SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Yazıyorum 10.06.2019

Yazının Giriş Tarihi: 10.06.2019 10:21

Rahmetli Erbakan ileri görüşlü, dünya ve ülke siyasetindeki olayları doğru okuyabilen milli bir siyasetçi idi. Bu nedenle Türkiye üzerinde ince hesapları olanlar Erbakan’ıniktidara gelmesini hiç istemediler.

 

 Bunun için de kendilerince tehlikeli bulduklarıfikirlerinin Türkiye’de ve İslam dünyasında taraftar bulmaması için kara propaganda ile haysiyet cellatlığı yaptılar. Yaptıkları yetmeyince dedaha da ileri giderek kurduğu partiler kapatıldı.

 

Bütün bunlara rağmen iktidara gelişi engellenemediği zamanda iğrenç provokasyonlar kurularak iktidardan post modem darbeler ile güya demokrasi adına indirildi.

 

Rahmetli her zaman olduğu gibi yıllar öncesinde de siyasi zekâ ve öngörüsü ile “Bir gün mesele Suriye olursa, bilin ki hedef Türki’yedir.” Diye yıllar önce bugünler için gerekli uyarısını yapmıştı. İşte şimdi tam da o günlerdeyiz. Türkiye, Siyonizm güdümlü, emperyalist güçlerin hedef alanına girdiğini, yaşanan ve yaşatılan yapay ekonomik ve siyasal olaylar ile bunu en bariz şekilde gösteriyor.

 

Ülkemizin bulunduğu coğrafyanın jeopolitik yapısı, tarihi ve kültürel geçmişi emperyalist güçlerkurmayı hayal ettikleri Siyonist odaklı yenidünya düzenine engel gördükleri için,  akla hayale gelmeyen komplo teorileri ile en küçük bir karmaşayı ganimet bilip fırsata çevirme gayreti içine girdiklerine şahit oluyoruz.

 

İstanbul seçimlerinin YSK tarafından iptal edilmesi sonucunda oluşan gerginliğin üzerine benzin dökülerek günlük siyasi tartışmalar ile halkın karpuz gibi ortadan ikiye ayrılması için pompalanan siyasi gerginlik toplumun az bir bölümünde karşılık bulmuşa benziyor. Bunun yanındahalkınbüyük çoğunluğu sağcısı solcusu, Millet ve Cumhur ittifakı ayrımı yapmadan milli duruş, akli selim bir düşünceile olayları değerlendirdiğine ve gerginlikten uzak uzlaştırmacı bir duruşsergilediklerine şahit oluyoruz.  

 

Yapılan yüzlerce provokasyona rağmen halkın birlik içinde durmasında dini ve milli bayramlarımız büyük katkı sağlıyor. Ramazan Bayramında akraba eş ve dost ziyareti için memleketlerine gelen İstanbul seçmenlerinde bunu gözlemledim.

 

Bu millet artık siyasetin milli menfaat çerçevesinde kavgasız, gerilimsiz, anlayış ve hoşgörü içinde yapılmasını istiyor. Gerginliğe, siyasi edep ve ahlaka uygun olmayan gerilim siyaseti istemiyor. Milli menfaatler ve ülke geleceği konusunda farklı siyasi görüşte olsa da doğru bildikleri konularda tek bir vücut olarak birleşebiliyor.

 

Cumhur ittifakına oy verdiği ve verecek olduğu halde, Ak Parti seçmenin dürüst siyaset yapan insanlarla yol yürümeleri gerektiği tarzındaki uyarıları görmezden gelinip, yanlış uyguladığı politikalar nedeniyle açık ara farkla kazanması gereken İstanbul ve Ankaraseçimlerini uyguladıkları yanlış siyaset ilekaybetme noktasına getirip, İstanbul seçimleri ile ilgili yaşanan takvimi eleştiriyor.

 

Bunun yanında Millet İttifakına oy vermiş ve verecek olduğu halde YSK üyelerine “Çete” , devletin valisine “ İt” denilmesini hoş karşılamayan, daha ılımlı siyaset taraftarı olan seçmen kitlesinin bulunması her iki taraftar kitlesi arasında sağduyunun hakim olduğunu gösteriyor.

 

Siyasetçiler de artık bu gerçeği görüp, siyasi çalışmalarını, hoş görü ve ılımlı siyaset ile yürütmeleri hem kendi menfaatlerine hem de ülkemizinmenfaatine olacaktır. Çünkü gerginlik ve ötekileştirmeye yönelik kavgacı siyaset yapanlara halk gereken dersi sandıkta verecektir.

 

YSK tarafından iptal edildiği için 23 Haziran tarihinde yenilenecek olan İstanbul seçimlerinin iki bayram arasında olması da bir yerde tevafuk oldu. Çünkü seçim nedeniyle oluşacak gergin ve kaotik ortam, önümüzdeki Kurban Bayramının ikliminde toplum arasında oluşabilecek negatif siyasi enerjiyi pozitif hale getirecektir.

 

İyi ki bayramlarımız var. Siyasilerin gergin siyaset tarzları nedeniyle halkın çok az bir kesiminde oluşan gerginlik bayramlarımız nedeniyle normale dönüyor.

 

İnadına birlik, inadına hoşgörü….