SON DAKİKA
Hava Durumu

EMEĞİN BAYRAMI 29.4.2019

Yazının Giriş Tarihi: 29.04.2019 09:40

Bu günün çıkış noktası ise 1880'li yıllara dayanıyordu. O yıllar, genel olarak kol gücüne dayanan ve iş şartlarının oldukça kötü olduğu yıllardı. Bu dönemde özellikle küçük çocukların 14-15 saat süren çalışma saatleri ve maaş karşılığı değil, karın tokluğuna çalıştırıldığı bir dönemdi. O yıllarda şirketler çok hızlı bir şekilde büyüyordu. İşçiler, çalışma güvenliği, sağlık koşullarının sağlanması, grev ve örgütlenme gibi temel hakları kabul etmeyen siyasi bir yapı hakimdi. Ayrıca hukuk sistemi de bu yapıyı destekliyordu. ABD'de 500 bin işçiyi temsilen Örgütlü Meslek ve Emek Birlikleri Federasyonu ''8 saatlik iş günü" mücadelesini 1881 yılında başlattı.

ABD ve Kanada'da sendikalar ve diğer örgütlerin mücadelesi sonucu 1 Mayıs 1886 tarihinde 350 bin işçi greve çıktı. Bu grevde ırklar arasındaki dayanışma o gün en yüksek noktaya ulaştı. Parkların siyahilere kapalı olduğu bu dönemde, beyaz ve siyahi işçiler hep birlikte Ulusal Park’a yürüyüş gerçekleştirdi. İşçi sınıfının bu kadar örgütlü tepkisine ilk kez tanık olunuyordu. Bu yürüyüşte polis tarafından 4 işçi öldürüldü. Bu olayı protesto etmek için 4 Mayıs'ta toplanan kalabalıktan polislere bomba atılması sonucu 7 polis hayatını kaybetti, 70 polis yaralandı. Bu olaylara neden oldukları gerekçesiyle 4 işçi lideri ve 4 işçi hakkında idam istendi. İşçiler ve iş liderleri idam cezasına çarptırıldı. 4 işçi lideri Albert Parsons, Adolph Fischer, George Engel ve August Spies, 1 Mayıs 1886 tarihinde ''8 saatlik iş günü'' mücadelesinde önderlik yaptıkları için idam edildi.

Albert Parsons isimli işçi liderine özür dileme şartıyla affedileceğini söylendi.  Ama bu işçi lideri mahkeme heyetinin karşısında tarihe geçen sözleri söyledi: "Bütün dünya biliyor suçsuz olduğumu. Eğer asılırsam cani olduğumdan değil, emekçi olduğumdan asılacağım." 

İşçi liderlerinin cenaze törenine yüz binlerce insan katıldı. ABD'de yaşanan bu olaylar uluslararası işçi örgütlerini harekete geçirdi. 1890 yılından itibaren 1 Mayıs'ı "Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü" olarak kabul edildi.

 1 Mayıs '' Uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü'' olarak Osmanlı döneminde ilk kez 1905 yılında İzmir'de kutlandı. 1 Mayıs 1909 yılında Rumeli topraklarında Üsküp'te kutlanmaya başladı. Başkentte 1 Mayıs kutlaması ilk kez 1 Mayıs 1910 tarihinde yapıldı. İtilaf devletlerinin 1920 yılında İstanbul'u işgali sırasında işgal güçlerinin engellemesine rağmen kutlamalar yapıldı. İşçiler Haliç'ten Beyoğlu'na kadar büyük bir yürüyüş gerçekleştirdi.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez 1923 yılında kutlanmaya başlandı. 1923 ile 1935 yılları arasında 1 Mayıs bayramı kutlama istekleri reddedilse de bazı alanlarda kısmi olarak izin verildi. Gizli, izinsiz gösterilerde ve yürüyüşlerde tutuklamalar ve engellemeler görüldü. 1935 yılında ise ''Bahar ve Çiçek Bayramı'' olarak kanunla genel tatil günlerine eklendi.

İstanbul'da en büyük 1 Mayıs kutlaması 1976 yılında gerçekleşti. DİSK'in öncülüğünde Taksim Meydanı'nda yapılan kutlamaya 400 bin işçi katıldı. 1977 yılında ise 500 bin işçinin buluşmasıyla başlayan gösterilerde DİSK başkanının konuşması sırasında halkın üzerine ateş açıldı. Saldırı sonrası yaşanan kaos ile birlikte 37 işçi hayatını kaybederken 200 den fazla işçi yaralandı.

1980 yılından 1987 yılına kadar hiçbir gösteriye izin verilmedi. 1987'den günümüze kadar 1 Mayıs İşçi Bayramı kutlamalarında olayların meydana gelmemesi için kontrollü olarak izin verilmektedir. Aşırıya kaçılmaması nedeniyle sıkı güvenlik tedbirleri altında yapılmasına izin verilen etkinlikler gerçekleştirilmektedir. Bu önemli gün ülkemizde 2009 yılında resmi tatil ilan edildi.

1 Mayıs'ın anlamına yakışır bir şekilde dostluk ve dayanışma havasında kutlanmasını dileyerek, başta işçi, memur ve emekçiler olmak üzere tüm milletimizin Emek ve Dayanışma Günü'nü kutlarım.

 

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.