SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

HEPİMİZİN YAPABİLECEĞİ BİR ŞEY MUTLAKA VAR!

Yazının Giriş Tarihi: 14.03.2021 14:11

Haklarını kullanabilmek,

Eşit şartlarda çalışabilmek,

Nefes almaya devam edebilmek için

Hayatta var olabilme mücadelesi veriyor.

 

Ben 8 Mart’ı verilen bu mücadelelerin ötesinde adına münhasır olması ile birlikte, “kadın” kelimesinin belki de en çok ve dolu dolu herkes tarafından kullanıldığı gün olması yönünden de ayrıca anlamlı buluyorum; çünkü her birimizin kulağı “bayan” kelimesinin, tanımlamasının kullanılmasına aşina. Bu da gösteriyor ki ülkemizde erkek doğuluyor, kadın olunuyor…??? Halbuki durum bu şekilde kabul edilmesine rağmen böyle değil Sevgili Okur!

“Kadın” ve “Erkek” kelimeleri cinsiyet belirtmektedir.

“Bay” ve “Bayan” kelimeleri ise cinsiyet belirtmekten öte birer hitap şeklidir.

“Erkek” kelimesinin kullanıldığı her yerde “Kadın”; “Bay” kelimesinin kullanıldığı her yerde de “Bayan” kelimesi kullanılmalıdır; çünkü aksi durumda kadınların cinsiyetlerinin utanılacak bir şey olduğu algısı oluşmaktadır ve hiçbir kadın cinsiyeti yüzünden, cinsiyetini söylemekten utanmamalı ve utandırılmamalıdır!

 

Psikoloji biliminin önemli isimlerinden Profesör Doktor Mehmet Zihni Sungur, günün anlam ve önemine yönelik önemli noktaların altını şu sözleri ile çiziyor;

                                                                                                              

“8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlanması mı yoksa anılarak farkındalık oluşturulması gereken bir gün mü bilemiyorum. Gün gelir temel insan haklarının olmazsa olmazı olan “kadın hakları”nın savunulmasına gerek kalınmazsa bu tür günler daha anlamlı ve coşkulu biçimde kutlanabilir diye umuyorum.

Kadın şefkati ile önce erkek sonra baba ve duyarlı insanlar olmayı öğrendik. Kişiyi sevgi-şefkat ve özgürlüğe götüren yol hep kadınlar ve onlara gösterdiğimiz özenden geçer. Onları el üstünde tutalım derken tabutları kast etmiyorduk…

Ne yazık ki üzülmek yetmiyor acıyı azaltmak için acıyı çekenden, onun acısını önlemek hatta dindirmeye yönelik çaba göstermesi gereken tüm birey ve kurumlara hatta ülke yönetiminde karar alıcı olan konumdaki kişilere kadar hepimizin sorumluluk alıp bir insan lekesi olan şiddetin her türlüsüne yönelik daha az konuşup daha çok hareket etmemiz gerekiyor.

Şiddetin ön yargısı yoktur.

Bir gün size de yönelebilir.

Sağlık, barış ve adaletle kalın.

Kadın hakları kelimesinden korkmayın; çünkü insan haklarının aynasıdır.”

8 Martta dünyanın her bir yerinde milyonlarca kadının sesi aralarındaki onca mesafeye rağmen sırf cinsiyetleri yüzünden yaşadıkları ve yaşayacakları olası tüm ayrımcılık, şiddet, ölüm gibi sorunlar için dayanışma ruhu ile çıkıyor. Mücadeleleri sadece bugün değil; her gün devam ediyor. Kadına yönelik şiddet bitene ve toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanana kadar da devam edecek.

Aslında kadınların hayatları boyunca devam eden bu mücadeleleri cinsiyet fark etmeksizin herkesin, hepimizin!

Toplumsal cinsiyet eşitliği ve herkes için yaşanabilir bir toplum hepimizin çabası ile mümkün! Bir öğretmenin öğrencisine anlattığı ders ile,

İşverenin çalışanına söylediği söz ile,

Düşüncemiz ile,

Dilimiz ile,

Davranışlarımız ile

Bu bilinci oluşturabilir, geleceği değiştirebiliriz.

 

İyi dileklerimiz sadece lafta kalmasın.

Hepimizin eşit, adil ve şiddetsiz bir gelecek için yapabileceği bir şey mutlaka var!