SON DAKİKA
Hava Durumu

İpekli dokunuş (13.08.2020)

Yazının Giriş Tarihi: 13.08.2020 10:54

Yolumun onunla kesiştiği andan itibaren hayatıma dokunan;

bana içimin en derinlerinde saklanan,

belki birçoğunun farkına bile varmadığım güzellikleri,

hayatın gerçeklerini, 

yaşam mücadelesi içinde kaçırdığım birçok öğretiyi fark ettiren

bir kahraman Küçük Prens.

 

Şimdi bugün onun sözleri ile

Yıllar içinde yaş alıp büyüyen herkese,

İçimizdeki çocuğa,

Hayatınızdaki, hayatımızdaki tüm çocuklara

Sesleneceğim.

Bu sesi fark etmek için kulaklarınızı, gönül gözünüzü lütfen iyice açınız;

çünkü “sözcükler yanlış anlama kaynağıdır. İnsan ancak yüreği ile baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez.”

 

Biz insanlar büyümeği yıllar içinde takvimden eksilen her yaprak, geçen her gün ile yaş almak; hayatın acı tatlı birçok deneyimini yaşamak olarak görürüz. Yaş alışımızda hayallerimizin, heyecanlarımızın şekil değiştirmeye başladığını çoğu zaman fark etmeyiz. Oysaki her yaşımızda bizim için önemli olan şeyler, beklentilerimiz farklı bir hale evrilir. Çocukluğumuzdakine kıyasla yaş aldıkça birini tanımak daha farklıdır; çünkü büyüğünce “birini tanımak” o kişinin sayılarla ölçülebilir olması demek olur bizim için. Biz büyükler için der ki Küçük Prens:

“Büyükler sayılara bayılırlar. Tutalım onlara yeni edindiğiniz bir arkadaştan söz açtınız, asıl sorulacak şeyleri sormazlar. Sesi nasılmış, hangi oyunları severmiş, kelebek biriktirir miymiş sormazlar bile. “Kaç yaşında?” derler, “Kaç kardeşi var? Kaç kilo? Babası kaç para kazanıyor?” bu türlü bilgilerle onu tanıdıklarını sanırlar. Deseniz ki, “Kırmızı kiremitli güzel bir ev gördüm. Penceresinde saksılar, çatısında kumrular vardı.” Bir türlü gözlerinin önüne getiremezler bu evi; ama “Yüz bin liralık bir ev gördüm.” deyin, bakın “Aman ne güzel ev!” diye haykıracaklardır.”

ve ekler:

“Zaten yalnız çocuklar ne aradığını bilirler. İnsanlar hızlı trenlere biniyorlar; ama ne aradıklarını bildikleri yok. Koşuyor, heyecanlanıyor, dönüp duruyorlar. Bunca çabaya değse bari. Sizin dünyada insanlar bir bahçede beş bin gül yetiştiriyorlar; yine de aradıklarını bulamıyorlar. Oysa aradıkları tek bir gülde bir damla suda bulunabilir; ama gözler kördür. İnsan sadece yüreği ile baktığı zaman gerçeği görebilir.”

Büyümüş olmak; bir kerecik olsun çiçek koklamamış, hiç yıldız görmemiş, hiç kimseyi sevmemiş, sayıları toplamaktan başka bir şey yapmamış biri olmak mıdır Sevgili Okur?

Oysa büyümek dost edinmek, yeni şeyler tanımaktır. İçimizdeki çocuğu kaybetmemek, onu dinlemek, onunla konuşmaktır. Gözlerimizi gecenin karanlığında gökyüzüne çevirdiğimizde yıldızlara bakıp hayal kurarak gülebilmektir.

“Herkesin bir yıldızı var; ama kimseninki birbirine benzemiyor. Yolcular için pusula, kimileri için ufak tefek bir ışık, bilginler için çözülmesi gereken bir sorundur yıldızlar. Gelgelelim bütün yıldızlar suskundur. Yalnız sen herkesten ayrı göreceksin onları. Onların birinde ben oturuyorum, ben gülüyorum diye geceleri gökyüzüne baktığında sana bütün yıldızlar gülüyormuş gibi gelecek. Gülmeyi bilen yıldızların olacak senin. Bir gün üzüntün geçince(çünkü zamanla geçmeyen üzüntü yoktur) beni tanımış olduğuna sevineceksin.”

Benim size Küçük Prens’ten bahsedişim de onu tanımış olmanın verdiği sevinçle onu unutmak istemeyişimdendir; bir gün onu unutursam gözleri sayılardan başka şey görmeyen büyüklere dönerim.

İstiyorum ki siz de onu bilin ve hiç unutmayın; çünkü insanlar arasında yalnız hissedip kendinize döndüğünüzde içinizdeki çocuğun sesi olacak Küçük Prens ve size diyecek ki:

İnsanların arasında da yalnızlık duyulur ve bu seni üzebilir. İnsan üzgün olunca günbatımının tadına daha iyi varıyor. Uzun bir süre günbatımındaki tatlılık tek avuntum olmuştu. Sen de günbatımlarında hayal kur ve umut et. Unutma, bir yerde bir kuyunun saklı oluşudur, çöle güzellik veren.

Siz insanların tanımaya vakti yok artık. Aldıklarınızı hazır alıyorsunuz dükkânlardan; ama dost satan dükkanlar olmadığı için dostsuz kalıyorsunuz. Unutma ki, hayatta en büyük zenginlik sayılarla ölçtükleriniz, para, mal, mülk değil; sevgidir. Bu sevgi bir dost, bir eş yahut herhangi başka bir şey de olabilir. Diyelim ki bu sevgi “gül” olsun. Bil ki, gülünü bunca değerli kılan uğruna harcadığın zamandır. Bu yüzden sevdiklerin için çabalamaktan, onlara zaman ayırmaktan asla vazgeçme. Unutma ki ölene kadar sorumlusun, gönül bağı kurduğun her şeyden.

Siz büyükler yargılarınızı davranışlara değil, sözlere göre ayarladığınız için bunlar gibi birçok şeyin gerçeğine ya geç varırsınız ya da hiç varamazsınız. Biliyorum kendini yargılamak başkalarını yargılamaktan çok daha güçtür. Sen de bil ki kendini yargılamayı başarabilirsen gerçek bir bilgesin demektir.

Ve şunu hiçbir zaman unutma; Gerçeğin mayası gözle görülmez. İnsan ancak yüreği ile baktığı zaman doğruyu görebilir.

Hayat boyu hepimizin içimizdeki çocuğun sesinden, Küçük Prens’ten duyacaklarına çok ihtiyacı var. Bu yüzden yaşın kaç olursa olsun içindeki bu sesi hep duy ve etrafındaki tüm çocuklara da bu sesi duyur Sevgili Okur.

Küçük Prens’ten hepinize Sevgilerle…

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.