SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

“VATANSIZ” DOĞU KUDÜSLÜLER (25.05.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 25.05.2021 09:49

 

İsrail- Filistin sorunu.

Yıllardır bitmeyen, çözüm üretilemeyen ve dünyanın gözlerini kapattığı bir sorun…

Soruna bir de Doğu Kudüs üzerinden bakalım.

1967 yılının 5 Haziran sabahı İsrail Hava Kuvvetleri, Mısır’a ait askeri havaalanlarına saldırı düzenledi. Bu saldırıda 300’den fazla uçağın tahrip olduğu biliniyor. Bu saldırıdan 5 gün sonra ise İsrail, Doğu Kudüs, Batı Şeria, Sina Yarımadası ve Suriye'de bulunan Golan Tepeleri'ni işgal etti. Tepki çeken bu işgalleri savunan İsrail, Arapların olası saldırılarını engellemek için yaptığını açıkladı. Tarihte Altı Gün Savaşı olarak bilinen bu işgal girişimlerinin, planlı olduğu çok geçmeden anlaşıldı.

Altı Gün Savaşlarında Doğu Kudüs'ün işgal edilmesi günümüze kadar gelen bir kavganın da kıvılcımı oldu. 1967’deki Altı Gün Savaşları ile birlikte İsrail, Doğu Kudüs’ü işgal ederek başkent ilan etti. Kudüs’te bulunan kutsal yerleri her dinin kendi kuruluşlarına vererek Kudüs’ü fiilen üçe böldü. Hemen ardından Ürdün’ün kontrolünde bulunan Doğu Kudüs’ü işgal etmesiyle Mescid-i Aksa’yı ve Kudüs’ü Yahudileştirme faaliyetlerine başladı.

Filistin-İsrail meselesinin çözümünde bulunan en büyük engellerden biri Doğu Kudüs'ün statüsü oldu. Birleşmiş Milletler yayımladığı planda Filistin topraklarını Yahudiler ve Araplar arasında pay edip, Kudüs'e özel bir statü vererek uluslararası kontrolde tutmayı planlıyordu. Kudüs'e özel statü düşünülmesinin sebebi şehrin üç din için de kutsal olması gösterildi.

Tarihler 1980 yılını gösterdiğinde İsrail meclisi bir yasayla Kudüs'ü doğu ve batısıyla birlikte İsrail'in "birleşik başkenti" ilan etti. Bu ilan ile Doğu Kudüs'ün ilhakı resmiyet kazandı. Fakat BM Güvenlik Konseyi, 1980 yılında İsrail'in Doğu Kudüs'ü ilhak ederek başkent ilan etmesini 478 sayılı kanun ile geçersiz saydı.

BM kararlarını hiçe sayan İsrail, Doğu Kudüs'ü fiilen topraklarına katmasına rağmen burada yaşayan Filistinlileri İsrail vatandaşı saymadı ve Doğu Kudüslü Filistinliler hala vatandaşlık haklarından yararlanamıyor. Doğu Kudüs'te yaşayan 450 bin Filistinli, İsrail’in verdiği "Kudüs Kimlik Kartı" ile şehirde sürekli olarak ikamet edebiliyor. Doğu Kudüslü Filistinliler ayrıca Ürdün pasaportuna sahip fakat bu Ürdün pasaportlarında vatandaşlık numarası bulunmadığı için tam olarak Ürdün vatandaşı da sayılmıyor. Ürdün'de çalışma ve devlet hizmetlerinden yararlanma hakları da bulunmuyor.  Doğu Kudüs'te bulunan 450 bin Filistinli, ne İsrail ne Ürdün ne de Filistin vatandaşlığına sahip oldukları için "vatansız" yaşıyor.

Batı Şeria'da ise 3 milyona yakın Filistinli, İsrail'in etraflarına ördüğü duvardan dolayı Kudüs'e giremiyor. Ayrıca Gazze Şeridi'nde yaşayan 2 milyon Filistinlinin de Kudüs'e girişi yasaklanmış durumda.

Çok yakın tarihlerde Trump uluslararası hukuku hiçe sayan ve Filistinlilerin haklarını görmezden gelen bir karara imza atarak 14 Mayıs 2018'de ABD'nin Tel Aviv'deki Büyükelçiliğini Kudüs'e taşındı. Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdı. Trump sonrası göreve gelen Biden ise bu politikayı devam ettiriyor.

Yıllardır süren ve sonuçsuz kalan barış müzakereleri, 'iki devletli çözüm' adıyla yapılan ve çözümsüz görüşmeler, İsrail'in her geçen gün genişleyen toprakları bölgede sorunların devam ettiğini bize gösteriyor. Kudüs ise tarihte hiç olmadığı kadar yalnız.

Filistin ve Mescid-i Aksa konusu, sadece Filistinlilerin değil, insanlığın ortak sorunu olarak görülmelidir. Ortada bir insanlık suçu vardır ve bu bir an önce sonlanmalıdır. Filistin haklarını uluslararası düzeyde aramalı, içinde bulunan zararlı veya dünyanın terör örgütü olarak gördüğü bazı gruplardan uzaklaşmalıdır.

Bölgeye barışın en kısa sürede gelmesi dileğiyle.