SON DAKİKA
Hava Durumu

İpekli dokunuş 04.01.2020

Yazının Giriş Tarihi: 04.01.2020 09:26

2020’de hepimizin, kazandıklarımızı ve kaybettiklerimizi unutmadan umut etmesini isteyerek bu yılın umutlarımıza umut katmasını dilemiştim. 2020’nin ilk zamanlarını yaşadığımız şu günlerde umut ediyor muyuz sevgili okur? Umut etmek için çabalıyor muyuz?

Elbette “umut etmek” bazılarımız için çok kolay bazılarımız için çok zor olacaktır; çünkü ne için, nasıl ve ne şekilde umut ettiğimize göre bu kolaylıklar ve zorluklar değişecektir.  Bizim için umut ederkenki en büyük kolaylık ise “barışmak” olacaktır. Evet, “barışmak”…

Umut ederken bazen zaman bizim için bir zorluk olabilir. Ya umut edecek kadar yeterli olmaz ya da çok fazla olur ve biz sabredemeyiz.

Biz onu durdurmaya çalışsak da durmaz, çoğaltmak istesek ne mümkün!

Biz onunla cebelleşirken anlarız ki zaman, azalmaz da çoğalmaz da. Onu değiştirmeye çalışmak, veryansın etmek yerine onu kabul ederek barışıp kendimizi ve yaptıklarımızı değiştirdiğimizde umut etmenin daha kolay olacağını fark edebiliriz.

Elbette zaman içi boş bir kutu değil. İçinde hatıralarımızı taşıyan bazen sihirli bazen de kara bir kutu. Malumunuz insanın hayatındaki hatıralarının hepsi iyi olmaz, kötü de olur ve biz genellikle bu kötü hatıralardan kaçmak isteriz. İnsan kendine acı veren hiçbir şeyi istemez aslında; ama hayat bu ya biz nereye gidersek gidelim onlar hep bizimle gelir. Biz de anlarız ki onları yok saymak yerine kabul ettiğimizde hayat daha kolay olur ve biz de daha mutlu oluruz.

Evet hatıralar, sizinle de barışarak umut etmeye devam ediyoruz!

Umut ederken anlayamadıklarımız da olacaktır. Çoğu zaman insanları anlamayacağız; onların söylediklerine, yaptıklarına bir anlam veremeyeceğiz ve anlam vermek için de belki saatlerce hatta günlerce kafa yoracağız. Sonuç ne olacak? Bazen anlayacağız ki zaten kafa yorarken amacımız da buydu; bazen de anlamayacağız. Anladığımız bazı zamanlarda göreceğiz ki anlamak o kadar da iyi değilmiş, mutluluk getirmiyormuş. İşte o an deşmemenin, anlamaya çalışmak yerine kabul etmenin bizim için daha iyi olduğunu fark edeceğiz ve onlarla da barışıp umut etmeye devam edeceğiz.

 

Umut ederken bizi eleştirenler de olacak. Eleştirmek, eleştirilmek kötü değil elbette; kötü olan kendimiz gibi olmayanı dışlamak, onu olduğu gibi kabul etmeyip kendimize benzetmeye çalışmak. Toplumda ne yazık ki bu anlayış hakim ve biz bu anlayışla cebelleşip duruyoruz. Bazen sonuçları bizim için ağır oluyor ötekileştirilen, yok sayılan hatta “kötü” olarak nitelendirilen oluyoruz. Sahi, kime göre, neye göre?

Aslında herkesi olduğu gibi kabul ederek barış içinde yaşamanın bizim için hatta herkes için en iyisi olduğunu kabul etsek hayat ne kadar da güzel bir yer olacak. Umutlarımıza umut katılacak…

 Hep kendimizin dışındakilerle barışmaktan bahsettik; zaman, hatıralar, anlayamadıklarımız ve toplum…. Aslında ilk olarak barışmamız gereken kendimiziz; çünkü hepimiz o kadar biricik ve o kadar özeliz ki, hayatta hiçbirimizden bir tane daha yok. Herkes tek tek gittiğinde, biz kendi kendimizle kalıyoruz. Canımız yandığında en çok kendimiz hissediyoruz acısını, mutlu olduğumuzda kendi kalbimiz yerinden çıkacak gibi oluyor. Elbette ailemiz, eşimiz, dostumuz, evladımız da hissedebilir bu duyguları; ama insanın kendisinin hissettiği kadar olamaz. Bize en başta kendimiz lazımız; ama bizim kendimizle o kadar çok savaşımız var ki, savaşmaktan değerimizi fark edemiyoruz. Vücudumuzdaki sözde fazlalıklarla, yüzümüzdeki sözde lekelerle, kafamızdaki düşüncelerle, içimizdeki korkularla o kadar yaralıyoruz ki kendimizi her gün bir şeyler içimizden eksiliyor, eksiliyoruz.

Kendimizi; kalıp yargılar, sözde güzellik anlayışları, bize sadece bakıp giden birkaç çift göz için yoruyoruz ve değişmeye çalışıyoruz. Hatta bazen bu değişimi umut ediyoruz.

Bizim umudumuz başta kendimizle barışmak; sonra zamanla ve hatıralarımızla; sonra da toplumla ve anlamaya çalıştıklarımızla barışmak olmalı sevgili okur. O zaman güler çocukların yüzleri, o zaman azalır şiddet, o zaman ayakları yere daha sağlam basar kadınların, o zaman karnı doyar hayvanların ve o zaman daha yaşanır olur dünya. 2020 yılında Kabul et, Barış ve Umut et Sevgili Okur!

*Bu yazının görselleri  Cem GÜVENTÜRK’e; bir önceki yazının görselleri Aslı ALPAR’a aittir. Merak edenlerin bilgisine…

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.