SON DAKİKA
Hava Durumu

EDİRNE VE TOKAT’TA YETİŞEN BİR VOYVODA: VLAD DRACULA

Yazının Giriş Tarihi: 17.01.2023 09:04
Yazının Güncellenme Tarihi: 17.01.2023 09:04

Vampir hikayelerine konu olan bir Voyvoda

19'uncu yüzyıl edebiyatında mistik ve efsanevi konular sıkça kullanılıyordu. Özellikle Avrupa'da cadı ve vampir efsaneleri içinde en çok rağbet göreni Bram Stoker'ın vampir hikayeleriydi. Stoker fantastik kahramanlar yerine ana karakterlerini yaşamış insanlardan seçiyordu. Bu karakterler içinde en dikkat çekeni Eflak Prensi Vlad Tepeş'ti. Vlad ayrıca Fatih Sultan Mehmet'in çocukluk arkadaşıydı.

Vlad'ın gerçek hayat hikayesinin geçtiği yer ise Wallachia (Ulahya) bölgesiydi. Osmanlılar bu bölgeye Eflak adını vermişti. Günümüz Romanya topraklarında yer alan Eflak, 12. Yüzyılda yarı özerk yönetime sahip bir Rumen-Latin prensliğiydi. Bu bölge, eşsiz doğasına rağmen biraz ürkütücü bir güzelliği de bünyesinde barındırıyordu.

Eflak bölgedeki yönetici soylular arasından seçimle işbaşına gelen ve Rusça prens demek olan 'voyvoda' unvanındaki kişi tarafından yönetilirdi. Bu seçimlerde Macar ve Türklerin desteklediği soylular başa geçebilmek için rekabet ederdi. Vlad Tepeş'in dedesi Büyük Mircea'dan itibaren prenslik İstanbul sarayına tabiydi. Ancak başa geçen kişi bölgenin ikinci büyük gücü olan Macaristan Krallığı arasındaki dengeyi de korumalıydı.

Osmanlı topraklarında geçen esaret yılları

Baba Vlad, Müslüman Türklerle savaşmaya yemin eden Hristiyan Macar halkını koruyan seçkin Ejderha Tarikatı'na kabul edildi. Tarikat ona ejderha manasına gelen "Drakul" adını verdi. Oğul Vlad Tepeş de kendisini, ejderhanın oğlu anlamına gelen Drakula olarak adlandıracaktı. Babasının siyah pelerini ve ejderha madalyonu Vlad'a miras kalacak, sonraki yüzyıllarda vampir kostümü olarak onunla birlikte efsaneleştirilecekti.

Baba Vlad’ın Macarlar ile arası bozulunca Türklere yakınlaşmayı tercih etti. Baba Vlad, II.Murat’a olan bağlılığını ispatlamak için 10 yaşındaki oğlu Vlad ve yedi yaşındaki oğlu Radu'yu yanına alarak Edirne’ye geldi. Burada sultana bağlılık yemini eden baba Vlad, iki oğlunu da Türklere esir bıraktı. Vlad ve kardeşi Radu bir süre Edirne’de eğitim gördükten sonra, kısa süre Kütahya ardından Tokat'ta bir kalede esir olarak yaşadı. Vlad ve Radu kardeşler sarayda iyi muamele görmüş ve iyi bir şekilde yetişti. Sarayın en değerli hocaları olan Molla Gürani, Sinan Paşa, Hamidüddin Efendi ve İlyas Efendi gibi isimlerinden ders aldı. Ancak altı yıllık tutsaklık hayatı Vlad Drakula'nın yaşamında psikolojik rahatsızlıklara neden olmuştur. Esaretten kurtulmayı beklerken babasının bir darbeyle devrildiğinin haberini alan Vlad, saraydan izin alarak Anadolu’dan ayrıldı. Osmanlıların yardımıyla Eflak tahtını ele geçirse de rakipleri tarafından yenilerek Boğdan'a, kuzeni Stefan'ın yanına kaçtı.

Yetiştiği saraya başkaldırı

Eflak’ın kontrolünü tekrar ele geçiren Drakula, büyük ve korunaklı kaleler yaptırmaya başladı. Kendi sistemini salt zorbalık üzerine kuran Drakula'nın toplamda katlettiği insan sayısının 100 bine yaklaştığı rivayet edilir. Kurbanlar her dinden, milletten ve sınıftan olabiliyordu. Kör, sağır, dilsizler ve sakatlardan nefret eden Drakula, bunların yok edilmesi için elinden geleni yaptı. Özellikle Erdel (Transilvanya) Almanlarına uyguladığı işkence ve katliamlar sonrasında kurbanlarının kanını içtiğine dair kulaktan kulağa yayılan rivayetler, Avrupa'da vampir masallarının oluşmasına sebep oldu. Drakula'nın yapmış olduğu vahşetler arasında en öne çıkan şey ise, kurbanlarına karşı uyguladığı kazığa geçirme yöntemiydi. Kazıklar sarayda, halka açık meydanlarda ve başkent çevresinde hazır beklemekteydi. Kazıkların ucu yuvarlatılır ve kazıklara özel bir yağ sürülürdü. Böylece kurbanların hemen ölmesinin önüne geçilirdi.

Halkına ve çevresine katliamlar yapan bir despota göz yummak Fatih Sultan Mehmet’in anlayışına ters bir durumdu. Bunun üzerine Vlad Dracula, hakkındaki iddiaları açıklığa kavuşturmak adına İstanbul'a davet edildi. Fakat Drakula bağlılığı ve sadakati konusunda güvenceler vererek zaman kazanmaya çalışıyordu. Bu sırada Osmanlı elçisi Hamza Paşa'nın burnunu ve kulaklarını kesip (kestirip) kazığa geçirmesi bardağı taşırdı.

Fatih Sultan Mehmet en güvendiği paşalarını da yanına alarak Eflak’a doğru yola çıktı. Güçlü Osmanlı ordusu karşısında Drakula, çareyi askerleriyle birlikte ülkenin derinliklerine ıssız ormanlara çekilmekte buldu. Bölgedeki suları ve kuyuları zehirleyip, ekinleri yakarak kaçtı. Fatih Sultan Mehmet'i çocukluğundan beri tanıyan Vlad Drakula, onu savaşla yenemeyeceğini anlamıştı. Fatih’in ordusunu susuz ve yiyeceksiz bırakabilmeyi başarırsa kazanmak için bir umudu olacağını biliyordu. Ayrıca veba, verem, cüzzam ve frengi hastalığı bulunan kişileri, Türk askeri gibi giydirerek Osmanlı ordusu arasına sokarak biyolojik bir savaş gerçekleştiriyordu

Bu hamleleri ile başarılı olamayan Drakula'nın yapacağı son hamle Fatih Sultan Mehmet'e suikast girişimi olacaktı. Fatih Sultan Mehmet’i öldürmek için Osmanlı ordusu içerisine kadar girmişti fakat Akıncı Beyi Mihaloğlu Ali tarafından fark edildi. Bunun üzerine oradan kaçan Vlad Drakula, kısa süre içinde ordusu ile pusuya düşürüldü. Yaklaşık 2 bin askerini burada kaybeden Drakula'nın kendisi de yaralandı. Başkenti Targovişte’yi terk ederek Karpatlar ‘a doğru çekildi. Başkent ele geçiren Fatih Sultan Mehmet, Osmanlı’yı terk etmeyen Drakula'nın küçük kardeşi Radu'yu yeni prens olarak ilan etti.

Firar eden Vlad Dracula gittiği Macaristan'da hiç de hoş karşılanmadı. Çünkü Transilvanya Almanlarına yaptığı zulümler çok büyük tepki çekmişti. 12 yıl boyunca Macar Kralı Matyas tarafından esir tutulan Drakula'nın dengesiz halleri bu hapis hayatı boyunca da devam etti. Çeşitli şehirlerde geçen esareti sırasında birçok Avrupalı soylu ile tanıştı. Kendisine karşı ilginin bu kadar yoğun olduğu dönemde bugün elimizde tek olarak kalan portresi de çizilmiştir.

Radu’nun hayatını kaybetmesinden sonra Papa tarafından affedilerek tekrar Eflak prensliğine getirildi. Ancak tahta çıkmasından iki ay sonra başsız gövdesi, Snagov Manastırı rahiplerince yakınlardaki bir bataklıkta bulundu ve buraya gömüldü. Osmanlı akıncıları ile girdiği mücadeleyi kaybetmiş ve başı Akıncı Gazi Mihaloğlu tarafından öldüğüne ispat olarak Fatih Sultan Mehmet'e götürülmüştür.

45 yaşında hayatını kaybeden Drakula, tarih sahnesinde Rumenler için bir milli kahraman, Batılılarca vampir, Türk ve Müslümanlarca da Kazıklı Voyvoda olarak ün kazanmıştır.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.