SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Yazıyorum 10.03.2020

Yazının Giriş Tarihi: 10.03.2020 08:34

Yarım asırdır Ülkemizin başına bela olan, Irak ve Suriye’deki terörist unsurlarla mücadele edebilmek için Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK)  sınır dışındaki görev süresinin bir yıl daha uzatılmasına dair Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmüş ve AK Parti, CHP, MHP ve İYİ Partinin oyları ile 30 Ekim 2019 tarihinde kabul edilmişti.

 

Meclisten alınan bu yetki üzerine İdlib’e düzenlenen  “Bahar Kalkanı Harekâtı” aleyhine başlatılan, sınır tanımayan, ülkemiz menfaatlere aykırı bir şekilde yürütülen kara propaganda kapsamındaki  “Psikolojik Harekât” sonucu iç ve dış siyasetteki yaşanan olaylar ülkemizin milli birlik ve beraberliği açısından acilen tedbir almasını gerektirecek endişe verici bir hal almıştır.

 

Çünkü 27 Şubat akşamı İdlib’de 33 Arslan parçası yiğidimizin kurulan hain tuzak sonucu şehit olması üzerine şehit sayısının açıklananın çok üstünde olduğu iddialarıyla marjinal gruplar tarafından “Hükümet İstifa” sloganı ile halkın sokağa çağrılması sonucu başlayan ve halen devam eden, kara propaganda kapsamında yürütülen  “Psikolojik Harekâta”   toplumumuzun ve devletimizin selameti ve bekası için artık dur denilmesi gerekmekte ve bu ve buna benzer “ Psikolojik Savaş” tekniği olan kara propaganda unsurlarına müsaade edilmemelidir.

 

Çünkü ortaya çıkmak için her  fırsatı ganimete çevirmeye çalışan ne idüğü belirsiz bir grup Elazığ depremi ile İdlib’e yapılan “ Bahar Kalkanı Operasyonunda” toplumumuza ve ülkemize yönelik zirve yapan ve sosyal cellatlar tarafından  yürütülen  “Psikolojik Harekâta"  artık önlem alma zamanı gelmiş ve geçmiştir.

 

Organize olmuş; planlı ve programlı, basılı, görsel ve sosyal medyada, yalan yanlış,  haberler, montajlanmış görüntüler ile devleti küçük düşürecek, güveni azaltacak, toplumda infiale sebep olacak, alevi-Sünni ayrıştırmasını körükleyecek haberlerin servis edilmesinin zamanlaması çok dikkat çekicidir.

 

 

 

Meclisten almış olduğu yetki çerçevesinde Ordumuz, milli güvenliğimiz için sınır ötesine operasyona gittiği, şehitlerimizin olduğu, milletin kan ağladığı bir dönemde;  “Suriye’de ne işimiz var?” Diye başlayan ve Türk Ordusuna İşgalci diyecek kadar ileriye götürülen kirli bir propaganda iyi niyet, insan sevgisi, barış gibi kavramlar ve fikir hürriyeti ile açıklanabilecek bir durum değildir.

 

Güneydoğuda, terörist unsurlarca yüzlerce şehidimiz olduğu zaman üç maymunu oynayanların, hata destekleyecek kadar gözü dönmüş olanların Ordunun operasyonda, toplumun ve askerin morale ihtiyacı olduğu bir zamanda birden barışsever rolüne bürünüp “Savaşa hayır” kampanyası başlatmaları kabul edilebilir bir durum değildir.

 

 

Elbette muhalefet, iktidarın her dediğine evet demek, onaylamak mecburiyetinde değildir. Ancak, ülkenin güvenliği ve milli çıkarlar söz konusu olduğunda her zamankinden daha dikkatli ve hassas davranmak zorundadır.

 

Hal böyle olmasına rağmen, siyasette ve sivil toplum örgütlerinde belli bir kesimin savaş karşıtlığının arkasına saklanarak Türkiye’nin milli çıkarlarının tersine,  ipe sapa gelmez, yalan, düzmece ve montajlanmış haberler ile bilgi kirliliği yaratılmasının önüne geçilmesi gerekmektedir.