SON DAKİKA
Hava Durumu

İpekli Dokunuş (04.11.2020)

Yazının Giriş Tarihi: 04.11.2020 08:35

Ülkemizin birçok ilinde yaşanan, özellikle İzmir’de etkisini yıkıcı bir şekilde gösteren deprem hayatımızın orta noktasına yerleşti. Sosyal medya ve kitle iletişim araçları üzerinden sanki oradaymışız gibi anlık ve sık bir şekilde gelişmeleri takip edebiliyoruz. Bu noktada göz ardı ettiğimiz, farkında olmadığımız gerçek ise yaşanan her bir olaydan etkilendiğimiz ve bu etkinin bizim davranışlarımıza göre üzerimizde travmatik bir hal alabileceğidir.Bilmeliyiz ki, her bir doğal afet yetişkinler ve çocuklar üzerinde yaşayarak doğrudan; medya ve kitle iletişim araçları ile de dolaylı olarak travmatik etkiler bırakabilir. Bu noktada bizim olaylara yaklaşım şeklimiz ve davranışlarımız bu travmatik etkinin nasıl olacağını belirleyecektir. Bu yazımda sizlere hem kendi iyi oluş halinizi hem de çocuklarınızın iyi oluş halini nasıl koruyabileceğinize dair önerilerde bulunacağım.

  • Deprem yetişkinleri etkilediği gibi çocukları da etkilemektedir. Çocuklar üzerindeki etki çevrelerindeki büyüklerinin ve ailelerinin davranışlarına göre şekillenir. Bu noktada yetişkinlerin sakin, güven veren ve sevgi dolu davranışlar sergilemesi önemlidir. “Seni seviyorum.”, “Senin yanındayım”, “Benim için önemlisin.”, “Güvenli bir yerdeyiz.” sözleri ile gelen kocaman bir sarılma oldukça iyi hissettirecektir.
  • Medya ve kitle iletişim araçları üzerinden olayları sık sık ve anlık takip etmek yerine belirli aralıklar ile takip etmek, güvenilir ve birinci ağızdan açıklamaları dikkate almak gerekmektedir. Haberleri çocukların yanında mümkün olduğunca seyretmemek ve onları olumsuz etkileyecek görüntülerden, konuşmalardan uzak tutmak da dikkat edilmesi gereken bir diğer noktadır.
  • Çocuklar yaş gruplarına göre farklı tepkiler gösterebilirler. Bu tepkileri;

Uyku ve yemek rutinlerinin değişmesi,

Anne babadan ayrılamama,

Ağlama nöbetleri,

Kaygı ve korku düzeylerinde artış,

Okul başarısında düşme,

Odaklanma ve dikkat sorunları,

Öfke ve saldırganlık,

Duygularını nasıl ifade edeceğini bilememe,

İletişim problemleri,

Regresyon,

Suçlu ve çaresiz hissetme

Mide bulantısı, baş ağrısı vb. şekilde kısaca örneklendirebiliriz. Bu tepkiler anormal durumlara verilen normal tepkilerdir ve zaman içerisinde azalması beklenir. Azalma görülmüyor ise bir ruh sağlığı çalışanından destek alınması düşünülmelidir.

  • Yetişkinlerin gösterebileceği tepkiler olarak ani duygu değişimleri, kaygı ve korku duygularını yoğun olarak hissetme, uyku ve yemek problemleri, bedensel şikâyetler, içe kapanma söylenebilir. Bunların da anormal duruma verilen normal tepkiler olduğunu unutulmamalıdır. Bu noktadaduygu ve düşüncelerinizi size iyi geleceğini düşündüğünüz yakınlarınız ile paylaşmanız ve gerektiğinde uzman desteği almaktan kaçınmamız önemlidir.
  • Kendimizi güvende hissetmek ve neler ile karşılaşabileceğimizi öngörebilmek hem yetişkinler hem de çocuklar için ortak ve temel bir ihtiyaçtır. Çocukların bu ihtiyaçlarının giderilmesi büyük oranda yetişkinlerin onlara yaklaşımı ile olmaktadır. Bu sebeple onların sorularını yaşlarına uygun, anlayabilecekleri şekilde, kısa ve net olarak cevaplamanız onların kendilerini güvende hissetmelerini sağlayacaktır. Konuşma sırasında sakin kalmanız ve tebessümle, sabırla cevap vermeniz önemlidir. Bu çocuğun da kendini nasıl hissedeceği üzerinde belirleyici olacaktır. Cevabını bilmediğiniz soruları “Şu an bu sorunun cevabını bilmiyorum, öğrendiğim zaman seninle paylaşacağım.”, “Birlikte araştıralım mı?”, “Sence ne olabilir?” şeklinde yanıtlayabilirsiniz. Konuşmalarınızda karşılıklı olarak geleceğe dair hayallerinizden ve umutlarınızdan bahsetmeniz de iyi hissetme halinize katkı sağlayacaktır. Konuşmanızı “Sormak istediğin bir şey var mı? Anlatmak istediğin şeyler var mı? Olduğunda benimle her zaman konuşabilirsin, ben seni dinlerim ve sorularını cevaplamaya çalışırım.” diyerek sonlandırabilirsiniz.
  • Çocukların sorularını geçiştirmek, onları oyuncak vb. şeyler ile oyalamak, yaşanılanları yok sayarak davranmak yerine onların duygu ve düşüncelerini ifade etmesine yardımcı olacak konuşmalar yapmanız ve onları dinlemeniz kendilerini anlaşılmış ve iyi hissetmelerini sağlayacaktır.
  • Günlük rutinlerinizi olabildiğince devam ettirmeye çalışmanız ya da değişen koşullara yönelik yeni rutinler oluşturmanız hayatınızın düzene girmesini sağlayacak ve yaşanılanların normalle dönmesini hızlandıracaktır.
  • Yetişkinler olarak kendi ihtiyaçlarınızın farkına varmanız, nefes alabileceğiniz ortamlar oluşturmanız önemlidir. Siz iyi olduğunuz sürece çocuğunuz da iyi olabilecektir. Çocuğunuzun ihtiyaçlarını anlamak için de onunla konuşmalar yapabilir, temasta bulunabilir, davranışlarını ve oyunlarını gözlemleyebilirsiniz. Unutmayın ki çocuğun kendini en iyi ifade edebildiği yerlerin başında oyun gelir.
  • Deprem öncesinde, deprem anında ve deprem sonrasında neler yapılacağı, korunma yolları hakkında sohbet edebilir ve drama çalışmaları yapabilirsiniz. Hep beraber deprem çantası hazırlayabilirsiniz. Bu çalışmalar olası durumlara karşı hazırlıklı ve bilgili olmanızı sağlayacaktır.
  • Deprem biz insanları etkilediği gibi hayvanları da etkilemektedir. Onların da desteğe ihtiyacı olduğunu unutmadan beslenme ve barınma ihtiyaçlarını karşılamamız, veteriner kontrolünden geçirilmesini sağlamamız ve onlara sevgimizi göstermemiz de bir insanlık görevidir.
  • Depremi yaşayanlar, deprem bölgesinde çalışanlar ve bir şekilde depremin olumsuz etkisini hisseden herkes deprem bölgesindeki uzman ruh sağlığı çalışanlarından, hastanelerin ve belediyelerin psikolojik danışmanlık birimlerinden, hastanedeki psikolog ve psikiyatrlardan ve okullardaki psikolojik danışmanlardan ücretsiz destek alabilir.

Doğan CÜCELOĞLU’nun dediği gibi “Depremi önleyemeyiz, ama liyakata ve karaktere önem veren vatandaşlar yetiştirerek depreme dayanaklı binalar yapan bir toplum olabiliriz.”

Her yeni güne doğan güneşin umut yayması ve karanlıkları aydınlatması dileğimle…

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.