SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

İpekli dokunuş 11.12.2019

Yazının Giriş Tarihi: 11.12.2019 09:41

 

Şule ÇET, 29 Mayıs 2018 tarihinde Ankara’da bir plazanın 20. katından düşerek hayatını kaybetti. Yapılan soruşturmalar sonrasında cinayete kurban gittiğine hükmeden mahkeme; sanık Çağatay AKSU'nun müebbet ve 12 yıl 6 ay hapsine, sanık Berk AKAND'ın ise 18 yıl 9 ay hapsine karar verdi.

Kamuoyuna yansıdığı ilk günden itibaren bu ölümün bir cinayet olduğu birçok kişinin ortak düşüncesiydi. En son görülen mahkemede hükmedilen karar doğrultusunda “Adalet yerini buldu.” başlığıyla bu ölüm tekrar gündeme geldi.

 

Şule ÇET davasından iyi haber geldi derken başka bir ölüm haberi Türkiye’nin gündemine oturdu. Tarihler günümüzü gösterdiğinde bu kez öldürülen kişi Ceren ÖZDEMİR’di. Ordu Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Müzik Bölümü 3’üncü sınıf öğrencisi olan Ceren Özdemir, Özgür ARDUNÇ tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Şimdi adaletin Ceren ÖZDEMİR için ne zaman yerini bulacağı herkesin merak konusu oldu.

“Ben Ölmek İstemiyorum”

“Anne Lütfen Ölme”

 

Şule ÇET ve Ceren ÖZDEMİR’den önce başka ölümler kamuoyunda yankı uyandırmıştı. Emine BULUT bu yankıyla duyduğumuz isimlerden biri olarak hayatımıza girdi. 18 Ağustos günü, 6 yıl önce boşandığı eşi Fedai VARAN tarafından kızının gözü önünde lokantada bıçaklanarak öldürüldü. Sanık Fedai VARAN’a mahkeme tarafından müebbet hapis cezası verildi. Emine Bulut yaralı halde kafeden çıkarılırken “Ben ölmek istemiyorum” sözleri ile ve kızının Anne lütfen ölme diye feryadıyla hafızamıza kazındı.

Yakın zamanda Ceren ÖZDEMİR öldü; ondan önce Emine BULUT, Şule ÇET... Yarın da adını henüz bilmediğimiz nice kadın ne yazık ki ölecek, öldürülecek. Adına ölüm dediğimiz bu vahşet gün geçmiyor ki yaşanmasın. Nice kadın, anne, genç her şeyden önce insan öldü ve ölmeye de devam ediyor. Değişen tek şey sadece isimler…

 

Biz aylar önce Emine BULUT’u konuşuyorduk bugün ise Ceren ÖZDEMİR’i konuşuyoruz; çünkü bu isimler bizim duyduklarımız; ölümünü, öldürülüşünü bildiklerimiz… Bir de bilmediklerimiz, adını hiç duymadıklarımız var. Biz yaşanılan her ölümün ardından öldürülenleri konuşup yaşanılan bu ölümlerin son olmasını diliyoruz. Artık konuşmanın da, ölümlerin son olmasını dilemenin de yeterli olmadığını hepimiz biliyoruz.

Peki ne yapacağız? Önce biz kadınlar olarak haklarımızı, kendimizi nasıl koruyabileceğimizi öğreneceğiz. Sonra öğrendiklerimizi öğreteceğiz. Hepimiz etkileşim halinde yaşayan bir topluluğun parçasıyız. Bildiğimiz her şeyi anlatmak, paylaşmak o kadar kolay ki; yeter ki elimizdeki fırsatları iyi değerlendirelim. Bu fırsatlardan biri Kepez Belediyesi tarafından bizlere sunuluyor. Kadının İnsan Hakları Eğitim Programı(KİHEP) ücretsiz olarak halkın katılımına açıldı. Bir şeyleri değiştirmek istiyorsak değişime önce kendimizden başlamalıyız. Bu program da birçok insan için bir başlangıç olacaktır.

“Benim ölümüm gerçekleşince mi bana yardım edeceksiniz?”

Başlangıçlar önemli; çünkü biz hep hikayenin sonuna şahit oluyoruz ya da hikayenin başında şahit olduğumuz birçok haksızlığı görmezden gelerek yaşanılan o ölümlere göz yummuş oluyoruz.  Ayşe Tuba ARSLAN da ölümüne göz yumulmuş nice kadından biri…

Ayşe Tuba ARSLAN’ın suç duyurusu:

Boşanmış olduğum eski eşimden hala şiddet, ağza alınmayacak hakaretler Yalçın ÖZALPAY tarafından üzerime bir sürü borç bırakılmıştır. Maaşıma icra gelmiştir. Şu an kendisi oturmakta olduğu evdeki mobilyaları bana ödetmektedir.

Ve ben şu an maddi manevi çok zor durumdayım, çalışmıyorum. Defalarca şikayet etmeme rağmen hala sonuç alamadım uzaklaştırmam olduğu halde.

Benim bu Yalçın ÖZALPAY isimli şahısla ilgili başvurmadığım hukuki işlem kalmadı. Bu şahıstan ölüm tehdidi alıyorum. Benim ölümüm gerçekleşince mi yardım edeceksiniz? Ben çok mağdurum.

“Namus”u, “Ahlak”ı kadına, kadın bedenine yüklemek, bir kadının sırf kocası olduğu için ya da giydiği kıyafet, sokağa çıktığı saat için hatta güldüğü için onu öldürmek, öldürmeyi kendine hak görmek ne kadar vahim ne kadar dehşet verici… Bir kadının bedenine vuran tokatların sesiyle, bir çocuğun feryadıyla, bir genç kızın kanıyla hayatı kendi ellerimizle, göz göre göre cehenneme çeviriyoruz. “Yine mi?” diye diye bu ölümleri her gün yaşıyoruz. Öldürülen her insan için “adalet” istiyoruz. Asıl adalet bu ölümleri önlemek, bu ölümlere göz yummamaktır. Asıl adalet öldükten sonra değil ölmeden önce gelen adalettir. Asıl adalet; “Yaşamak”tır Sevgili Okur.

Hiç kimsenin bir başkasının yaşam hakkını elinden almadığı, herkesin haklarını bildiği, yaşamak için hayata sıkı sıkıya tutunarak hem kendi için hem de diğer insanlar için elinden gelen her şeyi yaptığı “ADALET”li bir dünya diliyorum hepimiz için… Unutmayalım, unutturmayalım Sevgili Okur; Asıl adalet “YAŞAMAK”tır.