SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Yazıyorum (04.05.2020)

Yazının Giriş Tarihi: 04.05.2020 09:01

 “ Yalama Yapmak” toplum arasında yaygın olarak kullanılan bir deyimdir. Teknik olarak somunun, düzensiz kullanılması sonucunda deforme olması nedeniyle tutmaz olup boşa dönmesi anlamında kullanılır.  Gündelik hayatımızda ise, toplum için önem taşıyan değerleri itibarsızlaştırmak adına algı operasyonlarında dolgu malzemesi olarak kullanılan deforme edici davranışlar için kullanılır.

 

Bütünün parçalarını bir birine tutturmak için vida ile somun ne kadar gerekli ise, toplumları ayakta tutan, milli birlik, beraberlik ve kardeşlik ruhunu kaynaştıran, tarihin süzgecinden geçmiş, kabul görmüş, gelenekselleşmiş ve toplumun karakterini yansıtan toplumsal değer yargıları da bir o kadar önemlidir.

 

“Komşusu aç iken, tok yatan, bizden değildir.” Hadisi Şerifindeki Peygamber (SAV)’in “ Bizden değildir.”   reddiyesine maruz kalmamak için her mümin, inancı ve elindeki imkânları ile komşusuna, fakir, fukaraya, garip gurabaya, yolda kalmışa, düşküne sahip çıkmış, gözetmiş ve elinden gelen yardımı sağ elinin verdiğini sol elinin görmeyeceği bir gizlilik içinde yapmıştır.

 

Göçmen kuşlar ve kimsesiz, evlenemeyen genç kızlar için çeyiz yardımı yapılmasından tutunda akla hayale gelmeyecek birçok hayır ve hasenat amaçlı kurmuş olduğu vakıflar, bugün tarumar edilmiş olsa da tarihimizin yüz akının birer nişanesidir.  

 

Ecdadımızın Hilal-i Ahmer Cemiyeti, günümüzde Kızılay diye yapılmış isim değişikliği ile faaliyetine devam etmekte, güzel ve faydalı hizmetlerine devam etmektedir. Ancak geçmişimizden gelen birçok değerimizin erozyona uğratıldığı gibi, günümüzde de müesseseleşmiş yardımlaşma kurumu olan Kızılay birilerinin gözüne fena batmış olmalı ki, bu güzide kurumumuzu yıpratmak ve yaptığı hizmetleri görmezden gelip “Yalama Etmek”  için yıpratma kampanyası başlatıldı.

 

Elazığ depremi ile koordineli bir şekilde başlayan, “ Biz bize yeteriz Türkiye’m ” sloganı ile başlatılan yardım kampanyası ile zirve yapan ve “ Zırnık Vermem” kindarlığına dönüşen nefret söylemleri ile yıpratma kampanyası devam etmiştir.

 

Cumhurbaşkanımızın “ Biz bize yeteriz Türkiye’m ”  çağrısı ile başlatılan yardım kampanyasına, IBAN numarası üzerinden yıpratma kampanyası muhalefete rağmen halkımız büyük bir teveccüh göstermiş, yardım kampanyasına iştirak etmiştir.

 

Hal böyle olunca da, yıpratma kampanyası ile netice alamayacaklarını anlayanlar, bu defa suyu bulandırmak, yardımlaşma kampanyalarını siyasi rant görüntüsü verebilmek, toplum açısından çok önemli olan yardımlaşma değerlerimizi “Yalama yapmak” için algı yaratmak ve bilgi kirliliği oluşturmak için harekete geçtiler.

 

 Belediyelerin zekât ve sadaka toplama gibi bir görevi ve yetkisi olmadığı halde, İmamoğlu zekât ve sadaka istemeye, Mansur Yavaş da Ankara’daki Mahalle Bakkallarındaki veresiye defterlerinin yırtılması şovunu başlattı.

 

CHP den İYİ Partiye yapılan yirmi milletvekili arasında bulunan şimdinin İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan’da Anadolu’ya has olan ve en ücra köşelerine kadar uygulanan “Askıda” uygulamasının mucidi imiş gibi sahiplenip “Askıda Ekmek”  uygulaması başlattığını duyurdu.

 

Adana Büyükşehir Belediye Başkanı da altta kalmamak için hedefi biraz daha büyük tuttu,  Şehir Hastahanelerine alternatif   “Sahra Hastahanesi” yaptığı iddiası ile ortaya çıktı.

 

Bir de bağışıklığı güçlendirdiği için İstanbul’a halka dağıtılmak üzere 100 ton limon getirilmesi vakası var ki, sormayın gitsin; tam bir Aziz Nesinlik trajedi oldu.

 

Koronavirüs salgını nedeni ile göstermelik olarak düzenlenen ve birçoğu sdik yarışına dönen yardım kampanyalarındaki yaşananlar, Demirel’in 1991 seçimlerindeki :"kim ne veriyorsa beş lira fazlasını vereceğim"   vaadini akıllara getirdi.

 

Türk halkını hafife almayın. Kimin değerlerine gerçekten sahip çıktığını, çalışıp çabaladığını, kiminde sahip çıkıyormuş gibi yaparak toplumun önemsediği değer yargılarını tiye alıp yalama yapmak için uğraştığını çok iyi biliyor ve görüyor.

 

Bunun için yüzyılların kazanımı olan gelenek ve göreneklerimize gerektiği gibi sahip çıkılmalı, orasından burasından çekiştirip “Yalama yapmak” için boş yere çabalamak yerine, yardımlaşma ruhunun edep ve adaplarına uyulmalıdır.

 

Yoksa halkımızı, “ Makarnacılar ve Limoncular”  diye ayrıştırmanın hiç kimseye faydası olmadığı gibi, yardım yapıyorum adı altında siyasi şov yapmaya kalkanların gayretleri kuru gürültü kirliliğinden başka hiçbir işe yaramayacaktır.