SON DAKİKA
Hava Durumu

Yazıyorum 18.02.2020

Yazının Giriş Tarihi: 18.02.2020 08:54

 

Dünya derin siyasetinde olduğu gibi Türkiye’nin derin siyasetinde de hiçbir konu sebepsiz yere gündeme girmez ve kamuoyun da tartışılmaz.  Bir konu siyasi aktörlerce gündeme getirilmiş ve ısrarla gündemde tutulmaya çalışılıyorsa konun görünen yüzünden daha ziyade doğru sonuca ulaşabilmek ve planlananın ne olduğunu anlayabilmek için konun “ Arka Planını” irdelemek, yani halının altına bakmak gerekir. 

 

2009 yılında, yani günümüzden 11 yıl önce Meclisteki torba yasası görüşmeleri sırasında kanun teklifinin ilk metninde  “hali dahilinde”   sözcüğünün    “dahilinde”  şeklinde değiştirilerek maddenin bu şekilde kanunlaşması ile askeri personelin sivil mahkemelerde yargılanmasının önünün açılmıştı. Bu konu ile ilgili Eski Genel Kurmay Başkanlarından Mehmet İlker Başbuğ yapılan bu değişikliği Fetö’nün siyasi ayağı ile bağlantı kurmuş, bununla birlikte tartışmalar başlatılmış ve ısrarla gündemde tutulmaya çalışılıyor. Ben yapılan bu tartışmaları n çözüm odaklı, samimi, iyi niyetli tartışmalar olarak görmüyorum.

 

Bu ve buna benzer tartışmalar toplumumuza zarar verdiği, toplum arasında gereksiz kutuplaşmalara sebep olduğu gerçeği unutulmamalıdır. Bunun yanında hiçbir mantıklı açıklaması olmayan ve üzerinden uzun yıllar geçmiş, tartışma konusu şahısların birçoğunun emekliye ayrılmış asker olmaları insanın aklına ister istemez, “Düğün değil, bayram değil, eniştem beni neden öptü?” misali  bir tartışma ile ne murat edildiği  ise tam anlamı ile bir muamma.

 

İlker Başbuğ’un fitilini ateşlediği bu tartışma, siyasetteki domino etkisi ile  “Fetö” ve “İkinci Askeri Darbe kalkışması”   gibi ucu açık, nerede başlayıp nerede biteceği belli olmayan dipsiz kuyuya taş atılmasıdır. 

 

Siyasi parti liderleri, halkın birlik ve beraberliği, ülkenin refahı ve mutluluğu için harcamaları gereken enerjilerini birbirlerini Fetö’nün siyasi ayağı gibi konular için harcamaları izah edilebilir bir durum değildir. Bu ve buna benzer suçlamalarda kimi dinlersen dinle,  Nasreddin Hoca’nın “ Sende haklısın, sende haklısın…” darbı meselindeki  gibi her iki tarafta kendini haklı görüyor. Ama hiçbir zaman elle tutulur, gözle görülür sonuçlara maalesef ulaşamıyoruz.

 

Zamanında “ Fetö” ile kol kola girip,  Fetö’ye verilen milletvekili kontenjanı ile oy devşiren, danışmanından, bakanına, genel müdüründen, müsteşarına kadar en yakın çalışma arkadaşlarını bu ekolden seçenler, bugün kalkmış, yok ayağı senin, bacağı benim, gibi sözlerle bir birleri ile söz düellosu yapmaları topluma hiçbir faydası yok.

 

Perşembe’nin gelişi, Çarşamba’dan belli olduğu gibi bu tartışmalardan sonra  “ikinci bir askeri darbe kalkışması” tartışmalarının gündeme gelmesi ise tartışmaların tuzu biberi oldu.   Türkiye artık bu ucu açık tartışmalardan sıkıldı.  Geçmişte yaşanmış ve herkesin sorumluluğu bulunduğu konular da reddi miras yapabilmek ve halkın hafızasını değiştirmek için temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp tekrar tekrar gündeme getirilmesi iyice kabak tadı verdi.

 

Bu tür tartışmalardaki süreci, aktörleri dikkatlice izleyip, satır aralarına sıkıştırılmış kamuoyuna verilmek istenilen mesajın iyi tahlil edilmesi gerekir. Kimlerin darbe aşklarının depreştiğini,  darbe ve darbeler konusunda kimlerin hangi kulvarlar da koştuğunu,  siyasette bulunmayı bayrak yarışı görenlerin nerede durduğunu, bayrağı teslim almak üzere yedek kulübesinde kimlerin bekletildiğini, kimlerin ısınma turlarına başladığını çok iyi gözlemleyin. 

 

Peki, bundan sonra Türkiye’de 15 Temmuz veya 12 Eylül benzeri ikinci bir askeri darbe kalkışmasına teşebbüs edilebilir mi?

 

 Gaflete düşüldüğü, tedbir alınmadığı zaman, zayıf ihtimaller dahilin de olsa da Türkiye’de her an her şey olabilir. Çünkü ABD gibi bir müttefikimiz ve bu devletin başında da Trump gibi biri var.  Hoşumuza gitse de, gitmese de, bu durum yaşadığımız coğrafyanın,  kurulmak istenilen yenidünya düzeninin ve ülkemizin acı bir gerçeğidir.

 

Bu nedenle gün uyanık ve tedbirli olmak, birlik ve beraberlik içinde kenetlenme zamanıdır. İktidarı, muhalefeti şimdilik kucağındaki taşları bir kenara koymalı, sadece ülkemizin ve insanımızın güvenliğine ve selametine odaklanmalıdır.

 

.

 

 

 

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.