SON DAKİKA
Hava Durumu

Noel Babayı bekleyen Ümmet…    

Yazının Giriş Tarihi: 05.01.2023 09:35
Yazının Güncellenme Tarihi: 05.01.2023 09:35

Acısı, tatlısı; iyisi kötüsü ile bir yılı daha geride bıraktık. Aslında geçip giden yıllar değil. Yeni yıl, eski yıl derken ömür geçip gidiyor.

Eski yıl gitti, yeni yıl geldi diye kutlamalar yaptığımız yıllar; sonbahar yaprakları gibi her savrulurken geldi diye sevinç naraları attığımız, konfetiler ile karşıladığımız her gelen yeni yıl geçen günleri, yılları aratıyor. Çünkü yaşadığımız gezegen her geçen gün insanlık için daha tehlikeli bir hal alıyor ve biraz daha karanlık bir meçhule doğru ilerliyor.

Savaşlar, siber saldırılar; laboratuvar üretimi insanlığı tehdit eden sanal salgınlar... Küresel güçler tarafından fonlanan ve insanlığın başına bela edilen uluslararası taşeron terör örgütleri...

Sebepsiz yere çıkarılan savaşlar; yerinden, yurdundan göç etmeye zorlanmış milyonlarca mülteci. Gözü yaşlı, anasız babasız kalmış, uluslararası organ mafyasının sermayesi olmuş kimsesiz çocuklar. İşgaller ve iç karışıklıklar ile tarumar edilmiş İslam coğrafyası…

Haklı olarak diyeceksiniz ki Dünyada bunlar olurken, İslam coğrafyası tarumar edilirken Dünya Müslümanları armut mu topluyor?..

Öz eleştiri mi dersiniz, yoksa kendimizi muhasebe etmek mi dersiniz bilemiyorum ama, Dünya Müslümanlığı olanlar karşısında üzerine ölü toprağı serpilmiş görüntüde “Noel Babayı” bekliyor…

Sınır komşumuz Suriye’nin bir tarafında içler acısı iç savaş yaşanıyor ve milyonlarca Suriyeli mülteci durumunda iken diğer tarafta hiçbir şey yokmuşçasına Şam’da çılgınca yılbaşı kutlanıyor. Suudi Arabistan ise devlet eli ile resmi yılbaşı kutlaması yapıyor. Ülkemizin durumu ise açıklamaya gerek bırakmayacak derecede her şey apaçık ortada.

Suçlu aramak, suçlu bulmak; kendimizi ak pak gösterip başkasını sorumlu tutmak gibi bir niyetim yok… Ayrıca buna hakkımız da yok... Ama durum da ayan beyan ortada… Mevcut durumun ve gidişatın yegâne sorumlusu günümüz İslam Dünyasının her ferdi aklı ve imkanları nispetinde bu halden sorumludur…

Bir medeniyet ve aydınlanma inancı olan İslam Dünyası bir günde bu hale gelmedi. Önce beyinler, sonrada toprakları işgal edildi. Nemelazımcılık ve vurdum duymazlık virüsü bütün İslam coğrafyasını[HK1]  kuşattı. Sonrası zaten çorap söküğü gibi peşin sıra geldi.

Sebep sonuç ilişkisi içinde binlerce neden sıralanabilir ve mazeret bulunabilir. Ancak hiçbir mazeret başarının yerini tutamayacağı gibi hiçbir gerekçe de Ümmeti İslam’ın bugünkü durumunda bizi haklı çıkarmayacaktır.

Bazılarımız düşünce konforunu bozmamak için işin kolayını seçip, belki de “Bana ne kardeşim, Dünyanın enayisi ben miyim.” Diye kestirip atacak.” Bazısı da bir adım daha ileri gidip sorumluluğu insanlığa Ekmel din olarak gönderilmiş İslam’a yükleyip kendince bir çıkış yolu bulmaya çalışacaktır.

Oysaki inancımız gereği yaşananlardan ve olanlardan sonuna kadar hepimiz sorumluyuz…

Günümüz İslam Dünyasındaki bugünkü şartları ve mevcut durum, belki de cahiliye dönemi ile kıyaslanabilecek kadar çetin ve zor ama çözüm ve yaşanmışlık örneği de Kitap ve Sünnet de ayan beyan ortada…

Peygamberimiz (SAV) Efendimizin Veda Hutbesindeki:

...

 "Ey insanlar! "Muhakkak ki şeytan şu toprağınızda kendisine tapınmaktan tamamen ümidini kesmiştir. Fakat siz bunun dışında ufak tefek işlerinizde ona uyarsınız bu da onu memnun edecektir. Dinimizi korumak için bunlardan da sakınınız.

...

 "Ey müminler! "Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanetler Allah'ın kitabı Kur an-ı Kerim ve Peygamberinin sünnetidir.”  Sözleri ile tebliğ süresinde söylediği:

"Mümin mümine karşı, parçaları birbirini bağlayıp tahkim eden bina gibidir, buyurdu ve (bu bağlılığı göstermek için Resul-i Ekrem) parmaklarını birbirinin arasına geçirip kenetledi."

“Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, haksızlık yapmaz, onu düşmana teslim etmez. Müslüman kardeşinin ihtiyacını gideren kimsenin Allah da ihtiyacını giderir. Kim bir Müslümandan bir sıkıntıyı giderirse, Allah Teâlâ o kimsenin kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim bir Müslümanın ayıp ve kusurunu örterse, Allah Teâlâ da o kimsenin ayıp ve kusurunu örter.” Hadisi Şerifleri ortadadır.

Örnekleri çoğalta biliriz ama marifet bilmekte değil uygulamakta… Diyelim ve Merhum Mehmet Akif’in dizeleri ile çaresizliğimizi haykıralım…

“Gitme ey yolcu, beraber oturup ağlaşalım.

Elemim bir yüreğin kârı değil paylaşalım”

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.