SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

MAZBATAMI İSTERİM 9.4.2019

Yazının Giriş Tarihi: 09.04.2019 09:28

Son günlerdeki seçimlerinde tartışmalar yaşanan belediye başkanlığı çok önemli dünyevi bir makam olmasına rağmen, Milletin birlik, beraberlik ve mutluğunun yanında hiçbir değeri yoktur.

1453 yılından beri İstanbul’dan ne hakanlar, başbakanlar, belediye başkanları geldi geçti. Dünya makamlarının hepsi gelip geçicidir. Seçildiğinde geliyorsun, seçilemediğinde gidiyorsun. Yanına kalan sadece Allah’ın rızası ve yapabildiğin güzel hizmetler.

Toplum hizmetlerinde esas “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın…” prensibi gereği millet ve devlettir. Bu nedenle, bu ülkenin birlik ve beraberliği için gerekli hassasiyeti taşıyan, vatanına ve milletine hainlik içinde olmayan vatandaşın oyu, kendisi kadar önemli ve değerlidir. Bu nedenle vatandaşın bu tercihinin sandığa yansıması çok önemlidir. Ben kazanıyorsam verilen oylar çok önemli değildir, tekrar tekrar sayılmasına gerek yoktur diye düşünmek, siyasi nezaketsizliktir.

Demokrasi ben odaklı bir düşünce tarzı olmayıp, kazandığı gibi kaybettiği zaman da halkın tercihlerinin göstergesi olan sandığın sonuçlarına saygılı olmaktır. Hal böyle olmasına rağmen, seçimlerin üzerinden bir hafta gibi zaman geçmesine rağmen İstanbul seçimleri ile meşgulüz. Haber programları, saat başı aradaki oy farkını borsa haberleri gibi anlık veriliyor.

Köy kahvelerinde, evlerinde Müge Anlı’nın programını izlerken katili gözünden tanıyanlar, İstanbul seçim sonuçlarına yapılan sayım ile ilgili verilen haberleri hırsız kim programı seyreder gibi izliyor. Kahvede okey oynadığı arkadaşını taş çalarken yakaladığı arkadaşına, yaptığın telaştan çaldığını anladım diye esprisini patlatabiliyor.

Kadirşinas Türk halkı o kadar derin bir hoş görü ve sezgi hissine sahip ki, hiçbir hareketi kaçmıyor. Psikolojik algı ile üstünlük yaratmak için yapıldığı söylenen panik ve telaş alametleri, kayıp aranırken üstü aranacak çocuklar gibi mızıkçılık yapılmasını da fark ettiğini söyleyebilirim.

Maddi hataların, bilinçli veya bilinçsiz oy kaydırma hatalarının yapıldığı gerçeğine rağmen, sandıkların sayılmasına itiraz edilmesi, telaş içinde, Anıtkabir’e çıkılması ve mazbatamı isterim diye tutturulması ise bir kanaatin oluşmasına yardımcı oldu.

İstanbul’un değişik İlçe Seçim Kurulları birbirinden farklı ve dikkat çekici kararları ile oy sayımını durdurdu, sonra devam edildi. Şu anda devam ediyor. Aradaki fark kapanır kapanmaz, ama arada inkâr edilemez bir fark olduğu ortaya çıktı. İlçe Belediye başkanlıklarını % 70 oranları ile kazanan bir partinin Büyükşehirde kaybetmesi ise izahata muhtaç diğer bir husus...

Seçimlerde sadece Büyükşehir Belediye Başkanlığı için oy kullanılmadı. İlçe Belediye Başkanı, Meclis üyeleri ve muhtar ile azalar seçildi. Çıkan oy farkı bu seçimlerde değişikliğe neden oldu. Onun için biraz sabır. “İnek doğuruncaya kadar beklenildiği gibi sükûnet içinde süt pişinceye kadar da bekleyelim ve görelim. Kazanan kim ise İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olur, mazbatasını alır görevini yapar.

Bu seçimler de bir katakullinin döndüğü veya döndürüldüğü bir gerçek. Katakulliyi döndüren ve döndürülmesine izin verende suçludur.

Bazıları bunun bilindiğini, suçüstü yapmak adına göz yumulduğunu iddia ediyorlar. Seçim akşamı İçişleri ve Adalet Bakanlarının İstanbul’a gelmesinin bir tesadüf olmadığını, operasyona operasyon çekildiğini söyleyenler de var. Küçükçekmece de yirmi bin sahte seçmen yazılması ile ilgili Nüfus Müdürünün tutuklanmasının ve bazı sandık başkanlarının para karşılığını kaydırma işlemini yaptıklarına dair itirafların sosyal medyaya düşmesi bunun organize bir eylem olduğunu gösterdiğinin üzerinde ısrarla dikkat çekiyorlar.

Olabilir mi? İhtimal dahilinde. Bunu devletin yetkili ve etkili makamları araştırırlar sonucu hep beraber öğreniriz.

Benim dikkat çekmek istediğim konu sağduyudur. Belediye başkanlığı kazanılır, kaybedilir. Esas olan devlete ve millete zeval gelmemesidir.

Birde ders almak çok önemli. Sosyal medya da hızla yayılan bir hikâyeyi halkın olayı ne kadar dikkatli ve derin bir hoşgörü içinde izlediğini göstermek adına paylaşmak istiyorum.

“Çin’de fakir bir adam o denli aç ve bitkin düşmüştü ki kendini tutamayıp bir armut çaldı. Adamı yakaladılar ve cezalandırılmak üzere imparatorun karşısına çıkardılar.

Hırsız, imparatoru görünce ona şöyle dedi: "Değerli efendim, çok açtım dayanamadım çaldım. Beni affetmeniz için yalvarıyorum size. Beni affederseniz, size paha biçilmez bir hediyem olacak." İmparator dudak büktü: "Senin gibi birinde paha biçilmez ne olabilir ki?"

Hırsız, o anda avucunun içindeki armut çekirdeğini uzatarak "Bu çekirdeği ekerseniz, bir gün içerisinde altın meyveler veren bir ağacın yeşereceğini göreceksiniz." dedi. İmparator bir kahkaha atarak "Ek o zaman, altın meyveleri görünce affederim seni." Dedi.

Yoksul adam: "Haşmetlim bu tohumu ben ekemem, çünkü ben bir hırsızım. Bu sihirli tohumu ancak ömründe hiç çalmamış, başkalarına haksızlık yapmamış, yalan söylememiş biri ekebilir. Tohum o zaman gücünü gösterir, aksi takdirde onu ekeni zehirler ve tarif edilmez acılarla öldürür. Sultanım, bu tohumu ancak siz ekebilirsiniz." İmparator irkildi, suratını astı ve bir süre düşündü. Sonra da hırçın bir sesle: "Ben imparatorum, bahçıvan değil, o tohumu Başbakan'a ver eksin de altın meyveleri görelim." Dedi.

Yoksul adam tohumu Başbakan'a uzatınca Başbakan telaş içerisinde İmparator'a dönüp itiraz etti: "Ben ekim biçim işlerinde çok beceriksizim efendim. Sihirli tohumu yanlış eker ziyan ederim, bence bu tohumu Hazinedar başı eksin." Hazinedar başı hemen bir bahane buldu ve bu görevi bir başkasına devretti. Bir bir orada bulunan herkes sudan sebeplerle tohumu ekme görevinden kaçındılar.

Sonra İmparator, doğan sessizliğin içerisinde bir süre düşündü, başı önünde duran Başbakan'a, Hazinedar'a ve bütün görevlilere dik dik baktı ve "Hadi bakalım bu hırsız bahçıvana tohumunun nasıl altın meyve verdiğini hep birlikte gösterip sevindirelim." dedi, cebinden bir altın çıkararak yoksul adama attı. Herkesin ceplerinden sessiz sedasız birer altın çıkarıp adama vermesini izledi. Sonra da gülerek " Bas git buradan be adam, bu ders hepimize yeter."