SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

İpekli Dokunuş 07.02.2020

Yazının Giriş Tarihi: 07.02.2020 08:54

En yakınlarımız olarak gördüklerimize düşüncelerimizi en açık haliyle söylediğimiz için ya da tam tersi söyleyemediğimiz için bu tersliğin girdabında debelenip duruyoruz. Bu durum iş yaşantımızda ve arkadaşlık ilişkilerimiz de kendini farklı açılardan gösteriyor; ama temel nokta hep aynı. Temel nokta biziz, yani kendimiz.


Bir beden içinde hayattaki rollerimizle var olma mücadelesini vererek yaşamaya çalışıyoruz. Bir anne,babanın evladı; bir kadının eşi; bir çocuğun öğretmeni; hastanın doktoru gibi gibi birçok rollerimiz var. Tek bedende... Bu rollerin hepsinin ötesinde en önemli rolümüz ise bizim kimliğimiz yani kendimiziz. O nüfus cüzdanımızda yazan ismimiz. Varmak istediğim noktaşu ki kendihayatımızla ilgili kararlar verirken ve uygularken bu rollerimiz, bu rollerle hayatımıza giren herkes de bizimle ilgili söz sahibi oluyor. Ne büyük bir tezatlık! İşte hayat tam da bu tezatlığın içinde bize adaleti aratıyor ve haklarımızı sorgulatıyor. 

“Hayatımızda adalet ne derecede var?”

“Biz adaletin sağlanması için neler yapıyoruz?”

 

Adalet hepimizin her alanda ihtiyacı, beklentisi; ne yazıktır ki bunun arayışı içerisindeyiz; çünkü adalet biz onun peşine düşmedikçe her zaman hatta çoğu zaman yerini bulmuyor.

Pekiadaleti sağlamak için bizim ne yapmamız gerekiyor? Konuşarak kendi hakkımızı savunmak! Bu hak bizim sevgili okur ve hakkımızı da en başta onun sahibi olarak biz savunabiliriz, savunmalıyız da; ama yapamıyoruz. Neden? Sosyal dengelerin, kaybetme korkusunun, yanlış anlaşılmaların, etiketlenmelerin,  iletişim problemlerinin yüzünden… Başımıza geleceklerin korkusuyla susuyoruz; sonra da savunmadığımız hakkımız üzerinden adaletin sağlanmasını bekliyoruz. Ne boş bir bekleyiş aslında bu; bizim savunmadığımız hakkımızı başkasının savunmasını beklemek, bizim için kendimiz dışındakilerin çaba göstermesini umut etmek…Konuşmamız ve kendimiz için, hakkımız için çaba sarf etmemiz gerekiyor .“Hakkımızı vermiyorlar“ demek kolay, asıl mesele “ben hakkımı almak için neler yapıyorum” diyerek iğneyi kendimize batırmaktır.

ErichAuerbac’ınKötünün Zaferi Denemesi’ndebahsettiği gibi; Hayatın adaleti tartışmaya açık; Karşımızdakini adaletten daha güçlü görüyorsak susmayı tercih etmemiz anlaşılır bir durum; ama çözüm değil.  Hakkımızı almak istiyorsak adil olanın peşinden giderek istediğimiz adaletin sağlanması için susmak yerine konuşup çabalamamızgerekir.Bu yolda destek olup omuz omuza mücadele edebileceğimiz insanlar da hayatımızda var ise bu bizim için çok büyük bir şans demektir ve bu şansın kıymeti bilinmelidir.

Hak susarak alınmıyor, adalet susarak yerini bulmuyor. Herkesin adalet terazisinin aynı olmamasının genelgeçer adalet yargılarının önünde bir engel olmaması için susma, konuş sevgili okur! Susma, konuş!