SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Yazıyorum 04.02.2020

Yazının Giriş Tarihi: 04.02.2020 08:20

Bugün İl statüsünde olan Yalova; 1995 yılına kadar İstanbul'un gözde ve güzide İlçelerinden biriydi. Doğal olarak da İl İdaresi Kanuna göre kaymakam tarafından yönetiliyordu. Yalova, güzide

Çünkü halk arasında,“Kim Takar Yalova Kaymakamını” diye söylenilen kötü bir üne sahipti. Kaymakamlık Makamı, devlet memurluğunun en itibarlı mesleklerinden olmasına rağmen, Yalova Kaymakamlığının mesleki itibarı halk arasındaki bu söylentiden dolayı bir hayli zedelenmiş idi.


Hikâye buya: Yalova'ya yeni mezun genç bir kaymakam atanır. Görevine başlamak üzere İstanbul'dan vapura binen genç, birazda ne oldum delisi olan kaymakam, Yalova'ya geldiğinde iskelenin tıklım tıklım insanlarla dolu olduğunu görünce, Yalova halkının kendisini karşılamaya geldiği gibi bir vahametine kapılır. Çıt kırıldım tavırları ile kendisine çeki düzen verir, bıyığını, sakalını düzeltir, güverteye çıkar, kendince kendisini karşılamaya geldiği sandığı halkı selamlamaya başlar.

Ancak ayakkabılarının iyi parlamadığını fark edince, gemide seyyar olarak ayakkabıcı boyacılığı yapan çocuğu çağırır... Ayakkabı boyacısının kendisinin Yalova Kaymakamı olduğunu anlamasını bekler ama çocuk oralı olmaz. Yalova Kaymakamı olduğunu, halkında onu karşılamak için geldiğini söylemek için boyacıya: “Bu kalabalık Yalova Kaymakamını mı bekliyorlar.” diye sorar... İşte o zaman boyacı çocuk yıllarca unutulmayacak kapak olacak sözü yapıştır: “Kim takar Yalova Kaymakamını ağabey, millet Gazi Paşa'yı bekliyor...”


Günümüzde,“yaprakların, kendisini alkışladığını, kar tanelerinin selama durduklarını” zanneden idareci ve siyasileri gördükçe, o zamanki gencecik, tecrübesiz, toy “Yalova Kaymakamına” çok büyük haksızlık yapıldığını düşünüyorum.

Neyse ki, Yalova il olduktan sonra, “Yalova Kaymakamı” meselesi zaman içinde unutuldu gitti. Bizim gibi nüfus kâğıdı eskimişler tarafından yeri geldikçe çeşitli vesileler ile örnek babından böyle hatırlamalar yapılması gerektiğinde ister istemez gündeme geliyor.

Şimdi ise esas gündemde maddemiz, gözden kaçırılmaya, yok sayılmaya çalışılan “İtfaiyeci Teyzemiz” var. Ancak bu “İtfaiyeci Teyze” konusu “Yalova Kaymakamı” kadar masum değil.

İmamoğlu, İBB olduktan sonra, yakın çalışma ekibini kurarken Genel Sekreter Yardımcılığına atadığı ve 16.07.2019 tarihinde göreve başlatılan, kamuoyunda bu günlerde “İtfaiyeci Teyze” olarak ünlenen Yeşim Meltem Şişli'nin unvanına, yaşına başına uygun olmayan davranış ve açıklamaları ile kamuoyunun vicdanını çok acıttı.

Göreve geldiği günden itibaren başörtülü personele karşı savaş açan, aşağılayan, kokuyorsunuz gibi edep dışı sözlerle rencide eden, akla hayale gelmeyen mobing uygulamaları ile çalışma ve toplum barışını zedeleyen ve insan haklarını ihlal eden bu “ İtfaiyeci Teyzemiz”, yaptığı toplantıda, bayan personele “ Kaldırın bakalım ellerinizi kimler bekar göreyim” gibi hiçbir ahlaki ve insani değer ile bağdaşmayacak ve üstüne hiçte vazife olmayan sorusuna aldığı cevap üzerine, sorumlu erkek müdüre: “Bunları itfaiyeciler ile buluşturalım kaynaşsınlar” gibi iğrenç, yenir yutulur hiçbir tarafı olmayan ve mantıklı hiçbir açıklaması olmayan bu söz ve davranışlar düpedüz seviyesizliktir, iğrençliktir.

Bu iğrenç manzaraların ortaya çıkmasına inanın hiç şaşırmıyorum. İddia ediyorum ki bunlar buzdağının sadece görünen kısmı... Çünkü yakın tarihimizde bu ve buna benzer binlerce olaylar yaşandı.

Daha sırada “ İkna Odaları Var.”