SON DAKİKA
Hava Durumu

CİHAN PEHLİVANI VE MEZARINDAN GELEN SESLER

Yazının Giriş Tarihi: 10.01.2023 09:21
Yazının Güncellenme Tarihi: 10.01.2023 09:21

Deliorman’dan başkente bir pehlivan

Ata sporumuz olarak kabul edilen güreş, Türkler tarafından çok sevilen ve itibar gören bir spor olarak bilinir. Küçük yaşlarda başlayan güreş eğitimi ile birlikte amaç pehlivan olabilmektir. Pehlivan olabilmek için güç, yiğitlik, centilmenlik gibi özelliklere sahip olmak gerektiğinden Türk topluma bu spora her zaman değer vermiştir. Pehlivanlar bu özellikleri ile birlikte güreşir, başarı kazanır ve ülkesinin simgesi haline gelirler. Pehlivanlar ayrıca devletlerinin gücünü ve itibarını gösterirdi. Ülkeler güreş sporunu geliştirmek amacıyla birçok girişimlerde bulunmuştur. Osmanlı Devleti’ne baktığımızda padişahların saraylarında güreş bölükleri kurdurduğunu bile görebiliriz. Yine ülke genelinde kurulan güreş takımları dünya çapında pehlivan yetiştirmeyi amaçlamıştır.

Osmanlı Devleti’nde bugün Bulgaristan sınırları içinde yer alan Deliorman’da yüzlerce yıl boyunca ün sahibi pehlivanlar yetişmiştir. Deliorman’dan Koca Yusuf, Kel Aliço, Mehmet Pehlivan ve Kara Ahmed adını ülke geneline hatta dünyaya duyurmuş pehlivanlar olarak ün salmıştır.

Deliormanlı pehlivanlardan Kara Ahmed, 1870 yılında Deliorman’ın merkezi Razgrad’ın Umum köyünde dünyaya geldi. Çok küçük yaştan itibaren güreşe başlayıp kendini yetiştirdi. Biraz büyümeye başlayınca İstanbul’a gelerek dönemin ünlü pehlivanlarından Hergeleci İbrahim`in çırağı oldu. Kuvveti ve güreş yeteneği sayesinde kısa zamanda genç yaşta başpehlivan oldu. Artık İstanbul’da herkes onu tanıyordu. 105 kilo olmasına rağmen kendisinden çok daha iri pehlivanlarla güreş tutuyor birçoğunu yenmesini biliyordu.

Müthiş Türk Paris’te

Dönemin en ünlü pehlivanlarından Koca Yusuf 21 Mayıs 1898`de Fransız bandıralı La Bourgogne transatlantiğinin batmasıyla okyanusa düşerek veya atılarak hayatını kaybetmişti. Koca Yusuf’un hayatını kaybetmesiyle Avrupalı güreş organizatörleri yeni bir “Müthiş Türk” arıyordu. İşte o tarihte çok uzun boylu olmamakla birlikte 1.80 boyu ve 105 kilo ağırlığıyla Kara Ahmed, 1899 Dünya Güreş Şampiyonasına davet edildi.

20. yüzyıla giriş nedeniyle Paris’te ilk Dünya Güreş Şampiyonası düzenlendi ve bu şampiyonaya birçok milletten pehlivan katıldı. Şampiyonaya katılan Kara Ahmed, kuvveti ve tekniğiyle karşılaştığı tüm rakiplerini yendi. Finalde Fransızların gururu ev sahibi 138 kiloluk Laurent Le Beaucairois’i yenerek birincilik kürsüsüne çıktı. Bu birincilik ile Paris’te Dünya Şampiyonu unvanını kazandı. Böylece resmi olarak dünya şampiyonu olan ilk Türk güreşçisi oldu.

Bu şampiyonluktan sonra Kara Ahmed’e daha büyük bir müsabaka teklifi geldi. Daha önce üç kez dünya şampiyonu olan Fransız Poul Pons ile “Şampiyonlar Şampiyonu” unvanı için karşı karşıya geldi. Kara Ahmed, rakibini yenerek altın kemer ve büyük ödülün sahibi oldu. Aslında yağlı güreşçi olan Kara Ahmed, kısa sürede grekoromen stilin inceliklerini de öğrenmiş ve bu stildeki ustalığını da göstermiş, dünyanın en iyi güreşçisi seçilmişti. İstanbul`da padişah İkinci Abdülhamid tarafından liyakat madalyası alarak Osmani Nişanı ile ödüllendirildi ve kendisine maaş bağlandı.

Fransa’da oldukça soylu ve zengin bir ailenin kızı olan Juliette, Kara Ahmed’e aşık olmuştu. Fransa’daki tanışma çabaları sonrasında İstanbul’a gelerek Kara Ahmed’e evlenme teklifi etmişti. Ayrıca aralarındaki din engelini aşmak isteyen Juliette, "Ayşe Zarife" adını alarak Müslüman oldu ve çift evlendi.

Gelişi olay, gidişi olay olan bir pehlivan

Dünya şampiyonu Kara Ahmed, bir gün İstanbul Aksaray’da Yeşiltulumba’daki Sineklibakkal Sokağı’nda bulunan pehlivanlar kahvehanesinde oturuyordu. Birden kalp krizi ile sarsıldı. Sancının şiddetinden yanı başında bulunan demir parmaklıklara sarıldı. Krizin şiddetinden tutunduğu demirler yamularak birbirine geçmişti. Bütün uğraşlara rağmen kurtarılamayan Kara Ahmed, 24 Mayıs 1902 tarihinde 32 yaşında hayatını kaybetti. Tüm İstanbul halkı Türklerin gururu bu büyük pehlivanın bu hiç beklenmedik vefatından dolayı büyük bir üzüntüye kapıldı. Cenaze merasiminin ardından Eyüp Sultan Camii’nin arkasındaki kabristana defnedildi.

Kara Ahmed defnedildikten sonra akşam saatlerinde mezarda bazı sesler duyuldu. Mezarının yanından geçenler sesleri duyarak hemen yetkililere haber verdi. Güneş ağarır ağarmaz pehlivanın mezarı açıldığında, Kara Ahmed’in göğsünün, ellerinin ve yüzünün kanlar içinde olduğu, yani tırnaklarıyla göğsünü parçaladığının görüldü. Bu da Kara Ahmed’in pehlivanlar kahvesinde kalp krizi sonucu kendini bir süre kaybettiği ve öldü sanılarak diri diri toprağa gömüldüğü anlamına geliyordu.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.