SON DAKİKA
Hava Durumu

YAŞADIKLARIMIZIN ANLAMINI BULABİLMEK (26.04.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 26.04.2021 10:25

Bir yılı aşkın süredir hayatlarımızın bir şekilde orta noktasına oturmuştu Kovid-19. Onunla olan inişli çıkışlı ilişkimiz son zamanlarda oldukça tehlikeli bir hal almaya başladı. Maske, mesafe ve temizlik kuralları içinde bulunduğumuz şu zamanlarda daha da önemli hale geldi. Kaygılarımız, endişelerimiz ve korkularımız yeniden tetiklendi. Hemen hemen her gün başka bir haberle uyanıyoruz ve her haber bizi başka bir belirsizliğe götürüyor. Bu haberler ve bizi içine çektiği belirsizlik de hepimizi çeşitli duygulara hatta acılara sürüklüyor. Mehmet Zihni Sungur’un şu sözleri bence yaşadığımız dönem ve bu dönemin üzerimizdeki etkisini özetler nitelikte;

HAYAT İYİ HİSSETMEK MİDİR; YOKSA BÜTÜN DUYGULARI HİSSETMEK MİDİR?

“Herkes bize iyi hisset, iyi hisset, iyi hisset… Bakın bugün en çok popüler olan kitaplardan biri “Feeling Good”, yani iyi hissetmek. O zaman ben soruyorum. Hayat iyi hissetmek midir yoksa bütün duyguları hissetmek midir? Bana göre bütün duyguları hissetmektir.

… Ben mutlu olmanın formüllerine falan bakmıyorum. Bana göre bütün duyguların insan yaşamında önemi vardır. Yani bütün duyguların birlikte yaşanması sadece mutlu anlar değil mutlu zamanlar değil. Tüm duyguları yaşayabilmek. Yaşam yalnızca iyi hissetmeyle ilgili bir şey değil, yaşam bütün duyguları bilmekle ilgili ve her duygunun da bize öğrettiği şeyler var. Eğer siz bu duyguların hepsini birden kucaklıyorsanız o zaman mutlusunuz. Bu duyguları birbirinden ayırt edip olumlu duygu olumsuz duygu derseniz; o zaman mutlu anlarınızı saniyelerle, dakikalarla ölçmeniz gerekir. Hâlbuki biz bütün duyguları karşılayabilirsek, bütün duyguları insan onuruna yaraşır bir şekilde karşılayabiliyorsak işte o zaman mutluyuz.

MUTLULUĞUN TANIMI KONTROL EDEBİLECEKLERİMİZ ÇERÇEVESİ İÇİNDE YAPILABİLECEK BİR TANIMDIR.

İnsan türünün en önemli, en enteresan özelliklerinden bir tanesi insan türünün dünyanın kendisi için yaratıldığına inanıyor olmasıdır. Çok enteresan bir özelliktir. Bu özelliğe çocuklarda rastlarız ve bu düşünceye egosantrik düşünce biçimi deriz. Yani benmerkezcilik. Siz merkezdesiniz ve bu dünya sizin için var. Dolayısıyla ne yaparsınız alacaklısınızdır. Hep istersiniz, istersiniz; hatta beklentilerinize göre bir yaşam istersiniz ve beklentilerinize göre bir yaşam olmadığı zaman da protesto edersiniz. Mesela diyelim ki; yağmur yağdı. Ne dersiniz? Bugün yağmur yağmamalıydı. Evliliğimde bunlar olmamalıydı. Böyle bir virüs gelip hayatlarımızı böyle ikiye bölmemeliydi; ama oldu. Çünkü hayatlarımızda mutluluk dediğimiz şey kontrol edebildiğimiz alanı ne kadar yönettiğimiz ile ilgili bir şeydir; ama kontrol edemediklerimiz ile ilgili değil. Yani mutluluğun tanımı kontrol edebileceklerimiz çerçevesi içinde yapılabilecek bir tanımdır; çünkü kontrol edilemeyenler ve belirsizler insan hayatının içinde hep var olacaktır.

BELİRSİZLİĞİ DE KABUL ETMEYİ ÖĞRENMEMİZ LAZIM.

Dolayısıyla belirsizlikle barışabilmek çok önemlidir. O yüzden kitabımın adını “Belirsizlikle Barışmak” koydum. “Belirsizlikle başa çıkmak” gibi laflar duyunca ben çok şaşırıyorum. Ne demek “belirsizlikle başa çıkmak”? Belirsizlikle başa çıkılmaz; onu bir şekilde kabule eder ve kabul etmek de onaylamak demek değil, kabul etmek olanı olduğu gibi görmek olmasını istediğimiz şekilde görmekten vazgeçmek. Dolayısıyla böyle baktığımız zaman belirsizliği de kabul etmeyi öğrenmemiz lazım. Aksi takdirde hep protesto ederiz. Mesela bunu protesto ediyoruz birçok şeyi olduğu gibi. Yani belirsizlik dediğimiz şey aslında bir istisna değil; bir kaidedir. Hayatlarımızda her an belirsizlik vardır.  Kovid olmadığı zaman virüs olmadığı zamanlarda da belirsizlik var. Siz bir uçağa bindiğinizde de belirsizlik var, başkasının kullandığı araca bindiğiniz zaman da belirsizlik var. Bilmediğiniz bir restoranda yemek yediğinizde de belirsizlik var. Belirsizlik hayatımızın bir kaidesi; ama biz belirsizliği ne zaman anlıyoruz? Böyle hiç anlamadığımız bir virüsle; küresel bir virüsle, global bir virüsle yani pandemi dediğimiz bir durumla karşı karşıya kaldığımızda belirsizliğin sanki hayatlarımıza girdiğini düşünüyoruz. Dolayısı ile ben bu tür zamanları hep şöyle düşünüyorum; insan kaygılarının ve acılarının olduğu zamanlar, bu tür global problemler. Bu tür insan acılarının ve kaygılarının yoğun olduğu bir yaşam sürecinde kaygıyı küçültüp acıyı küçültüp değersizleştirmeden aynı zamanda kaygı ve acıyı abartıp yaşamlarımızda ele geçirmesine izin vermeden insan onuruna uygun bir biçimde karşılayabilmesidir insanın mutluluğu. Yani insan onuruna yakışır bir şekilde karşılamak ne demek? Bu virüsü geldiğinde insan onuruna yaraşır şekilde yaşamak demek bana sorarsanız. İhtiyacından çok arzusu olmayan insanlar olarak yaşayabilmek.

 

BİR VİRÜS GELİR BELİRSİZLİKTE ANLAM BULMAYI, ACILARDA ANLAM BULMAYI BİZLERE ÖĞRETİR.

Hatırlayın; rafların boşaldığı, her şeyin yok olduğu yani ihtiyacından çok arzusu olan insanlarla karşı karşıya getirdi bu tür tehlikeler, bu tür olaylar bizi. Yani yiyeceğinden çok iştahı olanlarla iştahından çok yiyeceği olanlar arasında sıkışır kalırız. O yüzden de insanın arzuları ihtiyacından fazla olmamalı. Bu bağlamda baktığımız zaman bu son derece önemli; çünkü biz bunu bu virüs aracılığıyla virüs aslında yaşamlarımızı gözden geçirme ve yeniden yaşama farklı bir bakış açısı getirmesi açısından önemli bir şanstır, önemli bir fırsattır; çünkü bu felaketler her gün hayatlarımızda var. Çeşitli doğal felaketler, kazalar, savaşlar, işkence, tecavüz, terörizm bunların hepsi var. Bu kadar felaketler hayatımıza girdiği halde biz giderek körleşiyoruz ve hissetmiyoruz. Sonra bir virüs geliyor ve “Aa ne felaket varmış!” diyoruz. Giderek hayatlarımızın içine giren felaketleri görmez duymaz oluyoruz. Sonra bir virüs geldiği zaman biz anlıyoruz ki felaketler ne korkunç bir şeymiş. Yani bir virüs gelir, onun için öyle diyorum; gökdelenler ve plazalar arasına sıkıştırdığımız, bol planlı, her zaman ajandalı, daima yetiştirememekten korktuğumuz işler arasında zamanla yarışmanın ne kadar anlamsız olduğunu göstererek bizi yavaşlatır. Hatta durdurur.

Bir virüs gelir teknolojik araçlarla bağlanmanın bağ kurmak olduğunu zannettiğimiz hayatlarımızda insanlara dokunamamanın, bağ kuramamanın ne kadar önemli olduğunu bize gösterir.

Bir virüs gelir ve bize hayatlarımızın hiçbir zaman tek kişilik olmadığını, yaptığımız ve yapmadıklarımızla başka insanların da hayatlarına dokunduğumuz, hatta onları belirlediğimizi gösterir.

Bir virüs gelir, belirsizliğin insan yaşamının bir istisnası değil; kaidesi olduğunu öğretir ve aslında belirsizlikte anlam bulmayı, acılarda anlam bulmayı bizlere öğretir.”

 

Bu sözlerin her bir satırı bence çok kıymetli ve üzerine düşünmeye değer Sevgili Okur. Yaptıklarımızın sorumluluğunun sadece bizi değil; herkesi etkilediği bu dönemde kurallara uymanın hepimize olumlu dönüşleri olacaktır. Kurallara uymak da belirsizlikle barışmak, yaşadığımız tüm duyguları kabul ederek o duygulara sarılmakla olacaktır. Yaşadıklarımızda anlam bularak olacaktır…

Yaşadıklarının senin için anlamanı bulabilmen dileğimle, sağlıklı günlerimiz olsun Sevgili Okur…

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.