SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

DONDURMANIN HİKAYESİ (08.07.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 08.07.2021 10:09

 

Tarihte havaların ısınmasıyla tüketilmeye başlanan dondurmayı günümüzde yaz-kış severek tüketiyoruz. Peki dondurmanın geçmişi nereye uzanıyor?

 

Elde edilen en eski bilgiye göre; Antik Yunan topraklarından Atina’da MÖ 5. yüzyılda buzlu kaplar içinde meyve karışımları satılırdı. Hatta tıbbın babası Hipokrat, vücut sağlığına faydalı diye Antik Yunan halkını buz yemeye teşvik ederdi. Büyük İskender’in meşhur Asya Seferi’nde buzlu kaplar içinde donmuş bal ve süt karışımından oluşan tatlılar tüketilirdi.

 

Ünlü Roma imparatoru Neron, arenalarda gladyatör dövüşlerini seyrederken ona özel tatlar hazırlanırdı. O tatlardan biri dağların zirvesinden toplanan karları bir kaba koyarak üzerine meyve parçaları dökülerek oluşturulan tarihin ilk dondurmalarıydı.

Sadece Antik Yunan ve Roma’da değil, dünyanın çeşitli yerlerinde de benzer uygulamalar görülüyordu.

 

Çin’de MÖ 1. yüzyılda dondurulmuş süt ve pirinç karışımı kullanıldığını biliyoruz. İran uygarlığı olan Pers İmparatorluğu’nda ise kaplara doldurulan buzlar, gül suyu ve safran ile karıştırılıp servis edilirdi.

 

  1. yüzyılda ünlü gezgin Marco Polo Çin’e yaptığı ziyarette halkın kaplar içinde buz ve süt karışımı yiyecekleri tükettiğini görünce bu metodu Avrupa’ya taşıdı. Böylece Antik Yunan’da başlayan dondurma süreci daha da şekillenmeye başladı.

 

  1. yüzyılda Anadolu’da bulunan Türkler ise “karsanbaç” dedikleri buz ve meyveden oluşan yiyecekleri tüketiyordu. Anadolu’nun çeşitli yerlerinde yüksek düzlüklerden toplanan buzların katırlarla nakledilerek çeşitli bölgelerdeki mahzenlerde depolandığı, konsantre üzüm suları, şerbet, pekmez, bal, kaymak ile karıştırılıp dondurma benzeri buzdan tatlılar elde edildiği bilinmektedir. Bu gelenek Anadolu’da, hatta Asya’da Türkistan ve Hindistan’ın çeşitli yörelerinde hala görülmektedir.

 

15 ve 17. Yüzyıllar arasında İstanbul Eyüp’te kar biriktirme çukurları bulunurdu. Bugün “Pier Loti Tepesi” üzerinde bulunan kahvenin olduğu alan bunlardan biriydi. O yıllarda buraya “Karyağdı Tepesi” denirdi. İnsanlar burada biriken karların üzerine saman serperek güneş almasını önler ve bir dahaki kışa kadar yiyeceklere katılmak üzere kar temin ederlerdi. Bu o dönem için ciddi bir gelir kaynağıydı. Diğeri ise bugünkü Mecidiyeköy’de bulunan Karkuyusu sokağıydı.

 

Osmanlı’da saray ve İstanbul için Bursa Uludağ’dan kar ve buz getirilirdi. Ramazan ayının yaz mevsimine denk geldiği yıllarda şehre büyük miktarlarda sevkiyat olurdu. Padişah anneleri ve hanımları bir kısmını ücretsiz olarak halka dağıtırdı.

 

1500’lü yıllarda Fransa kraliçesi Catherine de Medici’nin Floransalı aşçıları dondurma sanatını iyice geliştirdi. 1660 yılında Sicilyalı Procopio Coltelli, ürettiği dondurmayı Fransa kralı XIV. Louis’e sundu. Dondurmanın tadını çok beğenen Fransa kralı, Paris’in ünlü kahvehanesi Procope’de bir davet vererek dondurmayı asilzadelerle tanıştırdı. Bu olay sonrasında dondurma hızla yayıldı. 1676 yılında Paris’te 250’ye yakın dondurmacı bulunuyordu.

 

İngiliz ev hanımı olan Hannah Glasse, yazdığı “Mükemmel Tatlıcı” isimli kitabında dondurma tariflerine yer verdi. 1846 yılında yine bir ev hanımı olan Amerikalı Nancy Johnson, elle çalışan ilk dondurma makinesini üretti.

 

Dondurmayı seri olarak üreten ilk kişi ise Baltimorelu sütçü Jacob Fussell’di. 1851 yılında satamadığı fazla sütleri dondurarak depoladığı için “ilk seri dondurma üreticisi” olduğu biliniyor.

1874 yılından itibaren ABD’de, dondurmanın içine neler konulacağı kanunla tespit edilmeye başlandı. Avrupa’da 20. yüzyılın başlarında koruma ve konservasyon tekniklerinin gelişimiyle birlikte üretimi iyice yaygınlaştı ve günümüze kadar ulaştı.