekler misiniz? Sahi inanmasanız bir beklentiye girer misiniz? İnanmasanız o boşluğa düşer misiniz? İnanmasanız hayal kırıklığına uğrar mısınız? Peki, o halde ben cevap vereyim. Hayır.

İnandıklarımızla var oluyoruz. İnandığımız kadar varız. Nasıl mı? Çok basit. Ben bir duvara yaslanıyorum çünkü biliyorum ki o yıkılmaz, yıkılmayacağına inanıyorum. Fakat siz yapı malzemesi olarak kalker ve silis taşı kullanılan bu duvara hala mı inanmıyorsunuz? Bir yaslanın da görelim. Hayır, ben o kadar inanmadım yaslanamam diyorsanız, bu sefer de kalkere inanmak gerek. Şimdi tekrar bir de kalkere inanmak için araştırma yapalım. Yani aslında her şeyin bildiğimiz kadarına inanıyoruz değil mi? Ben sağlamlığından şüphe duymadığım bir duvara yaslanmaktan tereddüt etmem. Ama ya bilmeseydim? O zaman işin rengi değişirdi.

Bu yaşamda da böyle, kimi insanlar bize duvar oluyor. Yaslanıyoruz, şüphe duymadan, tereddüt etmeden, yadırgamadan çünkü inanıyoruz, biliyoruz ne zaman ayakta durmaya mecalimiz kalmasa, ne zaman dengemizi kaybetsek yaslanabileceğimiz bir duvardır onlar. Sağlamlığından emin olduğumuz duvarlara sahip oluyoruz. İşte orada koşulsuz güven devreye giriyor. “O öyle yapmazlar, kendimden şüphe duyarım ondan duymamlar, o öyle biri değiller” hep buradan kaynaklı işte. Güveniyoruz çünkü. Siz hiç inanmadığınız birine güvendiniz mi? Ben güvenmedim. İnandığım gibi sağlam olan duvarlara sahip oldum.

Bazen de beklemediğim bir anda o duvarlar aramıza set oldu. Yaslanmaya bile fırsat kalmadan araya çekilen bir set. Yer Altında Bir Şehir kitabında ne diyor Kemalettin Tuğcu “Sana duvar ördüysem, tuğlasını sen verdin.” Belki de duvarı örenler bize bunu diyordur. Ördüğün tuğlalar inanmadığın bana bir duvar oldu diyorlardır. Bilemeyiz. Düşünüyorum da buradan geliyor sanırım kendimizi ispatlama çabası, inandırma gayesi ya da inandırmaya çalışmadan, olduğumuz gibi bize inanan insanlar… Hayal kırıklıkları, şaşkınlıklar hep buna sebep. Sen onun inandığın tarafını gördün. O olmasını istediğin, kafandaki şemayı çizdin. Sonra da hayal kırıklıkları boy gösterince inandığın gibi kalmayan bir insanla karşı karşıya geldin. Ne kadar mühim nasıl anlaşıldığımız, insanların bizde neye inandığını bilmemiz. Çünkü onlar aslında inandıkları bizi, bizim yansıttığımız kişiyi seviyorlar. İnandıkları gibi de güveniyorlar.

Ama biz eğer inandırdığımız kişi değilsek ne büyük yanılgı. Bir insanın inandığı, yaslanacağı, sevgisinden şüphe duymadığı duvar olmak da bizim elimizde, yarı yolda bırakan inandırdığı kişi olmayan, gerçek haliyle yüz yüze geldiğimizde hayal kırıklığına uğradığımız, o insanla aramıza ördüğümüz duvar olmakta bizim elimizde. İşte bu yüzden hepimiz inandıklarımız kadar varız. İnandıklarımız kadar sağlamız, inandığımız kadar güçlü bir duvarız aslında. Yaşanılan onca zorluğa, mücadeleye rağmen yıkılmadan kimseyle araya duvarlar örmeden yalnızca insanların yaslandığı duvar olmak. İnsanların umudu olmak. Onların her zaman güvendiği duvar olmak umuduyla…

Umarım bir gün herkes hem gerçek bir yaslanılacak duvar olur, hem de gerçekten yaslanacağı duvarı bulur…