SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

MUZ VAR YİYECEN Mİ? (06.11.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 06.11.2021 09:30

Sözün bittiği yerdeyiz... 

 

Gazi Mecliste yurtdışına asker gönderilmesi tezkeresinin görüşüldüğü günlerde Suriyeli kendini bilmez üç beş genç, kameraların önünde görmemişler gibi muz yemeleri sosyal medyaya düştü. Hızla yayıldı ve büyük tepki topladı. 

Bu görüntüler tam anlamı ile bir aymazlık ve sorumsuzluk örneği… İnsanın eline küreği alıp dinlene dinlene ağızlarına vurası geliyor… 

Görüntülerin yayınlanması ve tepki toplaması üzerine bu hadsiz gençler sınır dışı edildiler. Şimdi Eset’in Suriye’sinde bulabilirler ise doya doya muz yesinler…  

Suriye, Irak ve Libya vb. Ülkeler ile ilgili Türkiye’nin yürüttüğü milli dış politikayı üç beş Suriyeli sorumsuz gencin muz yeme görgüsüzlüğüne indirilemeyecek kadar önemli bir mesele olmasına rağmen muz yiyen bu gençlerin görgüsüzlüğü de hiçbir şekilde tasvip edilemez.… 

Genci, yaşlısı, erkeği kadını kısacası herkes üzerine düşen sorumluluğun bilincinde olmalı ve her tür davranışlarına dikkat etmelidir. 

Çünkü başta ABD, İngiltere ve Fransa başta olmak üzere BM adı altında bütün emperyalistlerin askerleri Suriye’de. Bu küresel emperyalistlerin askerleri Suriye’ye çiçek toplamaya, barış ve demokrasi getirmeye gelmediler.  

Türk askerinin Suriye’ de, Kosova’da, Libya’da… Ne işi var diyenlerin ABD, İngiltere ve Fransa’ nın Suriye’ de ne işi var diye sormaları gerekirken dereyi bulandırmamak adına sormazlar soramazlar…  

İşgalci gözü dönmüş emperyalistlerin ve Eset’in zulmünden kaçabilmek adına anasını, babasını, kardeşini, sevdiğini; yerini, yurdunu bırakıp çareyi ülkesinden kaçmakta bulmuş... Aç sefil Suriyeli göçmen gençlerin üzerinden algı oluşturmayı ve önlerine bir kasa muz koyup, yiyin bakalım deyip düzmece haber yaparlar/yaptırırlar…Ki halk resmin büyüğünü görmesin… 

Türkiye’nin şimdiye kadar Jakobenlerin pısırık dış politikaları yerine son zamanlardaki milli duruş ve ülke sınırları dışında güvenlik şeridi oluşturulması için sergilediği girişimleri ve cesaretle yürüttükleri dış politikasını önemsiyorum. 

 Türkiye hem insani açıdan hem de milli çıkarlarımız için doğrusunu yapıyor...  

 İçinde zerre miktarı merhameti olan ve insani duygu taşıyanlar; bu insanlar Suriye’de kalsınlar, orada ölürse ölsünler diyemez. Dememesi de lazım... 

Bunun yanında kedi ve köpekler için merhamet patlaması yaşayanların nerede ise tamamına yakınının “Suriyelileri istemezükçülerden” olmasını da şimdiye kadar tam olarak anlayamadığımı da not olarak belirtmek isterim. 

En önemlisi de Rahmetli Erbakan’ın yıllar öncesinde “Suriye’yi istemelerinin tek bir nedeni vardır. O’da Türkiye’yi işgal etmek için zemin hazırlamaktır. Eğer bir gün mesele Suriye olursa bilin ki hedef Türkiye’dir.” Diye yapmış olduğu tarihi uyarıdır. 

 Rahmetli Erbakan; müneccim veya falcı değildi. Geleceği okumak, bilmek gibi olağan üstü güçleri de yoktu. Ama boşa konuşan biri değildi. 

Rahmetli Erbakan; samimi, ihlaslı bir Mümin, vatanını-milletini seven, ömrü mücadele içinde geçirmiş bir dava insanı idi.  Şimdiye kadarki öngörülerinin neredeyse tamamında isabet etmiş ileri görüşlü, milli biriydi. 

Bu nedenle de Suriye konusundaki öngörülerini önemsiyor ve dikkat edilmesi gerektiğine inandığım için Türkiye’nin Suriye politikasını doğru buluyor ve destekliyorum...  

Sonu ölümde olsa ülkelerinde kalıp mücadele etmek yerine tabana kuvvet ülkelerini terk etmelerini doğru bulmuyorum. 

 

Ancak Suriye’de kim kime karşı, kim kimin düşmanı belli değil... Birileri birilerini öldürüyor.  Ortada ne idüğü belirsiz, kimin ve hangi emperyalist ülkenin taşeronu olduğu belli olmayan birçok eli silahlı grup var, kim kimin düşmanı ortada net bir şey yok... Kimin eli kimin cebinde tamamen muamma... 

Tek bilinen Suriye’de Eset diye birisinin olduğu, azınlığın çoğunluğu yönetiyor olması... Buna ne kadar yönetmek denilirse... 

Emperyalist ülkelerin hepsi aç kurtlar gibi Suriye’de bekliyorlar. Paralı askerleri, çakma dini örgütleri... Algı ajanları, istihbarat örgütleri ile tam bir şeytan üçgeni çukuru... 

Suriye’de Müslümanların yaşam hakkı yok...  Bu nedenle de çoğu mücadele etmek yerine ülkelerini terk ediyorlar. Tam da işgalci emperyalistlerin istediği gibi... 

Geçekler ile ama, fakat demeden yüzleşmek gerekiyor. Ortadoğu’da Suriye de olduğu gibi bütün İslam ülkeleri bir çıkmaz içinde.  Bu çıkmazdan çıkabilmenin tek yolu, uyanık davranmaktan, birlik ve beraberlik içinden geçtiği bilinmelidir.