SON DAKİKA
Hava Durumu

KARA BELA VECİHİ HÜRKUŞ 15.07.2019

Yazının Giriş Tarihi: 15.07.2019 09:38

6 Ocak 1896 tarihinde İstanbul’da doğan Vecihi Hürkuş, babası İstanbullu bir aileden Gümrük Müfettişi Ali Feham Bey, annesi Vidin’de doğmuş, üç yaşında İstanbul’a gelmiş Zeliha Niyir Hanım’dır. Üç yaşında iken babasının ölmesiyle birlikte annesi ile geniş bir ailenin içinde akrabaları ile birlikte büyümüştür.

1912’de Balkan Harbi’ne eniştesi Kurmay Albay Kemal Bey’in yanında gönüllü olarak savaşa katıldı. Edirne’ye giren kuvvetler içinde yer aldı. Balkan Harbi sonunda İstanbul Ordu Kumandanlığı tarafından Beykoz Serviburun’daki esir kampına kumandan oldu. Balkan Savaşları’nın ardından 1. Dünya Savaşı’na katıldı ve Bağdat’ta görev yaptı. Savaşta yaralanması sonucu İstanbul’a dönerek Yeşilköy’deki Tayyare Mektebi’ne girip pilot astsubay rütbesiyle mezun olmayı başardı.

Birinci Dünya Savaşı sırasında, “pilot brövesi” almasıyla Kafkas Cephesi’nde 7. Tayyare Bölüğü içerisinde Ruslara karşı harekata katılıp hava muharebesinde bir Rus uçağı indiren Hürkuş, uçak düşüren ilk Türk tayyareci unvanını kazandı. Uçak düşürmesinin ardından Ruslar’a esir düşen Hürkuş, Hazar Denizi’nde yer alan Nargin Adası’ndan yüzerek, İran üzerinden Türkiye’ye kaçmayı başardı ve yurda dönerek 1918 yılı yazında Yeşilköy’de bulunan 9. Harp Tayyare Bölüğü’nde görev almaya başladı. Bu bölükte görevli iken bir av uçağı tasarımı üreten Hürkuş’un bu projesini Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanması sonucu gerçekleştiremedi.

İstanbul işgal edilince esaretten dönen askerlerin arasında gizlice Harem’den kalkan bir gemiyle Mudanya’ya, oradan Bursa ve Eskişehir üzerinden Konya’ya giderek Kurtuluş Savaşı’na katılmıştır. Kurtuluş Savaşı’nda Vecihi Hürkuş, “Sivil Pilot”tur. İnönü ve Sakarya Savaşı sürecinde oldukça başarılı keşif ve destek uçuşları yapıp bir Yunan uçağı düşürmeyi de başardı. Kurtuluş Savaşı’nın ilk ve son uçuşunu yapan, İzmir Seydiköy Hava Meydanı’nı işgal eden tayyareci olmuş, TBMM’den üç defa takdirname alarak kırmızı şeritli İstiklal Madalyası kazanmıştır. Kurtuluş Savaşı içinde Akşehir’de Jandarma Komutanı Ratıp Bey’in kızı Hadiye Hanım’la evlendi. İzmir’de Gönül, İstanbul’a döndüklerinde de Sevim isimli iki kızı olmuştur.

Edirne’ye yanlışlıkla iniş yapan bir yolcu uçağını almakla görevlendirilip görevi başarıyla gerçekleştirdikten sonra uçağa “Vecihi” adının verilmesi onu çok heyecanlandırdı. Uçak inşa etme düşünceleri ilk kez bu olay sonucu ortaya çıktı. 1924 yılında ganimet olarak Yunanlılardan ele geçirilen motorları kullanarak ilk Türk uçağını imal etmeyi başardı. 28 Ocak 1925 günü, “Vecihi K-VI” adını verdiği uçağı uçurdu. Bu olay sonrası ödül beklerken ceza ile karşılaştı. İzinsiz uçuş yapması gerekçesiyle cezaya çaptırıldı. Bu ceza onun motivasyonunda ciddi bir düşüş meydana getirdi. Bu olay sonucunda Askeri Havacılık’tan ayrılarak uçak tasarımı ve yapımı çalışmalarına devam etti.

Milli Savunma Bakanlığı, Kayseri’de Tayyare Onarım ve Motor Anonim Şirketi (TOMTAŞ) adında bir fabrika kurdu. Hürkuş, TOMTAŞ’ın teklifini kabul ederek gerekli çalışmalar için Almanya’ya gitti. Almanya dönüşü TOMTAŞ’ta bir çok uçak denemesi yaptı. 16 Eylül 1926 tarihinde Türkiye’de ilk paraşüt gösterisi Ankara’da yapıldı. Vecihi Hürkuş’un kullandığı Junkers F–13 uçağından Alman paraşütçü Heinke’nin 700 m irtifadan yaptığı atlayışı Gazi Mustafa Kemal ve Ankaralılar izlediler. 1927 yılında ise Ankara – Kayseri uçuşu ile Türkiye’nin ilk yolcu uçuşunu gerçekleştirdi.

Yalnızca Türk havacılık tarihinin değil, Türkiye tarihinin en önemli figürlerinden biri olan Hürkuş, tüm hayatını havacılığa adamıştı. Bu adanmışlık, 1930 yılında Kadıköy Fikirtepe’de bir keresteci dükkanı kiralamasıyla tarihe kazınacaktı. Bu kerestecide yalnızca 3 ay gibi bir sürede ilk Türk sivil, ikinci Vecihi uçağını üretmeyi başardı: “Vecihi K-VIX”. İlk uçuşunu 16 Eylül 1930 günü, Kadıköy Fikirtepe’de büyük bir kalabalık ve basın topluluğu karşısında gerçekleştirdi. Bu uçuşun ardından önce Yeşilköy’e ardından da Ankara’ya uçtu. Bu uçağı İsmet İnönü’de inceleyip tebriklerini sundu.

“Uçabilirlik serifikası” için İktisat Bakanlığı’na başvursa da “Tayyarenin teknik vasıflarını tespit edecek kimse bulunmaması” gerekçesiyle izin alamadı. Gerekli izinleri almak için Çekoslavakya’ya gönderilen Hürkuş, uzunca bir süre Prag’da tayyaresini bekledi. 23 Nisan 1931’de Çekoslovakyalı yetkililer tarafından civardaki bir gazinoda düzenlenen bir törenle, başköşesinde “Yaşasın Türk Tayyareciliği” yazılı bir pankartla onurlandırılarak uçuş müsaadesini aldı.

Gezileri sırasında gençlikte oluşturduğu uçma sevgisi ile bir havacılık okulu açmayı düşündü. 21 Nisan 1932’de İlk Türk Sivil Havacılık Okulu’nu kurdu. İkisi kız olmak üzere 12 öğrencisi olan bu okul. 27 Eylül 1932’de eğitim ve öğretime başladı. Okulun amacı Türk gençliğini havacılığa alıştırmak, havacı kuşaklar yetiştirerek Türkiye Cumhuriyeti hava ordusunun yedek gücü olmaktı.

1942 Yılında “Vecihi Havada” kitabını yayınladı. Bu kitabında, 1915-1925 yılları arasında Birinci Dünya Savaşı, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyetin ilk döneminde yaşadıklarını, ilk uçağını nasıl yaptığını anlattı.

1954 yılında, ilk sivil havayolu şirketimizi olan “Hürkuş Havayolları”nı kuran Tayyareci Vecihi, Türk Hava Yolları’nın seferden kaldırdığı uçaklardan sekiz tayyare Ziraat Bankası’ndan kredi ile satın alınmıştı. Bir takım güçlüklerle uğraşarak hava yollarının sefer yapmadığı yerlere seferler koyarak, izin vermediklerinde gazete taşıyarak çalışmak istedi, ama kazalar, kaçırılmalar, sabotajlar sonunda Hürkuş Hava Yolları’nın uçakları uçuştan men edildi.

Ankara’da anılarını yazarken beyin kanaması geçirdi. 1969 yılında Gülhane Askeri Tıp Akademisi Hastanesi’nde vefat etti. 16 Temmuz 1969 tarihinde aya ayak basanların dünyadan ayrıldığı gün, Vecihi Hürkuş aramızdan ayrıldı. Geride binlerce farklı uçak tasarımı, binlerce farklı uçuk teorisi bırakan efsane, halen Türk havacılığının en önemli figürü olarak değerlendiriliyor.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.