SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

BİR BAŞKA SATIR - Umami Tat (25.07.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 25.07.2021 12:28

Bir başkası için değil, kendin için yaşa. Bu ne olursa olsun. Üzüntü, heyecan, aşk, mutluluk, acı… Ne zaman bir başkasını dahil edersek hayatımızın içerisine, o zaman güzelliklerden yoksun kalırız.

Bir tat düşünün. Bu size güzel gelebilir. Fakat bir başkası için en berbat bir tat olabilir. Bu durumda bu göreceli bir durumdur. Ekşi, tatlı, tuzlu… Tüm bunlar kişiye göre değişkenlik gösterir. O zaman hayatımızın içerisindeki duygularda farklılık gösterebilir. Bizi üzen bir durum bir başkasına gülünç gelebilir. Bu durumda çevremizden gelen tepkiler, bizi yaşadığımız o andan uzaklaştırır. Herkes tarafından kabul görülen bir duruma bizim de aynı tepkiyi vereceğimizin kesinliği yoktur.

 

Van Gogh’un Yıldızlı Geceler tablosu, onun gözlerinden gördüğü güzelliklerin aktarımıdır. O manzaraya bakan bir başkası için geçerli bir durum değildir. Yalnızca kişiye özgüdür. Hayatımızda böyledir. Hayatımızın içindeki her küçük detay, bize aittir. Benim aşkım, benim sevgim, benim mutluluğum… Benim hayatım! Eğer bunların içine bir başkasını dahil edersek, bunu kendimiz için değil onun için yapmaya başlarız. Bir tür estetik algısına göre hareket ederiz. Bu nasıl olur derseniz, en güzel örneğini zaten günümüzde görebiliyoruz. Sosyal medya! Gideceğimiz her bir yeri kendimiz için değil, paylaşım sağladığımız bir mecra için yapıyoruz. Bu da bizi gerçeklikten koparıyor. Gerçek yaşamımızdan uzaklaştırıyor. Sosyal bir medyada, bambaşka bizleri çoğaltıyor.

 

Günden güne çoğalan bizler, aynı tatlara dönüşüyoruz. Toplum tarafından onaylanma güdüsüyle hareket ediyoruz. Buna bir örnek olarak; umami tadı verebilirim. Kelime anlamı olarak, Japonca ’da “hoşa giden tat” anlamına gelen bu terim, beş temel tadı oluşturuyor. Bu beş maddeyle birlikte, yediğimiz herhangi bir yemek lezzetli bir hale geliyor. Şu an içerisinde olduğumuz hayatta böyle. Aşık oluyoruz ve beklentilerimiz çevre tarafından karşılanması gerekiyor. Üzgün oluyoruz, yine çevre tarafından bir onay bekliyoruz. Bu nasıl oluyor derseniz; olağan bir durum masalsı bir hikayeye bürünmek zorunda kalıyor. Aşık olmak, neredeyse sıradan bir durum iken, beklentilerimiz tam anlamıyla büyülü bir durum. Halbuki, filmlerde gördüğümüz bir aşk hikeyesi yok gerçekte. Biriyle tanışıyoruz ve seviyoruz, aşık oluyoruz. İçerisinde uzun bakışmalar, entrikalar, dramlar barındırmayan saf bir duygu. Fakat; gördüklerimiz, duyduklarımız sonrasında bu bizi doyum noktasına ulaştırmıyor ve hayal kırıklığına uğruyoruz. Halbuki bilmiyoruz, gerçek hayat bu. Aşk, sevgi, üzüntünün gerçeği bu!