SON DAKİKA
Hava Durumu

Tarih 1627... Kara Göründü! -İzlanda! 21.1.2019

Yazının Giriş Tarihi: 21.01.2019 08:48

Bu gemiler Osmanlı sancağı kullanmalarına rağmen çoğunlukla Kuzey Afrikalı denizci kabilelerine aitti. Korsanlar, yağmalarken bir güvence olarak Osmanlı sancağı kullanır, Osmanlı yönetimi de kendi adına yapılan yağmalardan yüklü miktarda vergi alırdı.

Kuzey Afrika kökenli gemiciler Cebelitarık Boğazı’ndan geçerek Atlantik Okyanusu’na açılır ve Avrupa’nın okyanus kıyısındaki sahil kentlerine seferler düzenlemeye başlarlar. Hollanda sahillerine yapılan seferlerde Jan Janszoon isimli Hollandalı bir korsan, Osmanlı’nın denizlerdeki gücünden etkilenerek birlikte çalışmak istediğini belirtir. İslam dinine geçerek  “Genç Murat Reis” ismini alır.

Bu bölgede yıllar süren çekişmeler sonrasında tek bir liman kenti ya da gayrimüslim gemisi yağmalanamaz. Bu durum gemi tayfasında büyük huzursuzluğa sebep olur. Murat Reis'in komutanlığı sorgulanmaya başlanır. Murat Reis gözünü sadece balıkçılıkla geçinen, küçük bir ülkeye diker. Bu ülke savaşçılıktan uzak, tek derdi balık olan İzlanda'dır.

Komşu İskandinav kabilelerden farklı olarak buzullardan oluşan adada yaşayan bu halk kimseyle büyük bir savaşa girmemiştir. Savaşçı yetenekleri gelişmeyen ve sadece balıkçılıkla hayatlarını sürdüren bir ada ülkesi Murat Reis’in güçlü gemilerine karşı koyamamıştır.

İzlanda’nın güney ve batı kıyılarını 1627’de ele geçiren Murat Reis, ada halkının tüm değerli eşyalarına ganimet olarak el koyar. Yaklaşık 800 esir alarak adadan ayrılır. Afrika ve Akdeniz limanlarında büyük talep gören esirlerden dolayı Murat Reis 2. Kez sefer düzenler. Bu sefer sonunda yüklüce bir ganimet ve yaklaşık 2000 esir ile geri döner.

Nüfusu o dönem 50.000 civarında olan İzlanda, Murat Reis’in iki seferinde genç ve üretken nüfusunun büyük bölümünü kaybeder. Bunun üzerine savaş eğitimine önem veren İzlandalılar, adayı savunmayı öğrenirler.

İzlanda’da “Tyrkjaránið” olarak bilinen bu Türk seferleri sonucunda İzlanda tarihi yeniden yazılır. 17. Yüzyılda çıkarılan bir yasa ile ülkede Türk öldürmek serbest bırakılır. Türk öldürenlere ceza verilmeyeceği açıklanır.

Bu yasa 340 yıl yürürlükte kaldıktan sonra, 1970’lerde başkent Reykjavik’te Türk milli hentbol takımı ile İzlanda arasında oynanacak maç öncesi fark edilerek bu yasa kaldırılır. Türkler İzlanda’da hala ‘’Tyrkjaranid’ yani ‘İnsan çalan Türk’ olarak anılmaya devam ediliyor. Ama biz biliyoruz ki bu sadece bir lakap. İzlandalılar ise iklimine ters düşecek kadar sıcakkanlı insanlar.

İzlanda hakkında ilginç olan bazı detaylar hala var. Ülke nüfusu 340.000 ve  İzlanda’da 194 tane Türk yaşıyor. Bizdeki gibi soyisim sistemi yok. Babasının adının sonuna –sson ekliyorlar ve soyadı oluyor. Okuryazar oranı %100'e yakın. Ülke anayasası internet üzerinden halk tarafından onaylanarak yapılıyor. Ülkenin ordusu yok (hala akıllanmamışlar) fakat NATO üyesi. Ülkede etkin güvenlik gücünü polisler oluşturuyor. Genelde onlar da pek bir şey yapmıyor çünkü ülkede suç oranı oldukça düşük. Ülkeye sigara ilk kez 2. Dünya Savaşı’nda Amerikalı askerler tarafından getirilmiş. Ülkede sivrisinek dahil bir çok böcek türü yaşamıyor. Ama bizde bulunmayan kuzey ışıkları, buzul gölleri, 15 aktif yanardağı, 10.000 civarında şelale, balina ve siyah kumları ile farklı bir ülke.

Son olarak bir de İzlanda atasözü ile veda edelim: Mesafe, dağı mavi, insanı yüce kılar.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.